Birbirimizin canına okuyup duruyorduk.Avant toi, nous nous causions tellement de peine, tellement de souffrances.
Birbirimizin canına okuyup duruyorduk.- ...ha én... ...előtted már annyi fájdalmat okoztunk egymának, annyi szenvedést.
Birbirimizin canına okuyup duruyorduk.Înaintea ta... ... obişnuiam să ne provocăm unul altuia atâta durere, atâta suferinţă.
Birbirimizin canına okuyup duruyorduk.- Nee, voor jou... we hebben elkaar zoveel pijn gedaan, zoveel geleden.
Birbirimizin canına okuyup duruyorduk.قبلك كنا نسبب لبعض الكثير من الألم و المعاناة
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A anak laki-laki dengan banyak uban kaku dan semacam merah wajah sehat berdiri di sana.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chappie kanssa paljon jäykkä harmaat hiukset ja punainen eräänlainen terveellinen kasvot seisoi siellä.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chappie med en masse stive gråt hår og en rød slags sundt ansigt stod der.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A Chappie met veel stijve grijze haren en een rode soort van gezonde gezicht stond daar.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chappie z veliko sivih las in trd rdečo neke zdrave obraz je bil tam stoji.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A Chappie με πολύ σκληρό για τα μαλλιά γκρίζα και ένα κόκκινο είδος υγιείς πρόσωπο στεκόταν εκεί.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chappie مع الكثير من الشعر الرمادي وتيبس كان نوعا الحمراء وجه صحي واقفا هناك.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chlapík se spoustou tuhý šedivé vlasy a červený druh zdravého tvář stál tam.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A chlapík s množstvom tuhý šedivé vlasy a červený druh zdravého tvár stál tam.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.A fickó egy csomó kemény, szürke haj és a vörös egyfajta egészséges arc állt ott.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.Chappie z dużą sztywność i siwe włosy czerwony rodzaj zdrowego twarzy stał tam.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.Ein chappie mit viel steifen grauen Haaren und eine rote Art gesundes Gesicht dastand.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.En KILLE med mycket styvt grått hår och en röd slags friska ansikte stod där.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.건강한 얼굴의 붉은 정렬 거기 있었어.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.Một kẻ với rất nhiều lông màu xám cứng và một loại màu đỏ của mặt khỏe mạnh đang đứng đó.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.Un chappie cu o mulţime de păr gri rigid şi un fel roşie a feţei sănătoşi a fost în picioare acolo.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.Момък с много твърда сива коса и червен вид на здрави лицето стоеше там.
Bir çok sert gri saç ile chappie ve sağlıklı yüz kırmızı bir sıralama orada duruyordu.むしろ恐るべきジョニーは、彼は現時点でも、非常に平和的に見えた。
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Az első, hogy melyik esetben álltak meg inkább az emberek, hogy kipróbálják a dzsemeket.
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Điều thứ nhất, trong trường hợp nào mọi người muốn dừng lại, nếm thử vài loại mứt ?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Eén: in welk geval gingen mensen vaker stoppen en wat jam proeven?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Erstens, ich welchem Fall würden mehr Menschen stehen bleiben und Marmelade probieren?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Først, i hvilken situation var folk mest tilbøjelige til at stoppe, og smage noget marmelade?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Först; I vilket av fallen var det mer troligt att folk stannade för att smaka lite marmelad?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?În primul rând, în care dintre cazuri erau oamenii mai dispuși să se oprească și să deguste niște gem?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?첫째, 어떤 경우에 사람들은 멈추어 서서, 잼을 좀 맛볼까?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?La prima, dove era più probabile che la gente si fermasse e assaggiasse dei campioni?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Pertama-tama, pada meja mana orang lebih mungkin berhenti, mencoba selai?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Premièrement, dans quel cas les gens allaient-ils plus volontiers s'arrêter pour goûter la confiture ?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Primeiro, em que caso era mais provável as pessoas pararem e provarem as compotas?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Primero, ¿en qué caso la gente estaba dispuesta a detenerse a probar la mermelada?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?W którym przypadku chętniej degustowano dżem?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Zaprvé, v kterém případě se více lidí zastavilo a zkusilo vzorky džemu?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Πρώτον, σε ποια περίπτωση ήταν πιθανότερο να σταματήσει κάποιος να δοκιμάσει;
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Перше - у якому випадку люди зупиняться скуштувати варення?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?Първо, в кой случай хората спираха повече, за да опитат малко конфитюр?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?ראשית, באיזה מקרה אנשים נעצרו יותר כדי לטעום את הריבה?
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?الاول , في اي الحالات يقف الناس لتجربة بعض المربى؟
Birincisi, hangi durumda insanlar daha çok duruyor ve reçel tadıyorlar?多くの人々が立ち止まってジャムを試食するかです 24種類ある場合は約60%の人が試食し
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduJemand sagt mir: Hänge nicht rum
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduNågon säger till mig: "Häng inte här" det har dröjt länge
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduΚάποιος μου λέει: μη περιφέρεσαι άσκοπα...
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduКто-то будет мне говорить - не ходи кругом
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyordu:תרגום משמיעה וסנכרון lirazrotem :סיוע GK
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyordu#とても長く
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.A ktosi mu povedal: Hľa, tvoja matka i tvoji bratia stoja vonku a chcú s tebou hovoriť.
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Atunci cineva I -a zis: ,,Iată, mama Ta şi fraţii Tăi stau afară, şi caută să vorbească cu Tine.``
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Có người thưa cùng Ngài rằng : Ðây nầy , mẹ và anh_em thầy ở ngoài , muốn nói cùng thầy .
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Có người thưa cùng Ngài rằng: Ðây nầy, mẹ và anh em thầy ở ngoài, muốn nói cùng thầy.
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Då sade någon till honom: »Se, din moder och dina bröder stå härutanför och vilja tala med dig.»
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Da sa en til ham: Se, din mor og dine brødre står utenfor og søker å få dig i tale.
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Da sagde en til ham: "Se, din Moder og dine Brødre stå udenfor og begære at tale med dig."
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Da sprach einer zu ihm: Siehe, deine Mutter und deine Brüder stehen draußen und wollen mit dir reden.
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.Disse-lhe alguém: Eis que estão ali fora tua mãe e teus irmãos, e procuram falar contigo.
Birisi İsaya, ‹‹Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar›› dedi.És monda néki valaki: Ímé a te anyád és testvéreid odakünn állanak, és szólni akarnak veled.