Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:그러기 위해서는 두 가지 일을 해야 했어요.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:K tomu potřebovali dvě věci.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:los filósofos naturales discutían y para eso tenían que hacer dos cosas.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:W tym celu musieli zrobić dwie rzeczy.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:והם היו צריכים לעשות שני דברים בשביל זה.
Bunun için ihtiyaç duydukları iki şey vardı:وكان عليهم القيام بأمرين لتحقيق هذا.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.Dat is iets wat ze verschrikkelijk misten.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.그것이야 말로 이 아이들에게 부족한 것입니다.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.l'amore e il rispetto verso sé stessi, qualcosa che manca loro terribilmente.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.l'amour et le respect de soi, qui est une chose qui leur manque terriblement.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.les hace mucha falta.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.Liebe und Respekt für sich selbst, was etwas war, das ihnen sehr fehlte.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.Odată cu puştii,
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.שהוא דבר שהיה ממש חסר להם.
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.والذي هو أمرٌ يفتقدونه جميعاً
Bu onların fena derecede özlem duydukları birşeydi.一番欠けていたものです 少年達だけではなく
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Así que cuando oí esa historia, empezó a cambiar un poco la manera en que yo trabajaba, y ya me salvó una vez.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Dat verhaal heeft mijn manier van werken veranderd. Ik heb er al eens profijt van gehad.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Dupa ce am auzit povestea am inceput sa schimb un pic felul care eu lucram si deja m-a salvat o data.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Efter den berättelsen började jag ändra- -mitt arbetssätt också. Det har redan räddat mig en gång.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.저는 이 이야기를 들은 후 제 일에 대한 사고방식을 조금씩 바꾸기 시작했는데, 이러한 사고방식은 저를 이미 한번 구조해 줬지요.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Kuullessani tämän tarinan aloin ajautua hiukan samaan suuntaan ja se jo kerran pelasti minut.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Nos, amikor hallottam Tom történetét, megváltozott a munkamódszerem, és ez meg is mentett már egyszer.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Quando ouvi esta história comecei a mudar um pouco a forma como eu trabalhava e já me salvou uma vez.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Saat mendengar cerita itu, mulailah bergeser sedikit cara kerja saya, dan itu telah menyelamatkan saya sekali.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Когда я услышала эту историю, она начала сдвигать что-то и в моем методе работы, и однажды меня это спасло.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.Отже, коли я почула цю історію, вона трохи змінила мій підхід до роботи та одного разу вже врятувала мене.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.אז אחרי ששמעתי את הסיפור הזה, השתנה קצת גם אופן העבודה שלי, וזה כבר הציל אותי פעם אחת.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.لذا فعندما سمعت تلك القصة بدأت في تحويل الطريقة التي عملت بها قليلاً، ولقد أنقذتني بالفعل ذات مرة.
Bu öyküyü duyduktan sonra, öykü benim çalışma şeklimi de değiştirmeye başladı, bir keresinde de beni kurtardı.仕事の姿勢を変え 助かったんです あのベストセラーを執筆中-
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Berätta för andra vad du har hört här.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Beszéljenek arról, amit ma itt hallottak.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Falem do que aqui ouviram.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Hablen de lo que han escuchado aquí.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Hãy kể về những gì bạn được nghe ở đây.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.여기서 들으신 것에 대해 이야기해 주세요.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Mluvte o tom, co jste tady slyšeli.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Mówcie o tym, co tu usłyszeliście.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Parlate di quello che avete sentito qui.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Parlez de ce que vous avez entendu ici.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Puhukaa tästä, mitä kuulitte tänään.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Sprechen Sie über das, was Sie hier gehört haben.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Tal om det, I har hørt her.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Vertel over wat je hier hebt gehoord.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Vorbiți despre ce ați auzit aici.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Μιλήστε για αυτά που ακούσατε εδώ.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Говорете за това, което чухте тук.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Говорите о том, что вы слышали здесь.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.Прошу вас: говоріть про те, що тут почули.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.ספרו על מה ששמעתם כאן.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.تكلموا عن ما سمعتموه هنا.
Burada duyduklarınızla ilgili konuşun.暴力は沈黙の中で 脅威を振るいます
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.Ce matin, nous avons entendu beaucoup de rumeurs à propos du résumé de Tom Reilly, samedi.
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.Deze morgen hoorden we fluisteren over Tom Reilly's slottalk op zaterdag.
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.Dnes ráno sa tu šuškalo o vystúpení Toma Reillyho, ktoré bude v sobotu.
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.Heute Morgen haben wir viel Geflüster über
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.I morse hörde vi mycket tissel och tassel om
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.In aceasta dimineata toata lumea soptea despre concluziile lui Tom Reilly de duminica.
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.오늘 아침에 토요일에 있던 톰 라일리씨의 강의에
Bu sabah Tom Reilly'nin cumartesi günkü konuşması hakkında birçok fısıltı duyduk.Ma reggel sokat suttogtak Tom Reilly szombati előadásáról.