Ve aniden çığlıklar duydum.And then suddenly I hear screaming.
Başkan'dan duydum...I heard from the Chairman...
Her şeyi duydum.I heard everything.
Beni görmek istediğini duydum.I heard you wanted to see me.
Xiaoyi Kardeş çok iyi bir sporcu.. Olduğunuzu duydum,bize hünerlerinizi gösterir misiniz ?I heard Brother Xiaoyi is a... good wrestler Show us
Bu onun kaderi.. güneydoğunuzda Shan liang adlı bir eşkıya olduğunu duydum.It's fate The place in southeast is Liang Shan I heard there're bandits there
Kendisinin hapiste olduğunu duydum.I heard that he's in jail
Sizin en iyi güreşçi olduğunuzu duydum,I heard that you're the best wrestler
Onun üstün becerilerini duydum.I've heard of his skills
Senin hakkında çok şey duydumI've heard a lot about you
Hakk?da ?k ?y duydum.They'll never study. My goals? Haven't thought about it yet.
Fakat seninle ilgili bir hikaye duydum ve başını yakacağımBut I've heard one of you and I'm gonna make your head burn.
15. yy'da yaşamış bu ressama hep hayranlık duydum.And I've always been very fond of this painter who lived and worked in the 15th century.
Bunu ilk duyduğumda, kendimle gerçekten gurur duydum.When I first heard this, I was quite proud of myself.
Yeterince duydum, teşekkürler.I've heard more than enough, thank you.
Utanç duydum - nasıl bunu yapabildim diye.I felt an embarrassment -- "How could I have done that?
Çok gurur duydum.I was so proud.
Basın konferansın olduğunu duydum.There's a press conference, right?
İyi müzisyenler olduğunuzu duydum.I heard that you're good musicians.
- Okuyucularýna karţý hâlâ nazik olduđunu duydum. - Adolf!E como sai nas ruas com este jornal?!
Joo Won? Sizin görüştüğünüzü duydum.Ah, Joo Won?
Çığlık attığını duydum.I just heard a scream.
Bir şey duydum da ne demek?Heard what?
Ben de duydum!I hear it!
Gerçekten çığlık attığını duydum. İyi.I definitely heard screams.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...I hear your family owns a laundry shop..
Hayranlarınızın, herşeyi "Take One", adına bağışlayacaklarını duydum, doğru mu?I heard that the fans are donating these in <i> Take One's</i> name, is that true?
Gizlice dinleme hükümet hakkında duydumCrises there will continue to be.
Yapılanlarla çok gurur duydum.And I'm very proud of what they did.
Parlak ışıklar gördüm ve insan sesleri duydum.I saw bright lights and I heard voices.
Duydum ki beni arýyormuţsun.I heard that you are looking for me.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."I have heard many such things. You are all miserable comforters!
Ya RAB, içimden bir ses duydum: ‹‹Yüzümü ara!›› dedin, İşte yüzünü arıyorum.When you said, "Seek my face," my heart said to you, "I will seek your face, Yahweh."
Tanrı bir şey söyledi, Ben iki şey duydum: Güç Tanrınındır,God has spoken once; twice I have heard this, that power belongs to God.
Tekerleklere ‹‹Dönen tekerlekler›› dendiğini duydum.As for the wheels, they were called in my hearing, the whirling wheels.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.I heard one speaking to me out of the house; and a man stood by me.
Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.The number of the armies of the horsemen was two hundred million . I heard the number of them.
Adi suçlarda bunun mümkün olduğunu duydum.I've heard that it is possible for a minor offense.
Filmin bir kuruş bile kazanmadığını duydum.I heard that the film didn't earn a cent.
Hoca’yla gurur duydum; umarım günün birinde Makedonya’nın başına bir kadın geçer.I was very proud of Hoxha, and I hope that a woman will take the helm of Macedonia some day.
"Hak ettiğin bu ödülü almış olmandan büyük mutluluk duydum."I'm so happy that you got the award that you had deserved.
Hayatım boyunca düzen ve hukuka saygı duydum.All my life I maintained respect for order and law.
İkinizin oldukça yakın olduğunuzu duydum." der.I hear you two were quite close."
Ormanda bir köpeğin havladığını duydum.Ich höre einen Hund im Wald bellen.
Onu sık sık İngilizce konuşurken duydum.Ich habe ihn oft auf Englisch sprechen hören.
Birinin kapıyı çaldığını duydum.Ich hörte jemanden an der Tür klopfen.
Carol ve Will'in ayrıldığını duydum.Ich habe gehört, dass sich Carol und Will getrennt haben.
Onun bir şarkı söylediğini duydum.Ich habe sie ein Lied singen hören.
Ön kapının çarptığını duydum.Ich habe gehört, wie die Eingangstür zuschlug.
Her şeyi duydum.Ich habe alles gehört.
Bu cümleyi yaklaşık bir saat önce sokakta duydum.Ich habe diesen Satz vor etwa einer Stunde auf der Straße gehört.
Çok zengin olduğunuzu duydum.Ich habe gehört, dass ihr sehr reich seid.
Tom'un çığlık attığını duydum.Ich habe Tom schreien hören.
Senin konuştuğunu duydum.Ich habe dich sprechen gehört.
İyi haberi duydum.Ich habe die gute Nachricht vernommen.
Senin çok kötü şeyler yaptığını duydum, doğru değil mi?Ich habe gehört, dass du sehr schlimme Dinge getan hast, stimmt das nicht?
İyi para kazanıyormuşsun diye duydum.Ich habe gehört, dass du scheinbar gutes Geld verdienst.
Bir erkeğin sesini duydum, kadının değil.Ich habe die Stimme eines Mannes gehört, nicht die einer Frau.
Tom'un Avustralya'da olduğunu duydum.Ich habe gehört, Tom sei in Australien.
Bu sabah onu söylediğini duydum.Ich habe dich das heute Morgen sagen hören.