Ana içeriğe geç
Sözlük

duyduk ile cümle

duyduk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Su sistema político es transparente y sigue a la democracia en su verdadero sentido".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Zachodni system polityczny jest przejrzysty i naprawdę podąża drogą demokracji".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Їхня політична система прозора і служить демократії у її первинному розумінні".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Тяхната политическа система е прозрачна, и те следват демокрацията в истинския и смисъл. "
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."У них прозрачная политическая система, которая следует настоящим по духу демократическим принципам".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.ונוהגת באופן דמוקרטי במובן האמיתי שלה
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.ويتبع الديمقراطية في معناها الصحيح"
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.あるいは "自由と正義 他人に寛容なこと"
Onuncu sınıfta öğrenciler notlarını yükseltebilir ve hangi öğrenim alanına ilgi duyduklarını düşünebilirler.Där kan eleverna höja sina vitsord och fundera på vilket studieområde de är intresserade av.
Onuncu sınıfta öğrenciler notlarını yükseltebilir ve hangi öğrenim alanına ilgi duyduklarını düşünebilirler.Niillä oppilaat voivat korottaa arvosanojaan ja miettiä, mikä opiskeluala heitä kiinnostaisi.
Onuncu sınıfta öğrenciler notlarını yükseltebilir ve hangi öğrenim alanına ilgi duyduklarını düşünebilirler.بواسطتها من الممكن للتلاميذ أن يرفعوا من تقديرهم وأن يفكروا في مجال التعليم الذي من الممكن أن يهمهم.
Örneğin, bir fenomen var; şizofreni. Duyduklarınızla gördüklerinizi yer değiştirebiliyor.Istnieje zjawisko zwane schizofonią, polegające na zaburzeniu między percepcją obrazu i dźwięku.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.Íamos a avançar tão depressa que só ouvimos a primeira parte.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.우리가 너무 빨리 움직이고 있어서 첫 대목만 들린거죠.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.Ma andavamo talmente veloce che sentimmo solo la prima parte.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.Mais quelqu'un ne criait pas " You! " vers nous, il criait " USA ! "
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.Pero como nos movíamos tan rápido, únicamente oíamos la primera parte.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.Sau đó đến khúc quanh cuối cùng, khi tất cả chúng tôi nhìn lên, chiếc đồng hồ hiện số "1".
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.אבל אחנחו עברנו כל כך מהר, ששמענו רק את החלק הראשון.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.غير أننا كنا نخطو بسرعة كبيرة، فقط سمعنا أول جزء منها.
Öylesine hızlı geçiyorduk ki sadece ilk kısmını duyduk.最後のカーブを曲がりきって
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Chci říci, žže neslýcháme o rakovině a nemocích srdce a jejich souvislostech se hrou.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Ich meine, man hört nichts, was Krebs oder Herzkrankheiten nahe kommt, was mit Spielen zu tun hat.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Jeg mener, man hører ikke noget om, at det er ligesom kræft eller hjertelidelser associeret med leg.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Je hoort bijvoorbeeld niets over het verband tussen kanker of hart- en vaatziekten met spel.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.생각해보세요, 암이나 심장질환과 관련해서 어떠한 것도 놀이와 관련된 것이 없습니다.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Ma refer la faptul ca nu auzi nimic de genul cancerului sau a bolilor de inima asociate cu joaca.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Me refiero a que no hay nada como el cáncer o las enfermedades del corazón asociados con el juego.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Non si sente mai parlare di cancro o malattie cardiache associate al gioco.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Ou seja, vocês não ouvem dizer que o cancro ou as doenças cardíacas estão associadas com a brincadeira.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Tôi nghĩ bạn không nghe điều gì về ung thư hay bệnh tim liên quan đến trò chơi.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Tzn. nie słyszymy przecież nic porównywalnego do raka, czy chorób serca, a związanego z zabawą.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Εννοώ ότι δεν ακούτε για κάτι όπως ο καρκίνος ή οι καρδιοπάθειες να συνδέεται με το παιχνίδι.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Искам да кажа, че не се говори за неща като рака и сърдечните болести и тяхната връзка с играта.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.Я маю на увазі, що сьогодні ви не почуєте, що рак чи серцеві захворювання можуть бути пов'язані з грою.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.כלומר, אתה לא שומע על כך שמשהו כמו סרטן או מחלות לב קשור למשחק.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.أعني أنكم لا تسمعوا أن السرطان أو مرض القلب له علاقة باللعب.
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.遊びについては皆無です でも私が思うに 遊びは生存のために
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Bien. Hemos escuchado a muchas personas en esta conferencia hablar acerca del poder de la mente humana.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Chúng ta đã từng nghe nhiều người trong cuộc hội thảo này nói về sức mạnh ý chí của con người.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Dobrze. Na tej konferencji usłyszeliśmy wielu mówców opowiadających o sile ludzkiego umysłu.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Ei bine, am auzit mulţi oameni vorbind la această întrunire despre puterea minţii umane.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.자...... 이번 발표에서 우리는 많은 사람들이 발표한 인간의 정신력에 관하여 들었는데요.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Ok. Bene, abbiamo ascoltato molti oratori parlare, durante questa conferenza, del potere della mente umana.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Ok. Bon, on a entendu beaucoup de monde parler à cette conférence sur la puissance de l'esprit humain.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Okey. Počuli sme veľa ľudí hovoriť na tejto konferencií o sile ľudskej mysle.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.OK. Hallottunk nagyon sok embert beszélni ezen a konferencián az emberi agy erejéről.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.We hebben op deze conferentie veel mensen horen spreken over de kracht van de menselijke geest.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Ми почули багатьох людей на цій конференції, які говорили про силу людського розуму.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.На этой конференции мы слышали много рассказов о силе человеческого мозга.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.Така. Е, чухме много хора да говорят на тази конференция за силата на човешкия ум.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.אוקי. שמענו הרבה אנשים מדברים בכנס הזה על הכוח של המוח האנושי
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.حسناً . لقد سمعنا الكثير من الأشخاص تحدثوا في هذا المؤتمر عن قوة العقل البشري
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.大勢の方が人の意思に秘められた 力について語ってきました 私の話も
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.Gestern haben wir von Quyen gehört wie er über ein nachteiliges Erbmerkmal für Prostatakrebs sprach.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.Ieri abbiamo ascoltato Quyen che parlava dei risvolti avversi del cancro alla prostata.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.L-am auzit aici, ieri, pe Quyen, vorbind despre aspectul efectelor adverse în cancerul de prostată.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.Ngày hôm qua chúng ta đã nghe Quyên thuyết trình về phản ứng không mong muốn trong ung thư tuyến tiền liệt.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.Ouvimos aqui ontem o Quyen falar sobre o efeito adverso característico no cancro da próstata.
Quyen'in dün burada prostat kanseri hakkında konuşurken, aksi bir özellikten bahsettiğini duyduk.저희는 어제 여기서 Quyen이 전립선 암에서의 부정적인 경우의 특징에 대해 말한 것을 들었습니다
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
duyduk ile cümle - Sayfa 26 - duyduk kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App