Dört duvardan ibarettir.Négy fal között.
Yan ve arka duvarlar top duvardayken sadece bir kere kullanılabilir.Az oldalsó és a hátsó falak is használhatóak a labda főfalra való visszajuttatására.
Duvardan bahçeye atlar.A kertet fal keríti.
Ayrıca dört duvarda sivri kemerli nişler yer alır.Egyébként mind a négy falban bemélyítések találhatók.
İki yan duvarda da pencereler açılmıştır.Mindkét oldalon le lehetett engedni az ablakokat.
Bir ağaç veya duvardaki bir delikte yuva kurar.A fészek a barlang vagy épület falára van száradva.
Duvarda bazı resimler var.Van néhény kép a falon.
Karşı duvarda ise “at nalı biçiminde” bir fırın yer almaktadır."Ulkona on hevonen syömässä ruohoa."
Bir ağaç veya duvardaki bir delikte yuva kurar.Valkopäätiainen pesii puussa tai seinässä olevaan koloon.
Dört duvardan ibarettir.Kaikkiin neljään tuuleen.
Bill'in bir arkadaşı daha duvarda emilir.Murphyn kuva on kehystettynä Lisan huoneen seinällä.
Diğer duvarda Donetsk Oblastı'nın yerleşimlerinin kurtuluş tarihlerinin içeren plaka bulunur.Υπάρχει κάποια διαμάχη γύρω από την ημερομηνία εξαφάνισης των ντόντο.
Parıltılı, büyük ve esrarengiz kelimelerle duvarda açıkça duyurulur: "Sırlar Odası açıldı.Στον τοίχο εμφανίζεται μια μυστηριώδης επιγραφή: Η Κάμαρα με τα Μυστικά άνοιξε.
Arka planda, duvarda gölge yüzünden karanlık görünen bir adamın portresi asılı duruyor.Η πρώτη διακρίνεται σε ένα πορτρέτο που κρέμεται στον τοίχο πίσω από τις ανθρώπινες μορφές.
Ayrıca Jon Snow ve Duvardaki diğer karakterler de gözükmez ve Winterfell sahnelerinde Robb Stark yoktur.Jon Snow og alle karakterene på Muren er også fraværende, og Robb Stark vises ikke i Winterfell scener.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.En tavle på muren beretter dette.
Örneğin, bu resimde duvardaki pencere ve sol kısımdaki gölgeli kısım daha belirgin.I billedets venstre side falder en skrå skygge på væggen og den lægger væggens venstre del i mørken.
Duvarda bir saat var.Der hænger et ur på væggen.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.Den gjenmurte døren vises ennå i veggen.
Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21).Da han kom fram til David, kastet han seg erbødig til jorden» (2 Sam 1,2).
İlk olarak Müthiş Olabilirdi bölümünde duvardaki resmi görünmüştür.Innenfor malerkunsten gjorde han seg først bemerket for sine veggmalerier på mur.
Duvardan bahçeye atlar.Den ble kåret til hagen.
Ölümlerin hızı, kişilerin duvardaki gaz deliklerine ne kadar yakın olduklarına göre değişirdi.Kecepatan mati para korban bergantung pada seberapa dekat mereka dengan ventilasi gas beracun tersebut.
15 yıl sonunda duvarda, gerçek dünyaya ulaşabilen bir delik açmayı başarır.Pada akhir abad ke-15, sebuah gerbang di dinding dekat Water Gate dibuka agar galai bisa masuk.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.Cũng chính các trụ bổ tường này đỡ vòm cửa.
Kuzen Aenchen duvardan düşen resmi yeniden asmaktadır.VnExpress đăng lại bài của Tiền phong.
Aynanın üstünde, duvarda "Jan van Eyck buradaydı."鏡の上に「ヤン・ファン・エイクここにありき。
"Eğer birinci perde açıldığında duvarda bir tüfek asılıysa takip eden sahnede tüfek mutlaka patlamalı.「もし、第1幕から壁に拳銃をかけておくのなら、最終幕にはそれが発砲されるべきである。
Ayrıca Jon Snow ve Duvardaki diğer karakterler de gözükmez ve Winterfell sahnelerinde Robb Stark yoktur.ジョン・スノウやほかの〈壁〉のキャラクターも、ロブも登場しない。
Zaten mahkûmlardan biri bu esnada duvardan düşerek ölür.誰か1人でも台から落ちた時点で負けとなる。
Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21).曾經因為黛西加入雷族使伴侶雲尾特別關心而吃醋。
Duvardaki orijinal heykel saklanmadı, ancak 19. yüzyılda birkaç kez restore edildi.벽면에 있던 원본 조각품은 보존되지 못했지만, 여러 시간에 걸쳐, 특히 19세기에 대부분 복원되었다.
Duvardan geçişi yalnızca büyücüler gerçekleştirebilir.매직 스태프 직업이 마법사일때만 가능하다.
Üçüncü sahnede otel odası yıkıntı haldedir ve bomba duvarda bir delik açmıştır.בתמונה השלישית, חדר המלון הרוס; הפצצה פערה חור בקיר.
Her duvarda altlı üstlü ikişer pencere vardır.На всяка стена има два реда прозорци.
Her duvarda altlı üstlü 4'er pencere bulunmaktadır.Na svakoj kuli se nalazi šest prozora.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.V tem zidu so tudi vrata utrdbe.
Her duvarda altlı üstlü ikişer pencere vardır.Na vsaki steni je še pravokotno in polokroglo okno.
Duvardaki orijinal heykel saklanmadı, ancak 19. yüzyılda birkaç kez restore edildi.Saali algupärane lagi pole tänaseni säilinud, vaid taastati 20. sajandil.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.박았습니다. 1만6천명의 부하를 지휘하는 스터블바인은 벽을 뚫고 걸어가는 것에 계속 실패하자 어리둥절했습니다.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, care comanda 16.000 de soldaţi, a fost consumat de eşecul lui continuu de a trece prin perete.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, chỉ huy của 16,000 binh lính, bị bẽ mặt bởi những thất bại liên tiếp khi cố đi xuyên tường.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, joka johti 16 000 sotilasta, hämmästyi alinomaista epäonnistumistaan kävellä seinän läpi.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, který velel 16.000 vojáků, nedokázal pochopit, jaktože se mu stále nedaří projít zdí.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, który dowodził 16 tys. żołnierzy był zażenowany porażką w przechodzeniu przez ściany.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, ktorý velil 16000 vojakom, bol udivený svojimi neúspešnými pokusmi prechádzať cez stenu.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, qui commandait 16 000 soldats, fut abasourdi par son échec répété à traverser le mur.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, quien comandaba 16,000 soldados, estaba perplejo por su fracaso para atravesar de la pared.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, yang memimpin 16.000 tentara, merasa terhina oleh kegagalannya berjalan menembus dinding.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Стъбълбайн, който командваше 16 000 войника, бе объркан от постоянния си провал да мине през стената.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.סטבלביין, שתחת פיקודו 16,000 חיילים, נדהם מכשלונו החוזר ונשנה לעבור דרך הקיר.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.مكتبه. ستابلباين الذي قاد 16 الف جندي، كان متحيرا من فشله المتواصل في السير من خلال الحائط.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.どうしても壁を通り抜けられずに困惑していました 彼はこの能力がいつの日か一般的な軍事手段になると信じていました
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.그러니까 루이 16세는 이미
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Also schon Louis XVI begann das
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Deci deja Ludovic al XVI-lea începea să înțeleagă gravitatea situației.
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Dus inmiddels had Louis XVI de onheil al zien aankomen.
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Então, Luiz XVI começou a perceber os escritos nas paredes
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Louis XVI se rendait bien compte de ce qui se passait.
16. Louis şimdiden duvardaki yazıları görmeye başladı.Quindi Luigi XVI aveva già cominciato a rendersi conto di quello che stava per accadere