Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Salah satu yang mungkin Anda dengar: materi gelap, energi gelap.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Słyszeliście o ciemnej materii, ciemnej energii.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Una dintre ele despre care ați auzit: materie întunecată, energie întunecată.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Un de ceux dont vous avez entendu parler : la matière noire, l'énergie noire.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Yksi, josta olette kuulleet: pimeä aine, pimeä energia.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Ένα από αυτά, είναι η σκοτεινή ύλη, η σκοτεινή ενέργεια.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Един от тези за които сте чували е: тъмната материя, тъмната енергия.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Одна из них, о чем вы слышали, это темное вещество, темная энергия.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Однією з них є темна матерія, темна енергія.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.על אחת מהן שמעתם: חומר אפל , אנרגיה אפלה.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.واحدة منهم سمعتم عنها: المادة المعتمة، الطاقة المعتمة.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.他にもあります
Duyduklarınızla gördüklerinizi yer değiştirebiliyor.Nó nói về sự tách biệt giữa điều bạn thấy và điều bạn nghe
Duyduklarınızla gördüklerinizi yer değiştirebiliyor.Stăm într-un compartiment, de exemplu, și se aud conversații vesele, dar niciuna a celor din compartiment.
Duyduklarınızla gördüklerinizi yer değiştirebiliyor.שהיא נתק בין מה שרואים לבין מה ששומעים.
Duyduklarma inanmıyorum.- Ik geloof niet wat ik hoor.
Duyduklarma inanmıyorum.-Ne morem verjet svojim ušesom.
Duyduklarma inanmıyorum.Nevìøím tomu, co slyším.
Duyduklarma inanmıyorum.No puedo creer Io que estoy oyendo.
Duyduklarma inanmıyorum.Nu-mi vine să cred ce aud.
Duyduklarma inanmıyorum.Tôi không tin những gì tôi nghe.
Duyduklarma inanmıyorum.Δεν τα πιστεύω αυτά που ακούω.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››(30:16) Mais s`il les annule après le jour où il en a eu connaissance, il sera coupable du péché de sa femme.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››30:16 wird er's aber aufheben, nachdem er's gehört hat, so soll er ihre Missetat tragen.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››(30:16) а если отвергнул их, после того как услышал, то он взял на себягрех ее.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Dar dacă nu le primeşte, după ce a trecut ziua în care le -a aflat, va fi vinovat de păcatul nevestei lui.``
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Ha pedig azután teszi erõtelenekké azokat, minekutána hallotta vala: õ hordozza az õ bûnének terhét.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››I mówił do nich Mojżesz: Przeczżeście żywo zachowali wszystkie niewiasty?
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››그러나 그 남편이 들은 지 얼마 후에 그것을 무효케 하면 그가 아내의 죄를 담당할 것이니라
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Mas se de todo lhos anular depois de os ter sabido, ele levará sobre si a iniqüidade dela.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Si los anula algún tiempo después de haberse enterado, entonces él cargará con la culpa de ella.'
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Εαν ομως ηκυρωσεν αυτα ρητως αφου ηκουσε, τοτε θελει βαστασει την αμαρτιαν αυτης.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››Но ако ги унищожи някак по-после, след като ги е чул, тогава той ще носи нейния грях.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››ואם הפר יפר אתם אחרי שמעו ונשא את עונה׃
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››فان فسخها بعد سمعه فقد حمل ذنبها.
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››但 他 丈 夫 聽 見 以 後 、 若 使 這 兩 樣 全 廢 了 、 就 要 擔 當 婦 人 的 罪 孽
Eğer onları duyduktan bir süre sonra engel olursa, kadının suçundan kocası sorumlu olacaktır.› ››但 他 丈夫 聽見 以 後 、 若使 這兩樣 全 廢 了 、 就 要 擔當婦 人 的 罪孽
En başta düşündükleri şey, Buenos Aires'te duydukları cümleleri not almak ve bunları bir kitapta toplamaktı.La idea original era anotar las frases que escuchaban en Buenos Aires y a partir de eso hacer un libro.
En başta düşündükleri şey, Buenos Aires'te duydukları cümleleri not almak ve bunları bir kitapta toplamaktı.Первоначально идея состояла в том, чтобы собрать все, подслушанное в Буэнос-Айресе, в одну книгу.
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.> Wir schliefen alle und plötzlich hörten wir einen großen Knall.
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.모두 우리 집에서 자 고 했다 고 갑자기, 우리들은 큰 붐.
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.Rue cent vingt-cinquième et Seventh Avenue est
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.Όλοι κοιμόντουσαν στο σπίτι όταν ξαφνικά ακούσαμε ένα μεγάλο μπουμ.
Evde herkes uyuyordu sonra birden, kocaman bir "buum!" sesi duyduk.الجميع كانوا نيام في منزلنا وفجأة، سمعنا صوت بووووم كبير.
Evet? Bunu duyduk."Ja, vi hörde det."
Evet? Bunu duyduk.그렇죠? 우리는 들었습니다.
Evet? Bunu duyduk.Meghallgattuk.
Evet? Bunu duyduk.Niin?
Evet? Bunu duyduk.Nós ouvimos isso.
Evet? Bunu duyduk.Pamiętamy, prawda?
Evet? Bunu duyduk.Ναι; Τα έχουμε ακούσει αυτά.
Evet? Bunu duyduk.כן? שמענו זאת.
Evet? Bunu duyduk.نعم؟ سمعنا بهذا.
Evet? Bunu duyduk.聞きましたよね?
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.Al maestro del coro. Dei figli di Core. Maskil
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.Az éneklõmesternek; a Kóráh fiainak tanítása.
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.Een leerzaam gezang van de Korachieten voor de koordirigent.
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.För sångmästaren; av Koras söner; en sång.
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.하나님이여 주께서 우리 열조의 날 곧 옛날에 행하신 일을 저희가 우리에게 이르매 우리 귀로 들었나이다
Ey Tanrı, kulaklarımızla duyduk, Atalarımız anlattı bize, Neler yaptığını onların gününde, eski günlerde.Náčelníkovi speváckeho sboru. Žalm synov Kórachových, vyučujúci.