15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.A proto jsem měl tohoto malíře, žijícího a pracujícího v 15. století, vždy velmi rád.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.A tak som mal vždy rád tohto maliara, ktorý žil a pracoval v 15. storočí.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Bardzo lubię obrazy Bosha, który żył i pracował w XV wieku.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Dan akhirnya saya selalu menyukai pelukis yang hidup dan berkarya di abad ke-15 ini.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.De aceea întotdeauna mi-a plăcut acest pictor care a trăit în secolul XV.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.E por isso sempre gostei muito deste pintor que viveu e trabalhou no século XV.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Ezért mindig is kedveltem ezt a festőt, aki a 15. században élt és alkotott.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Ik heb altijd erg van deze schilder gehouden, die in de 15de eeuw leefde en werkte.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Jag har alltid tyckt om den här konstnären, som levde och verkade på 1400-talet.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.J'ai toujours beaucoup aimé ce peintre qui a vécu et travaillé au 15° siècle.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Olen aina pitänyt tästä taidemaalarista, joka eli ja työskenteli 1400-luvulla.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Så jeg har altid været meget glad for denne maler der levede og arbejdede i det 15. århundrede.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Siempre he admirado a este pintor que vivió y trabajó en el siglo 15
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Und so hat mir dieser Maler, der im 15. Jahrhundert lebte und sein Werk schuf, immer am Herz gelegen.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Và tôi luôn luôn thích người họa sỹ này ông sống và làm việc ở thế kỷ 15
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Zato mi je bil ta slikar, ki je živel in deloval v 15. stoletju, zelo pri srcu.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Έτσι λοιπόν, θαύμαζα πάντα αυτόν τον ζωγράφο που έζησε και δούλεψε τον 15ο αιώνα.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Винаги съм харесвал този художник, който е живял и работил в 15 век.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Не дивно, що я завжди захоплювався цим живописцем, який жив і творив у 15 столітті.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.Я всегда гордился этим художником, который жил и творил в 15-м веке.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.ולכן תמיד חיבבתי מאוד את הצייר הזה שחי ועבד במאה ה-15.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.وبالتالي قد كنت مولعا جدا بهذا الرسام والذي عاش واشتغل في القرن الخامس عشر.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.1987-ben hallottam egy történetet egy fiúról, aki alatt beszakadt a jég, és alatta rekedt a folyóban.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.1987 hörde jag en berättelse och en pojke som ramla igenom isen och fångades där under.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.1987년에는 얼음 사이로 떨어져 강 아래에 같힌 한 소년의 이야기를 들었습니다.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.I 1987 hørte jeg en histore om en dreng der faldt gennem isen og var fanget under en flod.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.In 1987 am auzit despre o intamplare cu un baiat care a cazut in apa si a ramas sub gheata.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.In 1987 hoorde ik een verhaal over een jongen die door het ijs was gezakt en daaronder gevangen zat.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.Nel 1987 ho sentito la storia di un ragazzo che cadde in un fiume ghiacciato e rimase intrappolato sott'acqua.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.Vào năm 1987 tôi có nghe câu chuyện về một cậu bé bị ngã xuống dưới băng và bị kẹt dưới một dòng sông.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.V roce 1987 jsem slyšel historku o chlapci, který se propadl do zamrzlé řeky a zůstal uvězněný pod ledem.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.V roku 1987 som počul príbeh o chlapcovi, ktorý sa prepadol cez ľad a bol uväznený pod riekou.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.Vuonna 1987 kuulin tarinan pojasta, joka tipahti jäihin ja jäi kiikkiin joen alle.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.W 1987 r. usłyszałem historię o chłopcu, pod którym załamał się lód i uwięził go pod wodą.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.Το 1987 άκουσα μια ιστορία για ένα παιδί που έπεσε μέσα από πάγο και παγιδεύτηκε κάτω από ένα ποτάμι.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.В 1987-м году я услышал историю о мальчике, который провалился под лед и застрял в реке.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.През 1987г. чух история за момче, което пропаднало през леда, и останало хванато в капан в реката под него.
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.ב-1987 שמעתי סיפור על ילד שנפל לתוך הקרח (בנהר שנקפא) ונלכד מתחת לנהר
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.في عام ١٩٨٧ سمعت بقصة عن صبي سقط في الجليد وكان محاصرا تحت النهر
1987'de buzun arasından düşüp bir nehirin altında mahsur kalan bir çocuğun hikayesini duydum.氷の隙間から誤って落ちて 凍った川の中に閉じ込められた少年の話を聞きました 彼は息をせず 川の中で45分間も生き延びたのです
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.저는 지난 30년 동안 돌고래의 지능 상태를 파악하는데 많은 관심을 가져왔습니다.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.30年間研究してきました 人とはとても異なるこの動物の知性の
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Am fost foarte interesată în înțelegerea inteligenței delfinilor, în ultimii 30 de ani.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.L'intelligenza dei delfini è un argomento che mi interessa molto da circa 30 anni.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Me ha interesado mucho entender la naturaleza de la inteligencia de los delfines en los últimos 30 años.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Seit 30 Jahren interessiere ich mich sehr für die Intelligenz von Delphinen.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Tôi đã rất quan tâm tìm hiểu bản chất của sự thông minh ở những chú cá heo từ 30 năm qua.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Zajmuję się badaniem natury inteligencji delfinów od przeszło 30 lat.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.Я уже 30 лет активно пытаюсь понять природу интеллекта дельфинов.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.הייתי מאד מעונינת להבין את טבע האינטליגנציה של דולפינים ב-30 השנים האחרונות.
30 yıldır yunusların zekasının doğasını anlamaya çok ilgi duydum.خلال 30 سنة الماضية كنت جد متحمسة لفهم طبيعة ذكاء الدلفينات.
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum. Ben -- bekleyin -- 44875 -- söylemediğiniz sayı 6 mı?5桁しか聞いていないと思いますが -- ちょっと待って -- 44875 --
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum. Ben -- bekleyin -- 44875 -- söylemediğiniz sayı 6 mı?آرثر بينجامين: أعتقد أني سمعت فقط خمسة أرقام، أنا - انتظر - 44875 -
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum.Jag hörde bara fem siffror.
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum.Jeg tror kun jeg hørte fem cifre.
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum.아서: 다섯 수밖에 못 들은 것 같은데요.
AB: Sanırım sadece beş sayı duydum.Só ouvi cinco números.
Adamı duydum, bütüm kelimelerini duydum.E io lo sentii, sentii tutte le parole.
Adamı duydum, bütüm kelimelerini duydum.Én hallottam őt, hallottam minden szót.
Adamı duydum, bütüm kelimelerini duydum.Et je l'ai entendu, j'ai bien entendu.