Aniden duyduk ki Goni istifa etmek üzere..לפתע שמענו שגוני מתכוון להתפטר
Aniden duyduk ki Goni istifa etmek üzere.一人倒し勇気付けられ 力を与えました
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.(131:6) Вот, мы слышали о нем в Ефрафе, нашли его на полях Иарима.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Aj, uslyšavše o ní, že byla v kraji Efratském, našli jsme ji na polích Jaharských.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Di Betlehem kita mendengar tentang Peti Perjanjian, lalu menemukannya di padang Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ecco, abbiamo saputo che era in Efrata, l'abbiamo trovata nei campi di Iàar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Eis que ouvimos falar dela em Efrata, e a achamos no campo de Jaar.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Glej, skrinja zaveze je bila, kakor smo slišali, v Efrati, našli smo jo na poljanah Jaarskih.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.He aquí, en Efrata oímos de ella, y la encontramos en los campos de Yaar
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Hľa, počuli sme o ňom v Efrate; našli sme ho na poliach Jaara.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Iată, am auzit vorbindu-se despre el la Efrata, l-am găsit în ogorul Iaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ímé, hallottunk róla Efratában; rátaláltunk Jaar térségein:
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ja, vi hörde därom i Efrata, vi förnummo det i skogsbygden.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Katso, me kuulimme sen olevan Efratassa, me löysimme sen Jaarin kedoilta.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa , chúng_tôi có nghe_nói về hòm giao_ước tại Ê - phơ-rát , Có tìm đặng hòm ấy trong đồng_bằng Gia - a .
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Kìa, chúng tôi có nghe nói về hòm giao ước tại Ê-phơ-rát, Có tìm đặng hòm ấy trong đồng bằng Gia-a.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.우리가 그것이 에브라다에 있다 함을 들었더니 나무 밭에서 찾았도다
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Oto usłyszawszy o niej w Efracie, znaleźliśmy ją na polach leśnych.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk."Se, i Efrata hørte vi om den, fandt den på Ja'ars Mark;
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Siehe, wir hörten von ihr in Ephratha; wir haben sie gefunden auf dem Felde des Waldes.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Voici, nous en entendîmes parler à Éphrata, Nous la trouvâmes dans les champs de Jaar...
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Weet u, wij hoorden in Efratha al over Zijn woning spreken en vonden haar in de velden van Jaär.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ιδου, ηκουσαμεν περι αυτης εν Εφραθα ευρηκαμεν αυτην εις τας πεδιαδας του Ιααρ.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.Ето, ние чухме, че той бил в Ефрата; Намерихме го в полетата на Яара.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.הנה שמענוה באפרתה מצאנוה בשדי יער׃
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.هوذا قد سمعنا به في افراتة. وجدناه في حقول الوعر.
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.我 們 聽 說 約 櫃 在 以 法 他 . 我 們 在 基 列 耶 琳 就 尋 見 了
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk, Onu Yaar kırlarında bulduk.我 們聽說約 櫃在 以法 他 . 我 們在 基列耶琳 就 尋見了
Arkadaşlarım hep emlakçılardan duydukları şeyleri söylüyorNhưng sau đó, các bạn tôi,
Arkadaşlarım hep emlakçılardan duydukları şeyleri söylüyorPero entonces mis amigos, ellos solo me sueltan las afirmaciones que escucho
Arkadaşlarım hep emlakçılardan duydukları şeyleri söylüyor彼らは私から聞いた意見を捨て、
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Alors ils dirent: Qu`avons-nous encore besoin de témoignage? Nous l`avons entendu nous-mêmes de sa bouche.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni povedali: Čo ešte potrebujeme svedoctvo? Veď sami sme počuli z jeho úst.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni řekli: Což ještě potřebujeme svědectví? Však jsme sami slyšeli z úst jeho.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni reko: Kaj nam je še treba pričevanja? Saj smo sami slišali iz ust njegovih.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni rzekli: Cóż jeszcze potrzebujemy świadectwa? Wszakieśmy sami słyszeli z ust jego.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Atunci ei au zis: ,,Ce nevoie mai avem de mărturie? Noi înşine am auzit -o din gura Lui.``
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Azok pedig mondának: Mi szükségünk van még bizonyságra? Hiszen mi magunk hallottuk az õ szájából.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Då sade de: »Vad behöva vi mer något vittnesbörd? Vi hava ju själva nu hört det av hans egen mun.»
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Da sa de: Hvad skal vi mere med vidnesbyrd? Vi har jo selv hørt det av hans munn.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Então disseram: Por que ainda temos necessidade de testemunho? pois nós mesmos o ouvimos da sua própria boca.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Họ bèn nói rằng : Chúng_ta nào có cần chứng_cớ nữa làm_chi ? Chính chúng_ta đã nghe từ miệng nó nói ra rồi .
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Họ bèn nói rằng: Chúng ta nào có cần chứng cớ nữa làm chi? Chính chúng ta đã nghe từ miệng nó nói ra rồi.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››저희가 가로되 어찌 더 증거를 요구하리요 우리가 친히 그 입에서 들었노라 하더라
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Maka mereka berkata, "Tidak perlu lagi saksi! Kita sudah mendengar dari mulut-Nya sendiri!
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Men de sagde: "Hvad have vi længere Vidnesbyrd nødig? vi have jo selv hørt det af hans Mund!"
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Risposero: «Che bisogno abbiamo ancora di testimonianza? L'abbiamo udito noi stessi dalla sua bocca»
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Sie aber sprachen: Was bedürfen wir weiteres Zeugnis? Wir haben's selbst gehört aus seinem Munde.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››"Waarom zouden we er nu nog getuigen bij halen?" schreeuwden ze. "We hebben het uit Zijn eigen mond gehoord!"
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Οι δε ειπον Τι χρειαν εχομεν πλεον μαρτυριας; διοτι ημεις αυτοι ηκουσαμεν απο του στοματος αυτου.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››А те рекоха: Каква нужда имаме вече от свидетелство? Защото сами ние чухме от устата Му.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Вони ж сказали: На що нам ще сьвідчення? самі бо чули з уст Його.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Они же сказали: какое еще нужно нам свидетельство?ибо мы сами слышали из уст Его.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››ויאמרו מה לנו עוד לבקש עדות הלא באזנינו שמענוה מפיו׃
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››فقالوا ما حاجتنا بعد الى شهادة لاننا نحن سمعنا من فمه
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››他 們 說 、 何 必 再 用 見 證 呢 . 他 親 口 所 說 的 、 我 們 都 親 自 聽 見 了
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››他 們說 、 何必 再 用 見證 呢 . 他 親口 所 說 的 、 我們 都 親自聽見了
Aslına bakarsan, biz ikimizin Parang Üniversitesi'ni kazandığımızı duyduktan sonra, O'ndan hiç haber alamadım.De fapt, dupa ce a aflat ca am intrat amandoua la Universitatea Parang, n-am mai reusit sa dau de ea.
Aslına bakarsan, biz ikimizin Parang Üniversitesi'ni kazandığımızı duyduktan sonra, O'ndan hiç haber alamadım.Odkedy zistila, že obidve ideme na Univerzitu Parang, nerozprávali sme sa a nemôžem ju zohnať.
Aslına bakarsan, biz ikimizin Parang Üniversitesi'ni kazandığımızı duyduktan sonra, O'ndan hiç haber alamadım.Sebenarnya, sejak dia tahu kita berdua masuk universitas Parang, aku gak bisa menghubunginya sama sekali.