Ana içeriğe geç
Sözlük

duydum ile cümle

duydum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.我 聽 見 有 一 位 從 殿 中 對 我 說 話 . 有 一 人 站 在 我 旁 邊
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.我 聽見 有 一 位 從殿 中對 我 說話 . 有 一 人 站在 我 旁邊
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Ho sentito quanto affermano i profeti che predicono in mio nome menzogne: Ho avuto un sogno, ho avuto un sogno
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Jeg har hørt hvad de profeter har sagt som profeterer løgn i mitt navn og sier: Jeg har drømt, jeg har drømt.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Jeg har hørt, hvad Profeterne, der profeterer Løgn i mit Navn, siger: "Jeg har drømt, jeg har drømt!"
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.내 이름으로 거짓을 예언하는 선지자들의 말에 내가 몽사를 얻었다 함을 내가 들었노라
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Počul som, čo hovoria tí proroci, ktorí prorokujú v mojom mene lož a hovoria: Snívalo sa mi, snívalo sa mi!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Slišal sem, kaj govore tisti proroki, ki prorokujejo laži v imenu mojem in pravijo: Sanjalo se mi je, sanjalo!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Slýchávámť, co říkají ti proroci, kteříž prorokují lež ve jménu mém, říkajíce: Měl jsem sen, měl jsem sen.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Słyszęć Ja, co mówią prorocy, którzy prorokują, kłamstwo w imieniu mojem, mówiąc: Śniło mi się, śniło mi się!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Tenho ouvido o que dizem esses profetas que profetizam mentiras em meu nome, dizendo: Sonhei, sonhei.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Чух що говорят пророците, Които в Мое име пророкуват лъжа, Като казват: Видях сън, видях сън!
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.Я слышал, что говорят пророки, Моим именем пророчествующие ложь. Они говорят: „мне снилось, мне снилось".
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.שמעתי את אשר אמרו הנבאים הנבאים בשמי שקר לאמר חלמתי חלמתי׃
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.قد سمعت ما قالته الانبياء الذين تنبأوا باسمي بالكذب قائلين حلمت حلمت.
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.我 已 聽 見 那 些 先 知 所 說 的 、 就 是 託 我 名 說 的 假 豫 言 、 他 們 說 、 我 作 了 夢 、 我 作 了 夢
‹‹Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini duydum. ‹Bir düş gördüm! Bir düş!› diyorlar.我 已 聽見 那些 先知 所 說 的 、 就是 託 我 名說 的 假 豫 言 、 他 們說 、 我 作了夢 、 我 作了夢
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Am auzit ca familia ta are o spalatorie.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Hallottam, hogy a családodnak van egy szennyesgyűjtőjük
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ich höre, deiner Familie gehört ein Waschsalon.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ik heb gehoort dat je familie een wasserette heeft.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Jag har hört att din familj äger en tvättinrättning.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...J'ai entendu dire que ta famille tient une laverie automatique.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...빨래방 한다며 니네 집
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kudengar keluargamu adalah tukang cuci.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kuulin, että perheesi omistaa pesulan.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Počula som, že tvoja rodina vlastní práčovňu.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Slišala sem da ima tvoja družina pralnico.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Slyšela jsem, že tvoje rodina vlastní prádelnu . . .
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Słyszałam, że twoja rodzina prowadzi pralnię samoobsługową.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Tớ nghe nói gia đình cậu làm chủ một cửa tiệm giặt đồ.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Вам принадлежит прачечная.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Чух, че семейството ти държи пералня.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...אני שמעתי המשפחה שלך בעלים של מכבסה
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...سمعت ان عائلتك تمتلك متجر للغسيل؟
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...コインランドリーじゃなくて、ドライクリーニング店よ。
Ailesinin büyük bir serveti olduđunu duydum!J'ai entendu dire que sa famille est plutôt fortunée.
Ailesinin büyük bir serveti olduđunu duydum!Slyšela jsem, že jeho rodina je celkem bohatá.
Ailesinin büyük bir serveti olduđunu duydum!Я слышала, что его семья вполне обеспечена.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ich traf demütige Menschen, ich hörte deren Gebet und aß deren Brot.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poznałam skromnych ludzi, słuchałam ich modlitwy i jadłam ich chleb.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Saya bertemu orang-orang miskin, mendengarkan doa-doa mereka, dan makan makanan mereka.
Ama ben astronot dostlarımdan bunun "ne yazık ki böyle olmadığını" çokça duydum.Ale spousta mých kolegů astronautů říká, že to bohužel není pravda.
Ama ben astronot dostlarımdan bunun "ne yazık ki böyle olmadığını" çokça duydum.Et j'ai entendu beaucoup de mes collègues astronautes dire ça.
Ama ben astronot dostlarımdan bunun "ne yazık ki böyle olmadığını" çokça duydum.و سمعت عديدا من زملائي رواد الفضاء يقولون أنه :"لسوء الحظ هذا غير صحيح"
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumAber ich hörte ihn rufen, ehe er fuhr aus den Augen,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumAle počul som ho vykríknuť, ere odišiel z dohľadu,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumAle slyšel jsem ho vykřiknout, ere odjel z dohledu,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumAle słyszałem go zawołać, zanim pojechał z oczu,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumAmpak sem slišal vzkliknil, ere je vozil daleč od oči,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumDar l-am auzit exclama, mai înainte el a izgonit de vedere,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumDe hallottam, hogy felkiált, mire vezetett szem elől,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydum하지만 그는 눈앞에서 차를 몰고 그를 큰소리, 오히려을 듣고
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMaar ik hoorde hem uitroepen, voordat hij uit het zicht reed,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMa ho sentito esclamare, prima ha guidato fuori dalla vista,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMais je l'entendis s'écrier, avant qu'il conduisait hors de la vue,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMas eu o ouvi exclamar, antes que ele expulsou de vista,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMen jag hörde honom ropa, innan han körde utom synhåll,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMen jeg hørte ham udbryde, inden han kørte ud af syne,
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydumMutta kuulin hänen huudahtaa, ennen kuin hän ajoi pois näkyvistä,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod