Aniden bir feryat duydum.All at once, I heard a cry.
Birdenbire, tiz bir çığlık duydum.All at once, I heard a shrill cry.
Birden bir çığlık sesi duydum.All at once, I heard a scream.
Onun alt kata geldiğini duydum.I heard him coming downstairs.
Onun merdivenlerden aşağı gittiğini duydum.I heard him go down the stairs.
Onun dışarı çıktığını duydum.I heard him go out.
Onun, odadan çıktığını duydum.I heard him go out of the room.
Onun ölümünden derin üzüntü duydum.I felt deep sorrow at his death.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duydum.I hear his business is on the verge of going bankrupt.
Polise teslim olmuş diye duydum.I heard that he gave himself up to the police.
Polise teslim olduğunu duydum.I heard that he gave himself up to the police.
Onun hapishanedeki beş yıldan sonra serbest bırakıldığını duydum.I hear he was released after five years in prison.
Onun yeni bir bilgisayar aldığını duydum.I heard that he bought a new computer.
Onun geçen aydan beri hasta olduğunu duydum.I hear he has been ill since last month.
Onun şehirden ayrıldığını ve doğuya taşındığını duydum.I heard that he left town and moved east.
Onun Mahjong'da çok iyi olduğunu duydum.I hear he is good at mahjong.
Onun bir Amerikan vatandaşı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as a citizen of the USA.
Ben sık sık onun bu şarkıyı söylediğini duydum.I often heard her sing that song.
Onun şarkı söylediğini duydum.I heard her singing.
Onun evlendiğini birinden duydum.I heard from someone that she got married.
Onun mutfaktan seslendiğini duydum.I heard her calling from the kitchen.
Ben onun Bay Smith'in sekreteri olduğunu duydum.I hear she is a secretary to Mr Smith.
Hasta olduğunu duydum.I've heard you've been sick.
Ben sıradışı bir ses duydum.I heard an unusual sound.
Garip bir ses duydum.I heard a strange sound.
Yaprakların hışırdadığını duydum.I heard the leaves rustling.
Köpeğimizin bütün gece havladığını duydum.I heard our dog barking all night.
Ben bir genç kızın yardım çağrısı yaptığını duydum.I heard a young girl call for help.
Kulak misafiri olmak istemedim ama tesadüfen duydum.I didn't mean to eavesdrop, but I did overhear you.
Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.I heard my parents whispering last night.
Aşırı derecede soğuk bir kış yaşadığınızı duydum.I hear that you are having an unusually cold winter.
Onun öldüğünü duydum.I heard that he'd died.
Dün gece yaklaşık saat onda bir kaza duydum.I heard a crash at about ten o'clock last night.
Mary'nin boşanmak istediğini duydum.I've heard that Mary wants a divorce.
Onun çok zengin olduğunu duydum.I heard that he was very rich.
Onun uzun bir süre bu ülkede olmayacağını duydum.I've heard that he won't be in this country for a long time.
Sonezaki'de birçok çift intihar olduğunu duydum.I heard there were many double suicides in Sonezaki.
Uzun süre görüşmedik. Ben, işini tekrar değiştirmiş olduğunu duydum.Long time, no see. I hear that you've changed your job again.
Onun akıcı İngilizce konuştuğunu duydum.I heard him speak fluent English.
Duydum ki yeni bir kız arkadaşın varmış.I hear you've got a new girlfriend.
Senin de pul topladığını duydum.I heard that you are also collecting stamps.
Duydum ki sen uzun mesafeli yarışlarda mükemmelsin.I heard, that you are great in long distance races.
Telefonun çaldığını duydum.I heard the phone ring.
Ben sıradışı bir gürültü duydum.I heard an unusual noise.
Tamamen Asyalı gibi görünmesine rağmen Takahaşi'nin melez olduğunu duydum.Although Takahashi looks completely Asian, I've heard he's of mixed blood.
Robert'ın hasta olduğunu duydum.I heard that Robert is ill.
Çocukların mutlu seslerini duydum.I heard the children's happy voices.
Onun Amerikalı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as an American.
Senin de eve gitmeyeceğini duydum.I heard that you're not going home either.
Senin gelmeyeceğini duydum.I heard that you're not coming.
Bugün yeni bir şey duydum.I heard something new today.
Evet, ondan söz edildiğini duydum ama yine de senden duyduğum için seviniyorum.Yes, I have heard mention of that, but I love to hear it from you.
Hey Tom, dedikodu vasıtasıyla senin Susie ile çıktığını duydum. Tebrikler.Hey Tom, I heard through the grapevine that you and Susie are going out. Way to go!
Bir çığlık ve sonra bir kaza duydum.I heard a shout and then a crash.
Bay Inoue'nin o otelde kaldığını duydum.I heard that Mr. Inoue has stayed at that hotel.
Ben masonların gizli bir tokalaşması olduğunu duydum.I hear the Freemasons have a secret handshake.
Ne bir şey duydum ne de gördüm.I neither heard nor saw anything.
Senin iyi olmadığını duydum.I hear that you're not well.
Savaş sesi duydum.I heard the sound of battle.
Kazandığını duydum. Tebrikler!I heard you won. Congratulations!