Ana içeriğe geç
Sözlük

duy ile cümle

duy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bazen duygularıma hakim olamıyorum.Sometimes I can't hold my emotions.
Onun duşta şarkı mırıldandığını duydum.I heard him humming in the shower.
Onun duygularının incinebileceğinden korkuyordum.I was afraid that it might hurt her feelings.
Biri bir şey duydu mu?Did someone hear something?
O, yardım çağrısı yapan birini duydu.She heard someone calling for help.
O onun sesini duyduğunda onun mutsuzluğu mutluluğa döndü.Her unhappiness turned to bliss when she heard his voice.
Haberi duyduğunda ruhen yıkıldı.She broke down when she heard the news.
O, haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.When she heard the news, she burst into tears.
O, haberi duyduğunda sevinçten gözyaşlarına boğuldu.She burst out crying with joy when she heard the news.
Tatlı bir mizah duygusu var.She has a delightful sense of humor.
O, duygulanmaktan dolayı ağladı.She wept with emotion.
Onun duygusu sözler için çok güçlüydü.Her emotion was too strong for words.
Duygularını bastıramadı.She couldn't suppress her emotions.
Oğlunun doktor olmasıyla gurur duyuyor.She is proud that her son has become a doctor.
O, oğullarının başarısıyla gurur duyar.She takes pride in her sons' success.
Ona saygı duyulur.She is looked up to.
Onun sesini duyduğunda geriye döndü.She turned around when she heard his voice.
O, onların ona karşı olan düşmanca duygularının farkındaydı.She was aware of their hostile feelings toward her.
Eleştiriye karşı çok duyarlıdır.She is very sensitive to criticism.
Hasta olduğunu duydum.I've heard you've been sick.
Hasta olmak nasıl bir duygu?What does it feel like to be a patient?
Odanın arkasındaki kişiler konuşmacıyı duyamıyordu.The people in the rear of the room could not hear the speaker.
Tuhaf bir ses duyuyorum.I hear a strange sound.
Oğlunun güvenli varışını duyana kadar anne rahat olmayacaktır.The mother will not be at ease until she hears of her son's safe arrival.
Kim saygı ve hayranlık hissi duymadan cesur insanların kahramanca eylemlerini okuyabilir?Who can read the heroic deeds of brave men without a feeling of respect and admiration?
Yan odada dolaşan birini duyuyor musun?Do you hear someone moving in next room?
Bitişik odada birinin konuştuğunu duyuyorum.I can hear someone talking in the next room.
Yan odada onun sesini duyduğuma şaşırdım.I was surprised to hear her voice in the next room.
Yan odadaki sesi duymadın mı?Didn't you hear the voice in the next room?
Beni asla yenemeyeceksin, beni duydun mu? Asla!You will never beat me, you hear me? Never!
Haberi duyduğunda ağladı.She cried when she heard the news.
Haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.Upon hearing the news, she burst out crying.
Haberi duyunca gözyaşlarına boğuldu.When she heard the news, she broke down crying.
Haberi duyunca ruhen yıkıldı.Upon hearing the news, she broke down crying.
Onun geleceğini duymadım.I've not heard that she will come.
O, zilin çaldığını duyar duymaz telefona cevap verdi.As soon as she heard the bell ring, she answered the telephone.
O, zil çaldığını duyar duymaz telefona cevap verdi.She answered the telephone as soon as she heard the bell ring.
Hemen gelip konuyu araştıracağını duyurdu.He announced that he would come at once and investigate the matter.
Sana sempati duyuyorum.I sympathize with you.
Nobel barış ödülünü aldığını sana duyurmaktan memnun olduk.We are pleased to announce you that you have received the Nobel Peace Prize.
Haberi duyunca bayıldı.On hearing the news, she fainted.
Onlar kendilerine hayranlık duyuyorlardı.They were admiring themselves.
İhtiyaç duyulan şey daha fazla zaman.What is needed is more time.
O, görme duyusunu bir kazada kaybetti.He lost his eyesight in an accident.
O, o kazada görme duyusunu kaybetti.He lost his eyesight in that accident.
Ben henüz o hikayeyi duymadım.I haven't heard that story yet.
O hikayeyi duymak zorundayım.I have yet to hear that story.
Ben zaten o şarkıyı bir zamanlar duymuştum.I had already heard that song once.
Bu, uzun zamandır duyduğum en iyi haber.That's the best news I've heard in a long time.
O, kararı duyunca umutları alt üst olmuştu.Her hopes were dashed when she heard the verdict.
Bu, herkes tarafından saygı duyulan bir bilimcidir.This is a scientist who is respected by all.
Hiç kimse bunu asla duymadı.Nobody had ever heard of it.
Bugün yeni bir şey duydum.I heard something new today.
Uzayda hiç kimse senin çığlığını duyamaz.In space, no one can hear you scream.
En son söylentileri duydun mu?Have you heard the latest rumours?
Onların takımının güçlü bir birlik duyusu var.Their team has a strong sense of unity.
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Tom'un modern resim için estetik duygusu vardır.Tom has an aesthetic sense for modern painting.
Bir iğnenin düşüşünü duyacak kadar yeterince sessiz.It's quiet enough to hear a pin drop.
Lütfen duyma uzaklığında kal.Please stay within earshot.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod