Bostonlu olduğunu duydum.I hear you're from Boston.
Fransızca konuşmayı bildiğini duydum.I hear you know how to speak French.
Ben Harvard'ta okuduğunu duydum.I hear you studied at Harvard.
Tom'un partisine davetsiz katıldığını duydum.I heard you crashed Tom's party.
Senin ve Tom'un hakkında söylentiler duydum.I've heard rumors about you and Tom.
Bir daireyi Tom'la paylaştığını duydum.I heard that you share an apartment with Tom.
Tom'la takıldığını duydum.I hear you've been hanging around with Tom.
Onun bir iş aradığını duydum.I heard he was looking for a job.
Tom'un Mary'le tartıştığını duydum.I heard Tom arguing with Mary.
Dün gece Tom'u görmeye gittiğini duydum.I heard that you went to see Tom last night.
Ben her zaman Tom'a saygı duydum.I've always respected Tom.
Sanırım bu şarkıyı daha önce duydum.I think I've heard this song before.
Hey, onu duydum.Hey, I heard that.
Kötü haberi duydum.I heard the bad news.
Piyangoyu kazandığını duydum.I hear you won the lottery.
Bu kulüpte kızlara izin vermediklerini duydum.I've heard they don't let girls in this club.
Bu gece Tom'un partinde olmayacağını duydum.I heard that Tom won't be at your party tonight.
Senin hakkında her şeyi duydum.I've heard all about you.
Tom'un bugün okulda olmadığını duydum.I heard that Tom wasn't at school today.
Radyoda "Apologize" adlı bir şarkının çaldığını duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Radyoda "Apologize" denilen bir şarkı duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Bir ses duydum.I heard a sound.
Bir araba geri tepmesi duydum.I heard a car backfire.
Tom'un arabasını yıkaması için senden yardım istediğini duydum.I heard that Tom asked you to help him wash his car.
Annemin duşta şarkı söylediğini duydum.I heard my mother singing in the shower.
Sadece Tom'un bir kez piyano çaldığını duydum.I've only heard Tom play the piano once.
Ayda dünyadışı bir nesne bulduklarını duydum.I've heard that they've found an extraterrestrial object on the moon.
Yarışmanın oldukça sert olduğunu duydum.I hear the competition is pretty fierce.
Yarışmanın zor olduğunu duydum.I hear the competition is tough.
Oldukça iyi ödeme yaptıklarını duydum.I hear they pay pretty well.
Senin bir hokey takımı satın aldığını duydum.I heard that you bought a hockey team.
Tom'dan duydum.I've heard of Tom.
Tom'u ziyaret ettiğini duydum.I heard you paid a visit to Tom.
Tom'un nefesini duydum.I heard Tom gasp.
Senin gizli bir hayranın olduğunu duydum.I've heard you have a secret admirer.
Tom'un şöhretten nefret ettiğini duydum.I heard Tom hates publicity.
Evlendiğini duydum.I heard you were getting married.
Sanırım birinin senin adını seslendiğini duydum.I think I just heard someone call your name.
Çikolatanın şişmanlatmadığını duydum. Bunun doğru olup olmadığını merak ediyorum.I've heard that chocolate doesn't make fat. I wonder if that's true.
Ne söylediğini duydum.I heard what you were saying.
Tom'u sevmediğini duydum.I heard you don't like Tom.
Yan odada çığlık duydum.I heard screaming in the next room.
Çiftliğini sattığını duydum.I heard you sold your farm.
Boston'a taşınmayı planladığını duydum.I heard you were planning to move to Boston.
Sanırım sadece birinin kapıyı çaldığını duydum.I think I just heard someone knocking on the door.
Satrançta oldukça iyi olduğunu duydum.I heard you're pretty good at chess.
Et yemediğini duydum.I heard you don't eat meat.
Senin ve Tom'un büyük bir dövüş yaptığını duydum.I heard you and Tom had a big fight.
Sana her zaman hayranlık duydum.I've always admired you a lot.
Testi geçtiğini duydum.I heard you passed the test.
Bugün büyük bir hata yaptığını duydum.I heard you made a big mistake today.
Raporu duydum.I heard the report.
Dışarıda sesler duydum.I heard voices outside.
Dışarıda bir araba duydum.I heard a car outside.
Garip sesler duydum.I heard strange noises.
Bir korna sesi duydum.I heard a horn honking.
Patlamaları duydum.I heard the explosions.
Uzakta bir siren duydum.I heard a siren in the distance.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de öldüğünü duydum.Tom and Mary are both dead.
Ne? Seni doğru mu duydum?What? Did I hear you right?