Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumNhưng tôi nghe nói anh ta kêu lên, ere anh lái xe ra khỏi cảnh,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumPero le oí exclamar, antes de que él condujo fuera de la vista,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumTapi aku mendengar dia berseru, sebelum ia melaju keluar dari pandangan,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumΑλλά έχω ακούσει να αναφωνήσει, ΕΡΕ του οδήγησε έξω από τα μάτια,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumАле я чула, як він вигукнути, перш ніж він їхав з уваги,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumНо аз чух го възкликне, преди той изгони от погледа,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumНо я слышала, как он воскликнуть, прежде чем он ехал из виду,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumאבל שמעתי אותו, קורא בטרם הוא נסע מן העין,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydum"すべてに、およびすべての良い夜にメリークリスマス!"
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi.Als je iets verkeerds doet, dan zeg je sorry.
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi. Ben çok taşınan o tarafından.Ale gdy usłyszałam jego przeprosiny, bardzo się wzruszyłam.
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi.Mais une fois que j'ai entendu les excuses officielles, j'ai pleuré.
Ama bunu canlı bir sineğe asla yapmam. (Kahkahalar) Çünkü acı çeken bir sineğin sesini duydum.Mas nunca o faria a uma mosca viva... (Risos) ... porque já ouvi uma mosca com dores.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Jeg hørte, at det drejede sig om et tolvårigt barn.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Kuulin, että täällä on 12-vuotias lapsi.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Mas ouvi dizer que ia estar cá uma criança de 12 anos.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Me dijeron que había un niño de 12 años.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Nej, men jag hörde att det gällde ett tolvårigt barn.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Podobno ma tu być dwunastolatek.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Sì, ma ho saputo ci sarebbe stato un ragazzino di 12 anni.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Άκουσα ότι θα βρίσκεται ένα 12χρονο παιδί εδώ.
Ama burada on iki ya,sında bir çocuk olacagını duydum.Я слышал, что здесь будет 12-летний ребёнок.
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.하지만 "비정상적인 사랑"이 출간된 후로 저는 남성과 여성 모두로부터 수백 가지 이야기를 들을 수 있었습니다.
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.Men siden jeg udgav "Crazy Love" har jeg hørt hundredvis af historier fra mænd og kvinder, som slap væk.
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.Nhưng từ khi xuất bản "Crazy Love"
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.מאז שיצא לאור ספרי "אהבה משוגעת", נחשפתי למאות מקרים של גברים ונשים,
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.لكن من وقت نشر " حب مجنون" سمعت الكثير من القصص من رجال ونساء
Ama "Çılgın Aşk"ı yayınladıktan sonra erkeklerden ve kadınlardan yüzlerce hikâye duydum.性別問わず 多くの話を聞きました 逃げることができた人々です
Ama etrafta Kenway adında yeni birilerinin dolaştığını duydum.Mas eu ouvi dizer que há um novo sujeito por aí, chamado Kenway
Ama şiddetli kar yağışı olduğunu duydum, uçak kalkmayabilir.Azt hallottam, ha nagyon esik, a gép nem tud felszállni.
Ama şiddetli kar yağışı olduğunu duydum, uçak kalkmayabilir.Mais j'ai entendu que s'il pleut trop fort, l'avion ne peut pas décoller.
Ama şiddetli kar yağışı olduğunu duydum, uçak kalkmayabilir.Αλλά άκουσα, πως αν χιονίζει πολύ, το αεροπλάνο μπορεί να μην φύγει.
Ama şiddetli kar yağışı olduğunu duydum, uçak kalkmayabilir.لقد سمعت انها اذا كانت ثتلج بكترة فان الطائرة لن تقلع
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Esuché a mamá y Tizzy [susurrar] y dijeron que yo iba a morir pronto.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Ich hörte wie Momma and Tizzy miteinander flüsterten, und sagten, dass ich bald sterben würde.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Ik hoorde mama en Tizzy fluisteren dat ik ga spoedig ga sterven.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.J'ai entendu maman et Tizzy qui parlaient tout bas, et ils disaient que j'allais bientôt mourir ...
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Le-am auzit pe mama şi Tizzy şoptind, şi spuneau că voi muri în curând.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Tôi nghe mẹ và Tizzy thì thầm, và họ nói tôi sẽ chết sớm thôi.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Usłyszałem szept mamy i Tizzy, powiedziały, że wkrótce umrę.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Άκουσα τη μαμά και τον Τίζυ να ψιθυρίζουν, και λέγανε πως θα πεθάνω σύντομα.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Чух мама и Тизи да шепнат, казаха, че скоро ще умра.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.Я слышал, мамуля и Тиззи шептались, и они говорили, что я должен вскоре умереть.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler."Я чув як мама з Тіззі шепотілися. Вони казали, що я скоро помру.
Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.ב.פ.:ובכן שמעתי את אמא וטיזי לוחשות,
Anne ne oldu bir gürültü duydum ya?Ако не го бях събудила! Мамо, какво става?
Anne, sen nereden çıktın? Motor sesi duydum.Μαμά γιατί βγήκες έξω;
Askerdeyken hapiste olanlarý duydum.Σταμάτησες να διαβάζεις στην φυλακή.
"Askerliđimi yapacađým sonra geleceđim. Hemen evleneceđiz." Çok duydum, diyorsun yani.След това аз ще отида .... ..да изпълниш войнишкия си дълг и ще се оженим след като се уволниш..
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Aber weißt du was? Ich habe gehört, dass eine neue Filmbiographie über John Wayne Gacy geplant ist.
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Ale wiesz co, słyszałem że robią nowy film biograficzny o John Wayne Gacy (seryjny zabójca - pedofil)
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Mais tu sais quoi? j'ai entendu dire qu'ils allaient faire un documentaire sur John Wayne Gacy.
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Ma sai cosa, ho sentito che stanno facendo una biografia sul seral killer John Wayne Gacy.
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Weet je wat, ik hoorde onlangs dat ze een nieuwe film draaien over het leven van John Wayne Gacy.
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Αλλά ξέρεις κάτι, άκουσα ότι φτιάχνουν μια βιογραφία του John Wayne Gacy(δολοφόνος που εκτελέστηκε).
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.Кстати, они снимают новый фильм про Джона Уэйна Гейси. О Боже!
Aslında ne biliyor musun, John Wayne Garcy hakkında biyografik bir film çekiyor olduklarını duydum.ちょっと、それピッタリじゃないの
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.A byl počet vojska lidu jízdného dvěstěkrát tisíc tisíců; nebo slyšel jsem počet jejich.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.A liczba wojska jezdnego była dwieściekroć tysiąc tysięcy; bom słyszał liczbę ich.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.A počet vojsk tej jazdy bol dve myriady myriád. Počul som ich počet.