Ana içeriğe geç
Sözlük

duyduk ile cümle

duyduk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1971'de Franz Stangl cezaevinde iken, bir röportajda, Üstlerimize karşı utanç duyduk demiştir.While in prison in 1971, Franz Stangl stated in an interview, "We were an embarrassment to our .
Gurur duyduk.I was proud.
Duyduklarınıza şaşıracaksınız."It is in the listening of those who hear you.
"Hükümetin İsrail ve Yahudilere karşı kışkırtıcı yorumlardan" endişe duyduklarını dile getirdiler.They indicated concern about "the government's incendiary comments about Israel and Jews".
Bazılarımız sevdi, bazılarımız ise şarkıyı duyduktan sonra kusmaya gitti.Some We Love, Some We Hate, Some We Eat.
Bağlamsal sekmeler, yalnızca kullanıcı onlara ihtiyaç duyduklarında görünen sekmelerdir.Contextual tabs are tabs that appear only when the user needs them.
Duyduklarına göre Percy'yi bir an önce Melez Kampı'na gitmesi gerekmektedir.Due to this, he has to leave Francis alone in the camp.
Horatio'dan Hayalet'in ortaya çıkışını duyduktan sonra Hamlet Hayalet'i görmeye karar verir.Learning of the ghost from Horatio, Hamlet resolves to see it himself.
Rivayete göre II. Felipe haberi duyduktan sonra şöyle demiş.When Jeromín did so, Philip II asked him if he knew the identity of his father.
Ve bunu burada sunarken büyük heyecan duyduk.And we were thrilled to be able to show it here.
Ve ekonominin nasıl işlediği hakkında çok fazla şey duyduk.And we've heard a lot about how economies function.
"Ton sesini duyduktan sonra mesajınıza başlayabilirsiniz."You may begin speaking at the tone.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.In this case, this guy's not liking what he's hearing.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.At this moment, I knew the girls needed a way to connect with their fathers.
Bilginin size söylediği dün Demonsthenes'ten duyduklarınız ile aynı.What it's saying to you is what we heard yesterday, Demosthenes was saying to us.
Biz bu sözleri çok duyduk.I don't want to hear about it. It is not a word.
Ve... Hartum şehrindeki zirvede -yine aynı şeyi duyduk:And... at a summit in the city of Khartoum - we again heard:
Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.We retain just 25 percent of what we hear.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.We heard here yesterday Quyen talking about the adverse event trait in prostate cancer.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.We were moving so fast, we only heard the first piece of it.
Çünkü yabancıların yardımına duydukları bağımlılıklarını azaltan bir becerileri var.They have a skill, which makes them much less dependent on foreign aid.
Bakıma ihtiyaç duyduklarında,bu, yavaş çekim bir pit stop a benzerWhen they need service it's a sort of slow motion pit stop
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.I mean you don't hear about anything that's like cancer or heart disease associated with play.
Bunu duyduk.We heard that.
İsmini duydukları zaman, benden kaçındılar ve cevap vermediler.When they heard his name, they avoided me and wouldn't answer.
Her neyse,senin evleneceğini duyduk.Anyway, we heard you're getting married.
Teknolojinin neler vaadettigini ve tehlikelerini cok duyduk.We've heard a lot about the promise of technology, and the peril.
Dolayisiyla, insanlar benim bu rolume guven duyduklari surece, burasi benim icin saglam bir yer.And so, as long as people trust me in my role, then that's a valid place for me.
Bir milyar insan ihtiyaç duydukları hayvansal proteinin ana kaynağı olarak balıklardan besleniyor.A billion people depend on fish for their main source for animal protein.
Hamid öldürüldüğünde silah seslerini duyduk ve saklanmaya çalıştık.We heard live fire at the time Hamid was killed and ran to cover.
Bir an silah ve bombardıman sesi duyduk ve Hamid pas atarken yere düştü.Suddenly, we heard shooting and shelling and Hamid fell down as he passed the ball.
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.This morning we've heard a lot of whispers about Tom Reilly's wrap-up on Saturday.
Ve savaşın yine doğudan başladığını duyduk. Ve hızla ilerliyorduWe heard that now from the east again the war started, and it's going fast.
Bunu duyduktan sonra düşündüm ve dedim ki, neden bu bilgisayarlar sese karşı duyarlı değiller?And it was really at the time I was wondering why doesn't the computer respond to sound?
Bu insanların birbirlerine özendıkları ve saygı duydukları canlı ve enerjik bir toplum yaratır.It creates a vibrant, energetic community where people admire and respect each other.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.It's not our pity that they need.
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağRight where they need to be to cut these jaws
"Biz hiç bulunmadık orada fakat "muh-te-şem" olduğunu duyduk!!""We've never been there, but we hear it's 'fa-bu-lous'!!"
Ağlayışlarını duydukWe've heard their cries
Hepimiz rahat cuma günü olayını duyduk.We've all heard of the Casual Friday thing.
Ve tek laf duyduk:And we were told the following:
Hepimiz daha önceden duyduk.We all have heard of it.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Talk about what you heard here.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.They would learn that when they heard the bell, they would get fed.
Hepimiz çişini edişini duyduk."We all heard you pee."
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.One of them you heard about: dark matter, dark energy.
Ve böylece ilk şiirini yazdı, şimdiye kadar duyduklarıma hiç benzemeyen bir aşk şiiri.And so she wrote her first poem, a love poem unlike any I had ever heard before.
İlk olarak anlaşmasız inkar olarak bilinen şeyi duyduk.Well first we heard what's known as a non-contracted denial.
Ayrıca mesafeli dili de duyduk: "o kadın."We also heard distancing language: "that woman."
Bugün büyük bir olayı kutladığınızı duyduk.We heard you're celebrating a grand occasion today.
Sizi tanıdığımız için korkunç bir gurur duyduk.We were terribly proud to know you.
Sevgi veriyorsunuz, mutluluk veriyorsunuz. İhtiyaç duyduklarında yanlarındasınız.You gave them love, joy, were there to comfort them.
"Müşteriler size neye ihtiyaç duyduklarını söyleyemezler.""Customers cannot tell you what they need."
Amerika gibi ülkelerin "Geride Çocuk Kalmasın" gibi şeyler yaptığını duyduk.Countries like America, we've heard things like No Child Left Behind.
Ve bize aciliyetle sanal düblöre ihtiyaç duyduklarını söylediler.And what they said was, the first thing they need immediately is virtual stuntmen.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı: Birincisi açık olmaktı.They needed openness.
İkinci ihtiyaç duydukları şey de hızdı.But the other thing they needed was speed.
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.Everybody was asleep in our house and all of a sudden, we heard a big boom.
Ama bazen duyduklarınız fikir verir.But sometimes the words you overhear can give you ideas.
Hakkınızda çok şey duyduk, Bayan.We've heard a lot about you, Miss.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod