"Duyduk duymadık demeyin!".Het leek wel of ze me niet hoorden.”
Televizyonda duydukları da cabasıdır.Een vraaggesprek op televisie zou ook welkom zijn.
1971'de Franz Stangl cezaevinde iken, bir röportajda, Üstlerimize karşı utanç duyduk demiştir.Franz Stangl overleed in 1971 op 63-jarige leeftijd in de gevangenis aan een hartinfarct.
Duyduklarınıza şaşıracaksınız."Będziecie zdziwieni tym, co usłyszycie”.
Az önce radyodan duyduk.Był on kierowany drogą radiową.
Gurur duyduk.Ucieszyła się.
2. Böbürlenmelerde çoğul olur: -Biz bu lafları çok duyduk. gibi.Wtedy padły znamienne słowa: „Obie straciłyśmy tak wiele”.
Patlamaları duyduklarında, korku içinde eve kaçtılar.När de hörde explosionerna sprang de skräckslagna in i huset.
Az önce radyodan duyduk.(Jag hörde det på radio.)
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Han tog sig hem och berättade vad han hade hört och sett.
"Duyduk Duymadık Demeyin".Du känner dem det gör inte vi, då vi inte hört dem."
Hastalar bir sesi gerçekten duyduklarını fakat onları anlamlandıramadıklarını ifade etmişlerdir.Patienten kunde förstå vad som sades men förmådde inte utrycka sig begripligt.
Hastalık bulaşan insanlar intravenöz sıvılara ihtiyaç duyduklarında bunları en fazla bir iki gün kullanırlar.När en infekterad person behöver vätska intravenöst, brukar han/hon oftast bara behöva det i en dag eller två.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”Один з них вимовив нещиро: «Мабуть, непогана була поїздка?».
Patlamaları duyduklarında, korku içinde eve kaçtılar.Коли вони почули вибухи, вони кинулися назад в будинок із жахом.
Az önce radyodan duyduk.Оповідання звучали по радіо.
On bir yaşında Michelangelo'nun başarılarını duyduktan sonra heykeltıraş olmaya karar verdi.У одинадцятирічному віці вирішив стати скульптором, почувши про Мікеланджело і його досягнення.
Gurur duyduk.Дуже гордий.
Hastaların aurayı anlatmakta duydukları güçlükler dolayısıyla doktorlar bazen auraları küçümserler.Іноді, щоб проявити повагу до родичів пацієнтів, лікар може запитати їх щодо думок з цього приводу.
Az önce radyodan duyduk.Stejně tak se objevoval v rádiu.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Murphy vyprávějící, kde všude byl a co všechno viděl.
Gurur duyduk.Byl nadšen.
Korngold'un senfonik film müziğinin takipçileri olmaktan kıvanç duyduklarını ifade ettikleri belirtilmektedir.Vysvětluje to tím, že hollywoodské filmy potřebují vysokou hlasitost hudby.
Sugihara, mültecilerin insan olduğunu ve sadece yardıma ihtiyaç duyduklarını açıkladı.Sugihara a explicat că refugiații erau ființe umane și că pur și simplu aveau nevoie de ajutor.
Gurur duyduk.Extrem de mândru.
Az önce radyodan duyduk.A debutat în radio.
Duyduklarınıza şaşıracaksınız."Ce, credeți că eu nu am auzit ce ați vorbit afară?"”
Az önce radyodan duyduk.Csak a rádióban volt hallható.
Horatio'dan Hayalet'in ortaya çıkışını duyduktan sonra Hamlet Hayalet'i görmeye karar verir.Miután Hamlet Horatiótól hall a szellem megjelenéséről, elhatározza, hogy megnézi a szellemet saját szemével.
Hastalık bulaşan insanlar intravenöz sıvılara ihtiyaç duyduklarında bunları en fazla bir iki gün kullanırlar.Amikor a fertőzött beteg intravénás folyadékot kap, általában csak egy vagy két napig van arra szüksége.
Gurur duyduk.Túlságosan büszke.
Patlamaları duyduklarında, korku içinde eve kaçtılar.Amikor hazaértek, otthonukat feldúlva találták.
Hastalar bir sesi gerçekten duyduklarını fakat onları anlamlandıramadıklarını ifade etmişlerdir.Abban a hiszemben voltak, hogy az eszméletlennek látszó nagybeteg nem hallja, nem érti már szavukat.
"Duyduk Duymadık Demeyin".Mutta te ette kuulleet minun ääntäni."
Az önce radyodan duyduk.Kysyin taas raadilta.
Bu iki insan birbirlerine duydukları arzuyu zihinsel bir yolculuk olarak yaşarlar.Näiden kahden keskinäinen rakkaus joka seuraa niiden välisestä suhteesta symboloi Pyhää Henkeä.
On bir yaşında Michelangelo'nun başarılarını duyduktan sonra heykeltıraş olmaya karar verdi.Yksitoistavuotiaana hän päätti ryhtyä kuvanveistäjäksi kuultuaan Michelangelon aikaansaannoksista.
Bu şarkıyı daha önce duyduk.Olemme kuulleet tämän laulun aikaisemmin.
Gurur duyduk.Είμαι περήφανος.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Εκεί κατέγραψε ό,τι είδε και άκουσε.
Jack ve Kate ise duydukları helikopter sesini takip ediyor ve bir adam paraşütle iniyor.Senere på natten, opdager Jack og Kate en fremmed helikopter og ser en mand svæve ned til jorden i faldskærm.
Az önce radyodan duyduk.Han forlod herefter radioen.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Frank har været omkring; han har hørt og set ting, som nu skal fortælles.
İstemciler gerek duydukları verinin pek çoğunu ya da tamamını uygulama sunucusundan isterlerler.Fodreren skal betale størstedelen eller hele gevinsten til vinderen.
Jean-Marie Gustave Le Clézio, Robbe-Grillet ve Barthes ona duydukları beğeniyi dile getirdiler.Jean-Marie Gustave Le Clézio, Alain Robbe-Grillet, og Roland Barthes har uttrykt sin beundring for ham.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Han dro da hjem og fortalte om det han hadde sett og hørt.
Az önce radyodan duyduk.Den ble også spilt på radio.
Patlamaları duyduklarında, korku içinde eve kaçtılar.Saat mereka mendengar ledakan tersebut, mereka berlindung di dalam rumah dan ketakutan.
Gurur duyduk.Sekarang aku bangga.
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.Apabila orang-orang itu menahan diri maka tiada permusuhan selain terhadap orang-orang yang zalim.
Sonra duyduk; büyüklerimiz demişler ki: Bunlar asılmaya mı gidiyor?”Mereka bertanya: Lalu dari mana asal suara (guntur) yang kita dengar itu?
Az önce radyodan duyduk.Ia juga kembali ke radio.
Bu roman da insanların kendilerine duydukları güven güvensizlik anlatılıyor.Mendengar berarti menerima kepercayaan dari orang-orang yang menceritakan apa saja kepada dirinya.
Az önce radyodan duyduk.Chúng ta vừa nghe được trên radio.
Sugihara, mültecilerin insan olduğunu ve sadece yardıma ihtiyaç duyduklarını açıkladı.Sugihara giải thích rằng những người tị nạn là con người, và rằng họ chỉ đơn giản cần giúp đỡ.
Gurur duyduk.Tôi cảm thấy rất tự hào.
Hastalar bir sesi gerçekten duyduklarını fakat onları anlamlandıramadıklarını ifade etmişlerdir.Bệnh nhân nghe thấy những tiếng nói không có thật, nhưng được bệnh nhân cho là thật.
"Duyduk duymadık demeyin!".Không được nói nếu tôi không cho phép!"
Gurur duyduk.誇り高い。
Patlamaları duyduklarında, korku içinde eve kaçtılar.爆発音がそこまで届くと、彼女たちはおののいて家の中に引っ込んだ。