Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.Ми пам'ятаємо лише 25% того, що чуємо.
Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.Мы помним только 25% того, что слышим.
Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.נותרים אצלנו רק 25% ממה שאנחנו שומעים.
Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.نحن " نحتفظ " فقط بما يقارب 25 % مما نسمعه
Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz.一般的な値として耳からの情報は
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.All die Geschichten waren verwirrend. Die meisten widersprachen sich.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Alle verhalen waren verward, de meeste tegenstrijdig.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Ce que nous entendions n'était pas clair. La plupart des informations se contredisaient.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.모두 이야기가 혼란스러웠죠. 모든 것이 앞뒤가 맞지 않았습니다.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Mọi câu chuyện đều mơ hồ, thậm chí còn mâu thuẫn.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Ogni storia era confusa, la maggior parte in conflitto tra di loro.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Opowieści były mylące, wiele było nawzajem sprzecznych.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Toate veştile erau confuze. Multe dintre ele se contraziceau.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Todas las historias eran confusas. Muchas se contradecían.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Všetky správy boli mätúce. Väčšina z nich si protirečila.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Jedným, o ktorom ste počuli, je temná hmota, temná energia.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Всички истории бяха объркващи. Повечето от тях си противоречаха.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Новости были путаные. Информация противоречивой.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.כל הסיפורים היו מבלבלים רובם סתרו אחד את השני.
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.وقد غدت كُل الأنباء التي تصلنا متضاربة ومشوشة
Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.嵐の中で何が起きているのか全く分かりません
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Avevano sentito che queste isole e altre erano popolate da cannibali.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Bylo jim řečeno, že tyto ostrovy a několik dalších poblíž byly osídleny kanibaly.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Disseram-lhes que estas ilhas e outras perto, eram habitadas por canibais.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Habían oído que en esas islas, y en otras cercanas a ellas, habitaban caníbales.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Họ được kể rằng những hòn đảo đó, và nhiều nhiều nơi gần đó khác, được cư trú bởi những kẻ ăn thịt người.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.바로 이 섬들과 근처의 몇몇 섬에는 식인종이 살고 있다는 소문이었습니다.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Korábban azt mondták nekik, hogy ezeken a szigeteken, és számos másikon a közelben, kannibálok élnek.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Man hatte ihnen erzählt, dass diese und einige Nachbarinseln von Kannibalen bevölkert wären.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Mówiło się, że te wyspy zamieszkują kanibale.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.On leur avait dit que ces îles, et plusieurs autres à proximité, étaient peuplées de cannibales.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Slišali so, da so ti otoki in nekaj otokov v bližini naseljeni z ljudožerci.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Τους είχαν πει ότι σε αυτά τα νησιά, καθώς και σε αρκετά παραπλήσια, κατοικούσαν κανίβαλοι.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.Според тях, Маркизовите острови и няколко други острови в района, били населявани от канибали.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.סיפרו להם שבאיים האלו, ובכמה איים שכנים, שוכנים קניבלים.
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.قيل لهم بأن هذه الجزر و الكثير من الجزر المحيطة تسكنها أكلة لحوم البشر
Duyduklarına göre bu adalarda ve yakınındaki diğerlerinde yamyamlar yaşıyordu.食人種が住んでいるという噂です 彼らは上陸してすぐに殺され
Duyduklarına şaşıran korkuluk kargaya kendisinin kötü biri olmadığını söyledi bir korkuluk olmasına rağmen...Ofendido, el espantapájaros le explicó que él no era malo a pesar de ser un espantapájaros.
Duyduklarına şaşıran korkuluk kargaya kendisinin kötü biri olmadığını söyledi bir korkuluk olmasına rağmen...Quella stessa notte decise di cambiare la sua vita. Svegliò il suo padrone e gli disse
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Anh chàng này không thích phải nghe những điều này.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Dalam kasus ini, orang ini tidak menyukai apa yang dia dengar.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Dans ce cas, cette personne n'aimait pas ce qu'il entendait.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Ebben az esetben, ez a pasas nem igazán örült annak, amit hallott.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.En este caso, a este tipo no le gusta lo que está escuchando.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Hier vindt deze man wat hij hoort niet leuk.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.În acest caz, tipului nu-i place ce aude.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.In diesem Fall gefällt der Person nicht was sie gerade hört.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.이 경우 이 친구는 그가 듣는 것을 좋아하지 않습니다.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Questo qui, per esempio, non è contento.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Tässä tapauksessa tämä mies ei pitänyt kuulemastaan.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Tento pán asi nie je nadšený tým, čo počuje.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.V tomto případě se mu určitě nelíbí to, co napsali.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Wygląda na to, że temu nie podoba się to, co słyszy.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Σε αυτή την περίπτωση, αυτός ο τύπος δεν είναι ευχαριστημένος με αυτά που ακούει.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Вот, к примеру, он не очень доволен услышанным.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Ось, приміром, він не дуже задоволений почутим.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.Тук този човек не харесва онова, което чува.
Duyduklarının pek hoşlarına gitmediği durumlarda.בדוגמא הזו - הבחור לא אוהב את מה שהוא שומע.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.그중에 하나가 바로 암흑물질, 암흑 에너지일 것입니다.
Duyduklarınızdan biri: karanlık madde, karanlık enerji.Một trong số đó bạn đã nghe nói đến : vật chất tối, năng lượng tối.