Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.Who are fearful of their Lord inwardly and dread the Hour.
Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar.When they see the punishment they will express repentance.
O gün o çığlığı kesinlikle duyarlar; bu, çıkış günüdür.The day they actually hear the blast, will be the Day of rising of the dead.
Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar.There they shall hear no idle talk, but only 'Peace.'
Orada onlar boş ve anlamsız söz işitmezler, sadece selâm ve selâmet sözleri duyarlar.There they shall hear no idle talk, but only 'Peace.'
Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.In that case, indeed, the followers of falsehood might have doubted.
O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar.The Day when they will hear the Shout in all truth.
O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar.The Day when they will hear the Shout in all truth.
Azabı gördüklerinde pişmanlğı ta içlerinde duyarlar.When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts.
Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır.They hear therein no idle talk, but only Peace; and therein they have food for morn and evening.
Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar. İnkarcıların boyunlarına prangalar vurmuşuzdur.Shall they be recompensed except for what they were doing?
Rab'lerinin kendilerine vermiş olduğu şeylerden zevk duyarlar.rejoicing in whatever their Lord has given them.
Bu sistemler daha az pahalı bilgisayar donanımına ve daha az desteğe ihtiyaç duyarlar.These systems require less support and less expensive computer hardware.
Aniden bir ses duyarlar ve Xander kontrol etmeye gider.Suddenly they hear a noise and Xander goes to check it out.
Zamanını açıklamalarla harcama. İnsanlar hep duymak istediklerini duyarlar.Verschwende deine Zeit nicht mit Erklärungen. Die Leute hören immer nur, was sie hören wollen.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alle Organismen benötigen Energie, um ihre Lebensprozesse aufrechtzuerhalten.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Plötzlich hört man draußen ein lautes Rufen.
Ve sesini duyarlar.Man hört nur ihre Stimme.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Die Männchen sind schon in den frühen Morgenstunden zu hören, wie sie von Singwarten aus rufen.
İlk günlerde operatörler sadece iki tane ses duyarlardı: Klik ve klak sesi.Letztere war lediglich zweier Gefühlsregungen fähig – lachen oder weinen.
Feminist coğrafyacılar kadın ve çevre konularına özel ilgi duyarlar.Zu den komischen Zwischenspielen gehören in einer besonderen Rolle der Fischer und seine Frau.
Bu tür cihazlar korkunç bir enerjiye ihtiyaç duyarlar.Dieser Stoffaufbau erfordert Energie.
David'in babası ve nişanlısı David'in davete gelmediği gibi bir telefon bile etmemesinden endişe duyarlar.Der Besuch bei Davids Eltern fällt nicht so schlimm aus wie befürchtet.
Pek iyi göremezler, ama çok iyi koku alır ve duyarlar.Sie sieht nicht, sie riecht nur.
O gece, diğer garip seslerle birlikte gülüşen çocuk sesleri de dahil olmak üzere çeşitli sesler duyarlar.Ils entendent à nouveau des bruits étranges cette nuit-là, y compris ceux d'enfants qui rient.
Ve sesini duyarlar.J'entends leur voix.
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Ils reçoivent alors la nouvelle de la mort d'Hasan Kûtchek.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Soudain on entend des cris au dehors.
Yardım alan insanlar ise topluma daha yapıcı bir biçimde hizmet etmeye heves duyarlar."Mais ceux qui croient vouent à Dieu un amour plus grand encore ».
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Esa noche, oyen a Josh gritar en la oscuridad, pero no son capaces de encontrarlo.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Las personas que van a los campos de noche, escuchan a una mujer llorar.
Ve sesini duyarlar.Se oyen voces.
Sonra, onlara doğru birinin geldiğini duyarlar.Lo que quieren es que uno les diga que sí, que van bien, que uno los acolite.
Ford ve adamları Falstaff'i evde ararken paravana arkasından gelen bir öpüşme sesi duyarlar.Al regresar de su búsqueda de Falstaff, los hombres oyen un beso detrás de la pantalla.
Kısa bir süre sonra bir dizi kamyonetin kaza alanına doğru yaklaştığını duyarlar ve saklanırlar.Oyendo una multitud acercarse, se esconden.
Bu nedenle çok tekrara ihtiyaç duyarlar.Además son muy repetitivas.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Se escucha ruido fuera.
Hızlı UDMA5 ve UDMA6 modları tabii ki 80 iletken kabloya ihtiyaç duyarlar.Le modalità ancor più veloci, UDMA5 e UDMA6 richiedono anch'esse cavi con 80 conduttori.
Bu nedenle çok tekrara ihtiyaç duyarlar.Per questo motivo deve essere somministrato ripetutamente.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.La mattina seguente il paese avrebbe sentito suonare le campane a festa.
Sayid bu esnada sinyal almayı başarmıştır ve Fransız bir kadının sesini duyarlar.Sayid accende la radio e riceve un segnale, che viene bloccato però da una trasmissione in francese.
Ve sesini duyarlar.Sente la nostra voce?
Bota çıktıklarında ise farklı bir müzik sesi duyarlar.Quando le feste si avvicinano si può sentire musica dappertutto.
Sonra, onlara doğru birinin geldiğini duyarlar.Внезапно они слышат, что кто-то к ним идёт.
Hızlı UDMA5 ve UDMA6 modları tabii ki 80 iletken kabloya ihtiyaç duyarlar.Более быстрые режимы UDMA5 и UDMA6 также требуют 80-проводного кабеля.
O gece, diğer garip seslerle birlikte gülüşen çocuk sesleri de dahil olmak üzere çeşitli sesler duyarlar.Той же ночью, дети просыпаются, услышав странные звуки.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Утром приступают к выпечке чесницы с первым звоном церковных колоколов.
Bu tür cihazlar korkunç bir enerjiye ihtiyaç duyarlar.Но для воплощения этого замысла им нужен мощный источник магической энергии.
Sonra gelen bir helikopterin sesini duyarlar.Ночью они услышали звук вертолёта.
Ve sesini duyarlar.Слышите наши голоса?
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Или подчиняешься, или уходишь.
Yardım alan insanlar ise topluma daha yapıcı bir biçimde hizmet etmeye heves duyarlar."Я думаю, эти деньги смогут реально помочь людям».
Bu nedenle çok tekrara ihtiyaç duyarlar.По этой причине неоднократно перестраивался.
Rick, tuzağın nasıl çalıştığını anlatırken, yardım çığlığı atan bir adamın sesini duyarlar.Enquanto Rick explica como a armadilha funciona, eles ouvem um homem gritando por ajuda.
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Naquela noite, eles ouvem Josh gritando na escuridão, mas não são capazes de encontrá-lo.
Sonra gelen bir helikopterin sesini duyarlar.Quando chega um helicóptero.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Nesse instante, os três ouvem um barulho.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Cedo, nas manhãs de Elul se ouve o som do shofar.
Ve sesini duyarlar.Então a voz é ouvida.
Bütün üreticiler, tedarik zincirindeki müşterilerinin taleplerinin tam olarak karşılanma gereksinimi duyarlar.Todos os bens dos envolvidos devem ir a leilão.