duruyorsunuz ile cümle

duruyorsunuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Das Wetter, wie Sie sich vorstellen können, dies ist Sommer und man steht auf 200 Fuß Eis.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.El clima, como pueden imaginar... eso es en verano y hay 60 metros de hielo.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Het weer, zoals jullie zich kunnen voorstellen, is dit in de zomer, en je staat op 60 m ijs.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Il clima appunto, come potete immaginare, qui siamo in estate e ci si trova su quasi 70 m di ghiaccio.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Khí hậu, như bạn có thể tưởng tượng, đây là mùa hè và bạn đang đứng trên 200 feet ( ~ 67 m) băng.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.La météo comme vous pouvez l'imaginer... Là, c'est l'été et on marche sur 60m de glace.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.O clima, como podem imaginar, isto é no verão, e estamos sobre 60 metros de gelo.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Pogoda, jak możecie sobie wyobrazić, to jest lato i stoicie na 60 m lodu.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Vremea, cum vă puteți imagina, aici e vară și stai pe un strat de gheață de 60 m.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Ο καιρός, όπως μπορείτε να φανταστείτε, είναι καλοκαιρινός και στεκόμαστε πάνω σε πάγο πάχους 60 μέτρων.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Времето, както можете да си представите, това е през лятото, и вие стоите върху 200 фута (70 метра) от лед.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.Погоду вы можете себе представить.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.מזג-האויר, כפי שניתן לדמיין, זהו קיץ, עומדים על 70 מטר קרח.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.الطقس، كما قد تتخيلون، هذا الصيف ، وكنت واقفا على 200 قدم من الجليد.
Havalar, hayâl edebileceğiniz gibi, bu yaz olmasına rağmen, 61 metre olan bir buz parçasında duruyorsunuz.季節は夏 高さ60メートルの氷の上です 後方には火山があり
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.A povedal im: Aké sú to veci, o ktorých idúci rozjímate medzi sebou a ste smutní?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Er sprach aber zu ihnen: Was sind das für Reden, die ihr zwischen euch handelt unterwegs, und seid traurig?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Il leur dit: De quoi vous entretenez-vous en marchant, pour que vous soyez tout tristes?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.I řekl k nim: Které jsou to věci, o nichž rozjímáte vespolek, jdouce, a proč jste smutní?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.I rzekł do nich: Cóż to za rozmowy, które macie między sobą idąc, a jesteście smutni?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.예수께서 이르시되 너희가 길 가면서 서로 주고 받고 하는 이야기가 무엇이냐 하시니 두 사람이 슬픈 빛을 띠고 머물러 서더라
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Lalu Yesus berkata, "Apa yang kalian bicarakan di tengah jalan ini?" Mereka berhenti dengan muka sedih
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Men han sagde til dem: "Hvad er dette for Ord, som I skifte med hinanden på Vejen?" Og de standsede bedrøvede.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Ngài phán cùng họ rằng : Các ngươi đương đi đường , nói_chuyện gì cùng nhau vậy ? Họ dừng lại , buồn_bực lắm .
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Ngài phán cùng họ rằng: Các ngươi đương đi đường, nói chuyện gì cùng nhau vậy? Họ dừng lại, buồn bực lắm.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.On jima pa reče: Kaki so to pogovori, ki jih imata gredoč med seboj? In ustavita se, gledaje žalostno.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular."Waarover loopt u zo druk te praten?" vroeg Hij.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Но очите им се удържаха да Го не познаят.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Он же сказал им: о чем это вы, идя, рассуждаете между собою, и отчего вы печальны?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.Рече ж до них: Що се за речі, про котрі розмовляєте між собою йдучи, та сумуєте?
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.ויאמר אליהם מה המה הדברים האלה אשר אתם נשאים ונתנים בהם יחדו בדרך ופניכם זעפים׃
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.فقال لهما ما هذا الكلام الذي تتطارحان به وانتما ماشيان عابسين.
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.耶 穌 對 他 們 說 、 你 們 走 路 彼 此 談 論 的 是 甚 麼 事 呢 . 他 們 就 站 住 、 臉 上 帶 著 愁 容
İsa, ‹‹Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?›› dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular.耶穌對 他 們說 、 你 們走路 彼此 談論 的 是 甚 麼事 呢 . 他們 就 站住 、 臉上 帶著 愁容
Ne duruyorsunuz?Che fate?
Ne duruyorsunuz?Co robicie?
Ne duruyorsunuz?Hvad laver du?
Ne duruyorsunuz?Mitä teette?
Ne duruyorsunuz? Pe,slerinden gidin!Τι κάνετε εκεί; Κυνηγήστε τους!
Ne duruyorsunuz?Que estão a fazer?!
Ne duruyorsunuz?¿Qué hacéis?
Ne duruyorsunuz?Vad gör ni?
Ne duruyorsunuz?Что вы делаете?
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpAgora, imaginem que estão numa rua algures no Japão, viram-se para uma pessoa próxima e perguntam:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpAsí que ahora imagínense que están en una calle de Japón, ven a una persona y le preguntan
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpA teď si představte, že stojíte na ulici, někde v Japonsku. Obrátíte se na někoho a říkáte,
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpA teraz wyobraźcie sobie, że stoicie na ulicy, gdzieś w Japonii, i zwracacie się do osoby stojącej obok,
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpBeeld je nu in: je staat in een straat, ergens in Japan, je spreekt iemand aan en zegt:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpImaginați-vă acum că sunteți pe o stradă, oriunde în Japonia.
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüp자, 이제 여러분께서 일본 거리 어딘가에 서있고, 당신의 옆에 있는 사람에게 돌아서서 묻습니다,
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpKuvitellaan olevamme kadulla Japanissa, käännytte vastaantulijan puoleen ja sanotte:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpMost képzeljük el, hogy valahol Japánban, az utcán járva mi szólítjuk meg a legközelebbi járókelőt:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpOra immaginate di essere per strada, ovunque in Giappone, avvicinate una persona e chiedete
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpTeraz si predstavte V�s st� na ulici niekde v Japonsku, oto��te sa k osobe ved�a V�s a poviete,
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpZdaj pa si predstavljajte, da stojite na ulici nekje na Japonskem, in vprašate mimoidočega:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpΤώρα φανταστείτε πως στέκεστε σε ένα δρόμο, κάπου στην Ιαπωνία, και λέτε στον διπλανό σας,
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpА тепер уявіть собі, що ви знаходитесь на вулиці десь у Японії, і звертаєтесь до людини, що стоїть поряд:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpТака, сега си представете, че сте на улицата някъде в Япония. Обръщате се към човека до вас и питате:
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpאז עכשיו דמיינו שאתם עומדים ברחוב, בכל מקום ביפן אתם פונים לאדם שלידכם ואומרים
Şimdi düşünün ki siz Japonya'da herhangi bir caddede duruyorsunuz, yanınızdaki kişiye dönüpإذاً، الآن تخيل أنك تقف على شارع في أي مكان في اليابان، وتلتفت إلى الشخص القريب منك وتقول،
İlgili Sayfalar