Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.얼마만큼 온 다음에는 멈춥니다.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Llegan a un cierto punto y luego se detiene.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Ne tulevat tiettyyn kohtaan ja pysähtyvät.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Prídu do istej vzdialenosti a potom sa zastavia.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Přišli do jisté vzdálenosti a pak se zastavili.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Sie kommen bis zu einer bestimmten Stelle und bleiben dann stehen.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Vin până la un anumit punct şi apoi se opresc.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Έρχονται μέχρι ένα σημείο και μετά σταματούν.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Вони добігали до певного місця і зупинялись.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Они добегали до определенного места и останавливались.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.Приближават се донякъде, а после спират.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.אני רואה חתולים וכלבים הולכים לקראתי.
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar."يأتون حتى نقطة محددة ثم يتوقفون"
Belli bir noktaya geliyor ve duruyorlar.そして また変わる
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Aku dipandang oleh mereka hina dan keji, bahkan mukaku mereka ludahi
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Brzydzą się mną, a oddalają się odemnie, i na twarz moję plwać się nie wstydzą.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.de afskyr mig, holder sig fra mig, nægter sig ikke af spytte ad mig.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.De avskyr mig, holder sig langt borte fra mig, og mitt ansikt sparer de ikke for spytt;
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Eles me abominam, afastam-se de mim, e no meu rosto não se privam de cuspir.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Gnusim se jim, stopajo daleč od mene in ne prizanašajo licu mojemu s pljuvanjem.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Hanno orrore di me e mi schivano e non si astengono dallo sputarmi in faccia
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.he inhoavat minua, väistyvät minusta kauas eivätkä häikäile sylkeä silmilleni.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Họ gớm ghiếc tôi, xa lánh tôi, Không kiêng nhổ khạc nơi mặt tôi.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Họ gớm_ghiếc tôi , xa_lánh tôi , Không kiêng nhổ khạc nơi mặt tôi .
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Ils ont horreur de moi, ils se détournent, Ils me crachent au visage.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.그들은 나를 미워하여 멀리하고 내 얼굴에 침 뱉기를 주저하지 아니하나니
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Mă urăsc, mă ocolesc, mă scuipă în faţă.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Me abominan y se alejan de mí; no se refrenan de escupir mi cara
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.med avsky hålla de sig fjärran ifrån mig, de hava ej försyn för att spotta åt mig.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Ošklivia si ma; vzďaľujú sa odo mňa a neštítia sa pľuvať mi do tvári,
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Útálnak engem, messze távoznak tõlem, és nem átalanak pökdösni elõttem.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.V ošklivosti mne mají, vzdalují se mne, a na tvář mou nestydí se plvati.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Με βδελυττονται, απομακρυνονται απ' εμου, και δεν συστελλονται να πτυωσιν εις το προσωπον μου.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Гнусят се от мене, отдалечават се от мене, И не се свенят да плюят в лицето ми.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.Они гнушаются мною, удаляются от меня и не удерживаются плевать пред лицем моим.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.תעבוני רחקו מני ומפני לא חשכו רק׃
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.يكرهونني. يبتعدون عني وامام وجهي لم يمسكوا عن البسق.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.他 們 厭 惡 我 、 躲 在 旁 邊 站 著 、 不 住 地 吐 唾 沫 在 我 臉 上
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.他 們厭惡 我 、 躲在 旁邊 站著 、 不 住地 吐 唾沫 在 我 臉上
Biraz soluk duruyorlar.여러분들도 보고 계시겠지만,
Biraz soluk duruyorlar.אניצים עדינים
Biraz soluk duruyorlar.بعض الأبخرة ،
Biraz soluk duruyorlar.かすかに見える-
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Continuau să ne spună, "Spune adevărul!" în timp ce ne băteau.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.De upprepade "berätta sanningen!" medan de slog oss.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Donna: Insistevano che io stessi mentendo.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.E estavam sempre a dizer "Diz a verdade!" enquanto nos batiam. Mulher:
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Gdy bili wciąż powtarzali: - Powiedz prawdę!
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Họ vừa đánh vừa hét "Mày nói thật đi!"
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ils nous répètent: "Dis la vérité!" tout en nous frappant.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.여자: 그들의 제가 거짓말을 한다고 계속 우겼어요.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Nos ordenó sentarnos, entonces nos sentamos. También vino el otro soldado. Jennifer:
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Sie sagten immer wieder "Sagt uns die Wahrheit" und schlugen uns.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ze bleven maar zeggen, "Vertel de waarheid!" terwijl ze ons sloegen.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ενώ μας χτυπούσαν, μας έλεγαν συνέχεια: "Πείτε την αλήθεια!"
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Дойде и другият войник. Дженифър: Мъжът дойде и започна да ме съблича.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Они твердили нам: "Говори правду!", - при этом били нас.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar."וכל הזמן אמרו לנו: 'ספרו את האמת!' כשהיכו אותנו."
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.إمرأة: لقد أصروا على أنني أكذب.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.女:私が嘘ついてると言い張って