Ana içeriğe geç
Sözlük

duyduk ile cümle

duyduk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Nasıl çalıştığını çözdüler... ve klavyede duydukları sesleri çabucak taklit etmeye başladılar.كانا يحاولان فهم طريقة عملها. فبدآ بسرعة في تقليد الأصوات التي كانا يسمعانها على اللوحة.
Nasıl çalıştığını çözdüler... ve klavyede duydukları sesleri çabucak taklit etmeye başladılar.すぐに人工音まで 真似し始めました キーボードから流れる通りに 自然に真似を始めたのです
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››그의 말에 이 나사렛 예수가 이곳을 헐고 또 모세가 우리에게 전하여 준 규례를 고치겠다 함을 우리가 들었노라 하거늘
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››Lebo sme ho počuli hovoriť, že ten Nazarejský Ježiš zborí toto miesto a zmení obyčaje, ktoré nám podal Mojžiš.
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››И всички, които седяха в синедриона, като се вгледаха в него, видяха лицето му като че беше лице на ангел.
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››чули бо ми, як він казав, що Ісус Назорей зруйнує місце се й перемінить, звичаї, котрі Мойсей передав нам.
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››כי שמענהו אמר זה ישוע הנצרי יתץ את המקום הזה וישנה את החקים אשר מסר לנו משה׃
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››‎لاننا سمعناه يقول ان يسوع الناصري هذا سينقض هذا الموضع ويغيّر العوائد التي سلمنا اياها موسى‎.
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››我 們 曾 聽 見 他 說 、 這 拿 撒 勒 人 耶 穌 、 要 毀 壞 此 地 、 也 要 改 變 摩 西 所 交 給 我 們 的 規 條
‹‹ ‹Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musanın bize emanet ettiği töreleri de değiştirecek› dediğini duyduk.››我 們曾聽見 他 說 、 這 拿撒勒人 耶穌 、 要 毀壞 此地 、 也 要 改變 摩西 所交給 我 們 的 規條
Ne dersin? İhtiyaç duydukları krediyi açar mısın?" dedik."Ainda não ouvi nada do SEC sobre todos os detalhes,
Ne dersin? İhtiyaç duydukları krediyi açar mısın?" dedik.Aún no hemos tenido respuesta de la SEC sobre los detalles, pero, ¿Les interesaría participar en esto?
Ne dersin? İhtiyaç duydukları krediyi açar mısın?" dedik.Ešte sa nám neodpovedali zo SECu, ale chcete sa na tomto podieľať, ponúknuť peniaze, ktoré potrebujú?"
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağAivan, jossa he tarvitse leikata nämä leuat
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağDerecho donde tienen que estar para cortar estas mordazas
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağDestra dove hanno bisogno di essere tagliare queste mascelle
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağDireito, onde eles precisam ser para cortar estas mandíbulas
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağDreptul în cazul în care ele trebuie să fie pentru a reduce aceste fălcile
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağDroit où ils doivent être à couper ces mâchoires
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağJobb, ha kell lenniük, hogy csökkentsék ezeket a jaws
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağ오른쪽이이 턱을 잘라 될 필요가 있는
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağLige hvor de skal til at skære disse kæber
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağPhải nơi họ cần phải cắt giảm các hàm
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağPrawo, gdzie należy je wyciąć te szczęki
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağRechts, wo sie werden benötigt, diese Kiefer geschnitten
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağVpravo, kde je třeba snížit tyto čelisti
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağΔικαίωμα όπου πρέπει να είναι να κόψει αυτά τα σαγόνια
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağПраво, где они должны быть, чтобы сократить эти кулачки
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağПравото, където те трябва да бъдат да намали тези челюсти
Nerede bu jaws kesmek için olmak için gerek duydukları sağحق حيث أنها بحاجة إلى قص jaws هذه
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.A cet instant, j'ai su que les filles avaient besoin de se rapprocher de leurs pères.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Atunci am ştiut că fetele simţeau nevoia să relaţioneze cu taţii lor.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Ebben a pillanatban tudtam, hogy a lányoknak szükségük van valamilyen kapcsolatra az apjukkal.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.En ese momento supe que las chicas necesitaban un modo de conectarse con sus padres.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.여기서 전 제 아이들이 아버지와 연락할 수 있는 방법이 필요하다고 생각했죠.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Neste momento, percebi que as raparigas precisavam de uma forma de ter uma ligação com os pais.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Ngay khoảnh khắc đó, tôi biết các em cần một phương cách nào đó để kết nối với cha của chúng.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Sillä hetkellä tajusin, että tyttöjen tarvitsee löytää yhteys isiinsä.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Toen begreep ik dat de meisjes een manier nodig hadden om contact te hebben met hun vaders.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.V tem trenutku sem vedela, da morajo dekleta najti način, da bi se povezale s svojimi očeti.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.V tomto okamžiku jsem věděla, že děvčata potřebovala způsob, jak se spojit se svými otci.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Wtedy zrozumiałam, że potrzebny był im sposób na nawiązanie kontaktu z ojcami.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.В тот момент, я поняла, что девочкам необходимо поддерживать связь с отцами.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.Тогава осъзнах, че те трябваше да се сближат някък с бащите си.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.У цю хвилину я усвідомила, що дівчаткам був потрібен спосіб віднаходження спільної мови зі своїми татами.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.ברגע ההוא, ידעתי שהנערות האלה צריכות דרך להתחבר לאבות שלהן.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.في تلك اللحظة علمت ، أن الفتيات يحتاجون إيجاد طريقة للتواصل مع آبائهم.
O an, kızların babaları ile bağ kurmak için bir yola ihtiyaç duyduklarını anlamıştım.必要だと気づきました 私の運営する非営利団体 キャンプ・ディバでは
OB‹’lerin gerçekten ihtiyaç duydukları yardımı neredenEIC ve středu komunitárních sítína podporu podnikání vropská komise vytvořila iniciativu b2europe –
OB‹’lerin gerçekten ihtiyaç duydukları yardımı neredenEIC w CENTRUM wspólnotowych SIECIwspierania przedsiębiorczości hcąc pomóc małym i średnim przedsiębiorcom
OB‹’lerin gerçekten ihtiyaç duydukları yardımı neredenK tyksiä ymmärtämään, mistä ne saavat tarvitsemaansaapua.
Ödevler için örneklerin olmasının nasıl değerli olacağını duyduk.Вы говорили нам как было бы здорово иметь примеры для оценки.
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Hun politieke systeem is transparant en het volgt democratie in zijn ware vorm."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Ihr politisches System ist transparent und folgt den wahren demokratischen Idealen."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Il loro sistema politico è trasparente e segue la democrazia nel vero senso della parola".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Jejich politický systém je transparetní a navazuje na demokracii v pravém slova smyslu."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.민주주의를 따르고 있다 "라고 대답했죠.
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Leur système politique est transparent et s'inspire de la démocratie au vrai sens du terme. "
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."O sistema político deles é transparente e segue verdadeiramente o conceito de democracia".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Sistemul lor politic e transparent şi urmăreşte democraţia în sensul ei real."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod