Ana içeriğe geç
Sözlük

duydum ile cümle

duydum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
İyi para kazandığını duydum.Ich habe gehört, dass du gut verdienst.
Nişanlandığını duydum.Ich habe gehört, dass du dich verlobt hast.
Bir ev aldığını duydum.Ich habe gehört, dass du ein Haus gekauft hast.
Ruhun etkisiyle Efendimizin gününde bulunuyordum ve arkamda borazan sesine benzer güçlü bir ses duydum.Am Tag des Herrn wurde ich vom Geist ergriffen und hörte hinter mir eine Stimme, laut wie eine Posaune.
9 Ekim'de Bush mektuba şöyle cevap verdi: "Sevgili Marge, bana mektup göndermenizden onur duydum.Am 9. Oktober antwortete die First Lady: „Sehr geehrte Marge, wie nett von Ihnen zu schreiben.
İşte ben de bu haberi duydum.Ich habe eben diese Nachricht erhalten.
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.(Ko-Autor) Mit anderen Augen gesehen.
Gurur duydum onunla.Darauf war er stolz.
Senin müdür hakkında söylediklerini duydum.Wie es wirklich war – sein Manager erzählt.
Geçen gece uzakta köpek sesleri duydum.La nuit dernière j'ai entendu des aboiements au loin.
Uzaktan birinin bana seslendiğini duydum.J'ai entendu quelqu'un m'appeler de loin.
Ben telefonun çaldığını duydum.J'ai entendu le téléphone sonner.
Onun buraya geldiğini duydum.J'ai entendu dire qu'elle était venue ici.
Telefonun çaldığını duydum.J'ai entendu la sonnerie du téléphone.
Onun seslenişini mutfaktan duydum.Je l'ai entendu crier de la cuisine.
Sidney şubesinde senin müdür olduğunu duydum.J'ai entendu dire que tu étais devenu le manager de la succursale de Sidney.
Geçen ay bir ödül kazandığınızı duydum.J'ai entendu dire que vous aviez reçu un prix le mois dernier.
Her kelimeyi duydum.J'ai entendu chaque mot.
Güzel bir sesin olduğunu duydum.J'ai entendu dire que tu avais une belle voix.
Tokyo ile Osaka arasındaki mesafenin on kilometre olduğunu duydum.J'ai entendu dire que la distance entre Tokyo et Osaka était d'environ dix kilomètres.
Garajdan gelen tuhaf bir ses duydum.J'ai entendu un bruit étrange provenant du garage.
Tuhaf bir gürültü duydum.J'ai entendu un bruit bizarre.
9 Ekim'de Bush mektuba şöyle cevap verdi: "Sevgili Marge, bana mektup göndermenizden onur duydum.Le 9 octobre, Barbara Bush a envoyé une réponse : « Chère Marge, c'est gentil à vous de m'écrire.
Gurur duydum onunla.Elle s'en enorgueillit.
Üzüntü duydum.La tristesse.
İşte ben de bu haberi duydum.Et j’attends des nouvelles à ce sujet.
Onun geçen aydan beri hasta olduğunu duydum.He oído que lleva enfermo desde el mes pasado.
Bay Inoue'nin o otelde kaldığını duydum.He oído que el Sr. Inoue se ha alojado en ese hotel.
Kazandığını duydum. Tebrikler!Me he enterado de que ganaste. ¡Felicidades!
Ben, kızın yardım için ağladığını duydum.Yo oí a la chica gritar por ayuda.
Ben haberi radyoda duydum.Oí la noticia por la radio.
John'un Bay Brown ile konuştuğunu duydum.Oí a John hablar con el señor Brown.
Shizuoka'da bir deprem olduğunu duydum.Yo oí que hubo un temblor en Shizuoka.
Robert'n hasta olduğunu duydum.He oído decir que Robert está enfermo.
Onun şarkı söylediğini duydum.La he oído cantar.
Onun öldüğünü duydum.He oído que ha muerto.
Onu daha önce duydum.Lo he oído antes.
Bir kez onun piyano çaldığını duydum.Una vez le oí tocar el piano.
Şarkının Fransızca söylendiğini duydum.Oí esa canción cantada en francés.
Bu şarkıyı daha önce duydum.He oído esa canción antes.
Ben telefonun çaldığını duydum.Oí el teléfono que sonaba.
Her şeyi duydum.Lo he oído todo.
Tom'un zengin bir kadınla evlendiğini duydum.He oído decir que Tom se ha casado con una mujer rica.
Seni duydum.Te he oído.
Onu TV'de duydum.Lo he oído en la tele.
Yeni bir kız arkadaşın olduğunu duydum.He oído que tienes una nueva novia.
Ne bir şey duydum ne de gördüm.No he visto ni oído nada.
Onu sık sık İngilizce konuşurken duydum.Le oía hablar inglés con frecuencia.
Tom'un ne dediğini duydum.He oído lo que ha dicho Tom.
Tom'un sana ne söylediğini duydum.He oído lo que te ha dicho Tom.
Tom'un Mary'ye ne söylediğini duydum.Oí lo que le dijo Tom a Mary.
Tom'un hasta olduğunu duydum.He oído que Tom está enfermo.
Tom'un iyi bir adam olduğunu duydum.He oído que Tom es un buen hombre.
Tom'un Mary'den nefret ettiğini duydum.He oído que Tom odia a Mary.
Tom'un onu yapabildiğini duydum.He oído que Tom sabe hacerlo.
Tom'un döndüğünü duydum.He oído que ha vuelto Tom.
Tom ve Mary'nin konuştuğunu duydum.Oí hablar a Tom y a Mary.
Fransızcanın zor bir dil olduğunu duydum.He oído decir que el francés es una lengua difícil.
Fransızcanın öğrenmek için zor bir dil olduğunu duydum.He oído decir que el francés es una lengua difícil de hablar.
Dün ilk defa Tom'un Fransızca konuştuğunu duydum.Ayer fue la primera vez que oí hablar a Tom en francés.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod