Ana içeriğe geç
Sözlük

duruyorlar ile cümle

duruyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Al entrar en un espacio como este, se accede directamente al pasado porque se mantienen intactos por décadas.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Amikor ilyen helyekre vetődsz, közvetlenül érintkezel a múlttal, hiszen évtizedekig érintetlenül várnak.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Când mergi în astfel de locuri, accesezi, în mod direct, trecutul deoarece sunt neatinse de decenii.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.사실 이런 장소에 가는 것은 직접 과거에 가는 것과도 마찬가지예요. 왜냐하면 이들은 그 상태 고대로 지금까지 방치돼 왔거든요.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Quando entri in spazi come questi accedi direttamente al passato perché sono rimasti immutati per decenni.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Όταν μπαίνεις σε τέτοιους χώρους, έχεις άμεση πρόσβαση στο παρελθόν επειδή μένουν ανέγγιχτοι επί δεκαετίες.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.כשאתם נכנסים לחללים כאלו, אתם ניגשים ישירות לעבר כי הם נותרים ללא שינוי במשך עשורים.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.فعندما تقصد أماكن كهذه, لن تلبث أن تجد نفسك قد ولجت مباشرة في الماضي لأنها تظل على هي عليه لعقود.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.過去に直接アクセスしていることになります 何十年も手付かずのままになっているからです 私は歴史をもつ空間のオーラを感じるのが大好きです
Bu da frekans=1 anlamına gelir. Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.Čili frekvence bude 1 Hz, což dává smysl.
Bu da frekans=1 anlamına gelir. Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.Значи той ще приема 1 гребен или 1 цикъл в секунда или честота от 1 херц, което е логично.
Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.Das ist ortsfest. Beide sind ortsfest zueinander.
Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.E nós também estamos falando sobre a física clássica.
Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.이것이 정지해있을 때입니다 서로 상대적으로 양쪽다 정지해 있는 상태입니다
Bu duran kaynak. bu ikisi birbirine göre duruyorlar.המקור במנוחה. הם במרחק קבוע אחד מהשני.
Bu kadınlar zehirli gazlar yayan devasa bacaların önünde duruyorlardı.Diese Frauen standen vor diesen riesigen Schloten, aus denen Giftgas kam.
Bu kadınlar zehirli gazlar yayan devasa bacaların önünde duruyorlardı.עומדות מול אותן ארובות עצומות שפלטו גז רעיל.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.Ci, którzy zaczęli wybór od najtrudniejszej decyzji, ciągle wybierali opcję standardową.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.Het resultaat is dat mensen die van veel naar weinig keuze gaan, altijd weer voor die standaardoptie kiezen.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.당신이 알 수 있는 것은 높은 선택에서 낮은 선택으로 가는 사람들은 기본 버튼을 계속 누르고 또 누른다는 것입니다.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.Vad du ser är att kunder som går från många till få val klickar på standardknappen om och om igen.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.מה שמוצאים הוא שמי שעובר מבחירה מרובה לבחירה מעטה, לוחצים על ברירת המחדל שוב ושוב ושוב.
Bulduğunuz şey şu, çok seçenekten az seçeneğe doğru gidince insanlar varsayılan seçeneği seçip duruyorlar.多数から少数の選択肢の順序だと 人々は標準設定ばかりクリックします 面倒になっているのです
Buradaki bir başka güzel şey ise, kenarlardaki çıkıntılar. Biraz soluk duruyorlar.Nó thật đẹp, bạn có thể nhìn quầng sáng ở đó hơi yếu ớt,
Buradaki bir başka güzel şey ise, kenarlardaki çıkıntılar. Biraz soluk duruyorlar.Was schön ist, Sie können wahrscheinlich diese Extremität dort sehen, eine Art undeutlicher
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Donde teria eu carne para dar a todo este povo? porquanto choram diante de mim, dizendo: Dá-nos carne a comer.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Gdzież mam mięso, abym dał wszystkiemu temu ludowi? bo płaczą na mię, mówiąc: Daj nam mięsa, abyśmy jedli.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Hvor skal jeg gå hen og skaffe hele dette Folk Kød? Thi de græder rundt om mig og siger: Skaf os Kød at spise?
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Hvor skal jeg ta kjøtt fra til hele dette folk? For de kommer gråtende til mig og sier: Gi oss kjøtt å ete!
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Kde mám nabrati masa, abych dal všemu lidu tomuto? Nebo plačí na mne, řkouce: Dej nám masa, ať jíme.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.이 모든 백성에게 줄 고기를 내가 어디서 얻으리이까 그들이 나를 향하여 울며 가로되 우리에게 고기를 주어 먹게 하라 하온즉
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Lihatlah, mereka terus merengek minta daging. Dan di manakah harus saya cari daging untuk semua orang itu
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Tôi sẽ có thịt ở đâu đặng phát cho cả dân sự nầy? bởi vì họ khóc về tôi mà rằng: Hãy cho chúng tôi ăn thịt.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Tôi sẽ có thịt ở đâu đặng phát cho cả dân_sự nầy ? bởi_vì họ khóc về tôi mà rằng : Hãy cho chúng_tôi ăn thịt .
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.Waar moet ik vlees voor al deze mensen vandaan halen? Want zij jammeren tegen mij: 'Geef ons vlees.'
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.От где у мене месо да дам на всички тия люде? защото плачат пред мене и казват: Дай ни месо да ядем.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.откуда мне взять мяса, чтобы дать всему народу сему? ибо они плачут предо мноюи говорят: дай нам есть мяса.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.מאין לי בשר לתת לכל העם הזה כי יבכו עלי לאמר תנה לנו בשר ונאכלה׃
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.من اين لي لحم حتى اعطي جميع هذا الشعب. لانهم يبكون عليّ قائلين اعطنا لحما لناكل.
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.我 從 哪 裡 得 肉 給 這 百 姓 喫 呢 、 他 們 都 向 我 哭 號 說 、 你 給 我 們 肉 喫 罷
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ‹Bize yiyecek et ver› diye sızlanıp duruyorlar.我 從哪裡 得 肉 給這 百姓 喫 呢 、 他 們都 向 我 哭 號說 、 你 給 我 們肉 喫罷
Çaresizce beton üzerinde duruyorlar, pala ile kesiliyor, ve yavasça bogulmaya birakiliyorlar.,חסרי ישע על רצפת בטון .הם נפתחים בעזרת סכין ...ונשארים להחנק לאט לאט
Çaresizce beton üzerinde duruyorlar, pala ile kesiliyor, ve yavaşça boğulmaya bırakılıyorlar.חסרי ישע על רצפת בטון, הם נפתחים בעזרת סכין. ונשארים להחנק לאט לאט...
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.Bahkan, galaksi ini dan semua galaksi lain tampaknya terlekat pada awan materi gelap yang tidak terlihat.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.De hecho, esta y cualquier otra galaxia parece estar inmersa en una nube de materia oscura invisible.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.사실 이 은하와 다른 모든 은하들은 보이지 않는 암흑 물질의 구름에 둘러싸여 있는걸로 밝혀졌습니다.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.Tahle galaxie a vlastně všechny galaxie jsou zjevně zasazeny do oblaku této neviditelné temné hmoty.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.Wydaje się, że każda galaktyka jest zawieszona w chmurze niewidzialnej, ciemnej materii.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.Всъщност, тази, както и всяка друга галактика изглежда са обхванати от облак от тази невидима тъмна материя.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.למעשה, הגלקסיה הזו, וכל גלקסיה אחרת נראות כאילו הן משובצות בתוך ענן של החומר הבלתי-נראה האפל הזה
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.في الحقيقة ، فإن هذه المجرة وكل المجرات الأخرى تبدوا وكأنها محاطة بسحابة من هذه المادة المظلمة.
Esasında bu ve diğer gökadalar, görünmeyen bir karanlık madde bulutunun içinde gömülü duruyorlar.このような肉眼で確認する事のできないダークマターの雲で覆われている事が解明されました また ダークマターは銀河の形体は異なり 球面的な形であり
Fakat orada duruyorlar.Aber da hört es schon auf.
Fakat orada duruyorlar.Ale tylko takich.
Fakat orada duruyorlar.Dar se opresc acolo.
Fakat orada duruyorlar.De ott ennyiben is maradt.
Fakat orada duruyorlar.그러나 거기까지 입니다.
Fakat orada duruyorlar.Maar daar stopt het bij.
Fakat orada duruyorlar.Mais elles s'arrêtent là.
Fakat orada duruyorlar.Mas é só o que tenho.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod