Beyin sepet içinde ortada duruyor.この脳をカート唯一のプロセッサとして使います
"Bi duvarın karşısında duruyordum."Ich stand an einer Mauer."
"Bi duvarın karşısında duruyordum."나는 벽에 갇혀 있었어."
"Bi duvarın karşısında duruyordum.""Mă aflam în fața unui zid."
"Bi duvarın karşısında duruyordum.""No veo el muro", y yo les digo lo mismo, no veo el muro.
"Bi duvarın karşısında duruyordum."Saya berada pada sebuah dinding."
"Bi duvarın karşısında duruyordum."Στεκόμουν μπροστά σε ένα τοίχο."
"Bi duvarın karşısında duruyordum."Бях до стена."
"Bi duvarın karşısında duruyordum."Я был загнан в тупик".
"Bi duvarın karşısında duruyordum."הגעתי לחומה אטומה."
"Bi duvarın karşısında duruyordum."كان مرتطما بجدار
"Bi duvarın karşısında duruyordum."「壁なんか見えないね」と言うんです その通りです
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Kau tahu, ribuan peneliti telah bekerja untuk memahami semua penyebab buatan dan penyebab alam.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.수천명의 과학자들이 인간에 의한 원인과 자연적인 현상에 의한 원인을
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Migliaia di scienziati lavorano per comprendere tutte le cause apportate dall'uomo e le cause naturali.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Știți, mii de oameni de știință lucrează să înțeleagă toate aceste cauze antropice și pe cele naturale.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Tausende von Wissenschaftlern arbeiten daran die anthropogenen und natürlichen Einflüsse zu verstehen.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Tudósok ezrei dolgoztak azon, hogy megértsék mind az ember okozta hatásokat, mind a természetes okokat.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.Tysiące naukowców próbowało zrozumieć wszystkie przyczyny pochodzenia ludzkiego oraz te naturalne.
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.אתם יודעים, אלפי מדענים עבדו כדי להבין את כל הסיבות מעשי ידי אדם הללו
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.تعلمون ، آلاف من العلماء يعملون على فهم كل الأسباب اللي يصنعها البشر
Biliyorsunuz, binlerce bilimadamı bu insan kaynaklı ve doğal kaynaklı nedenleri anlamak için çalışıp duruyor.研究してきました すべての人為的要因と 自然要因を理解するために
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Abbiamo vissuto mutazioni per quattro miliardi di anni ma ora che ci sono io, ci fermiamo.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Mutovali jsme v průběhu předchozích čtyř miliard let, ale teď, protože jsem to já, to přestane. Konec.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Saben, hemos mutado durante cuatro billones de años, pero ahora, porque soy yo, paramos.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.우리는 40억년 전부터 변이해왔지만, 지금은 나이기 때문에, 멈췄다. 끝이다.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.We zijn vier miljard jaar geëvolueerd, nu ben ik er, dus we stoppen ermee.' (Gelach)
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.Чотири мільярди років ми мутували, але тепер це припиниться, бо це - я.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.אתם יודעים, אנחנו עוברים מוטציה במהלך ארבעה מיליארד השנים, אבל עכשיו, כי אלה אנחנו, אז עצרנו. סוף.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.كما تعلمون، نحن تحورنا خلال الأربعة مليارات سنة السابقة، ولكن الأن، لأنه لي فقد توقفنا.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz. Son.最後の最後 永久の最後が 赤いジャケットの この俺"
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Ştiţi, ne-am trasformat în cei patru miliarde de ani de dinainte, dar acum, pentru că sunt eu, ne oprim.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Thấy đó, chúng tôi đã biến đổi suốt 4 tỉ năm, nhưng bây giờ, bởi vì đây là tôi, chúng tôi dừng lại.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Vous voyez, on mute pendant 4 milliards d'années, mais maintenant, parce que c'est moi, on arrête.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Wiecie, mutujemy przez cztery miliardy lat, ale teraz ponieważ to ja, przestajemy.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Wissen Sie, wir sind über vier Milliarden Jahre lang mutiert, aber jetzt, da es mich gibt, hört das auf.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Ξέρετε, μεταλλασσόμαστε τα τελευταία 4 δισεκατομμύρια χρόνια, αλλά τώρα, επειδή είμαι Εγώ, σταματάμε.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz.Мутирали сме през предишните четири милиарда години, но сега, защото съм аз, спираме.
Biliyorsunuz, dört milyar yıldır mutasyon geçiriyoruz, ama şimdi, 'ben' olduğum için duruyoruz."Мы мутировали четыре миллиарда лет, а теперь всё, хватит. Потому, что это я; хватит.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.100人位の黒人たちが綿花を摘んでいた
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.A többezernyi hektár gyapotültetvény szélén álltunk.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Chúng tôi đứng giữa cánh đồng bông.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Eram la marginea a mii de hectare de bumbac.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Eravamo lì sui bordi di migliaia di acri di cotone.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.우린 수천에이커의 무명밭 언저리에 서있었죠.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.On se tenait sur le bord de centaines d'hectares de coton.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Parados al borde de cientos de hectáreas de algodón.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Staliśmy na krańcu tysięcy akrów bawełny.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Wij stonden aan de rand van duizenden hectaren katoen.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Wir standen am Rande von Tausenden von Hektar Baumwolle.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Мы стояли у края тысячи акров хлопка.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Седяхме на ръба на хиляди акри памук.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.עמדנו בקצה של אלפי דונמים של כותנה.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.وكنا نقف على حافة حقول القطن تلك
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.Az egyik szára Isztambulban van, erős török gyökerek között.
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.Część jej jest zakorzeniona w Istambułu mocnymi tureckimi korzeniami,
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.Een deel ervan is geworteld in Istanboel met sterke Turkse wortels.
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.Ein Teil davon ist in Istanbul verwurzelt, mit starken türkischen Wurzeln.
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.En del av den är grundad i Istanbul, med starka turkiska rötter, men den andra delen reser i världen,
Bir ayağım istanbul'da güçlü Türk kökenimle duruyor.Jedna část je zakořeněná v Istanbulu, silnými tureckými kořeny.