duyarlı ile cümle
duyarlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Ti testi so časovno manj občutljivi, saj za diagnozo ne potrebujejo živih bakterij.
Işığa karşı aşırı duyarlıdırlar.Občutljivo na svetlobo.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması.Narava-družba-ekološka zavest.
Ana madde: Aşırı duyarlılık Aşırı duyarlılık, vücudun kendi dokularına zarar veren bir bağışıklık yanıtıdır.Preobčutljivostne reakcije so imunski odzivi, ki poškodujejo telesu lastno tkivo.
Maksimum duyarlık aydınlık ortamda 555 nm dalga boyundaki ışığadır.Vrh fotopske krivulje se nahaja pri 555 nm, kar je rumenozelenkasta svetloba.
Ekran, dokunmaya duyarlı olmasına rağmen, bazen biraz gecikme yaşıyor.Kljub živi obarvanosti ga je včasih presenetljivo težko opaziti na preži.
Eleştiri veya onaylanmamaya karşı aşırı duyarlılık.Neretas perdėtas jautrumas nepritarimui.
Çevreye duyarlı makineler üretir.Apylinkėse trykšta mineralinės versmės.
Duygusal dengede yüksek puan alanlar duygusal olarak duyarlı ve strese eğilimlidirler.Kõrgema neurootilisuse tasemega inimestel on emotsionaalselt tundlikud ja stressile haavatavad.
Bu biyolojik algılama sisteminin ısıya duyarlılığı konusu belirsizdir.Testosterooni bioloogilised ülesanded ajus pole selged.
Maksimum duyarlık aydınlık ortamda 555 nm dalga boyundaki ışığadır.Inimsilm on kõige tundlikum valgusele lainepikkusega 555 nm.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.Isiksus ja emotsioonid.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Aber vielleicht ist der begeisterte Sensibilität der jungen Frauen in ihrem Alter auch eine Rolle gespielt.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Ale być może entuzjastycznie wrażliwość młodych kobiet w jej wieku, również odegrały pewną rolę.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Ale možná nadšené cítění mladých žen v jejím věku také hrálo roli.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Ale možno nadšené cítenie mladých žien v jej veku tiež hralo rolu.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Dar poate că sensibilitatea entuziast de femei tinere de vârsta ei au jucat, de asemenea, un rol important.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.De talán a lelkes érzékenysége a fiatal nők életkorát is szerepet játszott.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.하지만 아마도 그 시대의 젊은 여성의 열정적인 감수성도 역할을 수행했습니다.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Maar misschien is de enthousiaste gevoeligheid van jonge vrouwen van haar leeftijd ook een rol gespeeld.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Ma forse la sensibilità entusiasta di giovani donne della sua età ha giocato un ruolo.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Mais peut-être la sensibilité enthousiaste de jeunes femmes de son âge a également joué un rôle.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Mas talvez a sensibilidade entusiástica de mulheres jovens de sua idade também desempenhou um papel.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Men kanske den entusiastiska känslighet unga kvinnor i hennes ålder spelar också en roll.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Men måske er de entusiastiske sensibilitet af unge kvinder i hendes alder, spillede også en rolle.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Mutta ehkä innostunut herkkyys nuorten naisten ikä oli myös rooli.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Nhưng có lẽ sự nhạy cảm nhiệt tình của các phụ nữ trẻ tuổi của cô cũng đóng một vai trò.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Pero tal vez la sensibilidad entusiasta de las jóvenes de su edad también juega un papel importante.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Tapi mungkin sensibilitas antusias perempuan muda usia nya juga memainkan peran.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Toda morda navdušeni senzibilnosti mladih žensk njene starosti, prav tako pomembno vlogo.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Αλλά ίσως η ενθουσιώδης ευαισθησία των νέων γυναικών της ηλικίας της, έπαιξε επίσης έναν ρόλο.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Але, мабуть, захоплений чутливість молодих жінок її віку також зіграли свою роль.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Но може би най-ентусиазираните чувствителност на млади жени на нейната възраст също играе роля.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.Но, пожалуй, восторженный чувствительность молодых женщин ее возраста также сыграли свою роль.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.אבל אולי רגישות נלהב של נשים צעירות בגיל שלה גם שיחק תפקיד.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.ولكن ربما حساسية متحمسا للشابات من عمرها لعبت أيضا دورا في ذلك.
Ama belki de yaşı genç kadınlar coşkulu bir duyarlılık da bir rol oynadı.この感覚は、機会あるごとにリリースを求め、そしてそれを今感じグレーテ
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Aber die Hauptsorge der umweltinteressierten Studenten -- und sie haben Recht -- ist die Zukunft.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Ale hlavní zájem těch enviromentalistických studentů - a v tom mají pravdu - se týká budoucnosti.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Ale hlavnou starosťou ekologicky zameraných študentov -- a majú pravdu -- je budúcnosť.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Ale to, co najbardziej interesuje studentów-ekologów -- i słusznie że się tym interesują -- to przyszłość.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Ampak glavna skrb okoljsko zaskrbljenih študentov -- in prav imajo -- se tiče prihodnosti.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Dar problema principală a studenţilor interesaţi de mediu -- şi ei au dreptate -- este viitorul.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.De ami igazán aggasztó a környezettudatos diákok számára -- és igazuk van -- az a jövő.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.De grootste bekommernis van de milieubewuste studenten -- en ze hebben gelijk -- is de toekomst.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.하지만 환경적으로 관심을 가진 학생들의 주된 관심은 -- 그들은 옳습니다. -- 미래에 대한 것입니다.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Ma il problema principale per gli studenti ambientalisti -- e hanno ragione -- è il futuro.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Mais le problème principal pour les étudiants soucieux de l'environnement - et ils ont raison - est l'avenir.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Mas a preocupação principal dos estudantes preocupados com o ambiente — e eles têm razão — é com o futuro.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Men den største bekymring for de miljøinteresserede studerende -- og de har ret -- er fremtiden.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Men huvudbekymret för de miljöintresserade studenterna -- och de har rätt -- handlar om framtiden.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Nhưng mối bận tâm chính của những sinh viên môi trường -- và họ đúng -- chính là về tương lai.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Pero la principal preocupación de los estudiantes ambientalistas, y tienen razón, es el futuro.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Але стурбовані станом довкілля студенти найбільш занепокоєні майбутнім - і вони мають рацію.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Но главный предмет беспокойства озабоченных экологическими проблемами студентов - и они правы - это будущее.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.Но основната грижа, за интересуващи се от околната среда студенти - и те са прави - е за бъдещето.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.אבל הדאגה העיקרית של הסטודנטים המעורבים סביבתית -- והם צודקים -- היא העתיד.
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.ولكن القلق الاكبر للطلاب المهتمين بالبيئة .. وهم محقون هو فيما يخص المستقبل
Ama çevreye duyarlı öğrencilerin ana kaygıları gelecek ile ilgili -- ki bunda haklılar da.主に心配しているのは - もっともなのですが 将来のことです 動向はどうなっているのか? 傾向線を
Ancak sese karşı duyarlı bir kare yapmanın iyi olduğunu düşündüm ve çocuklarım o zaman ufaklardı.Doar că mi se părea drăguț ca pătratul să-mi răspundă.