Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Je zou zeggen dat het een vraag is waar men een heleboel tijd aan besteedt, iets dat we goed zouden begrijpen.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.이 문제에 대해 진지하게 고민하고 있는 사람은 대단히 많습니다. 또 사람들은 이 문제에 대해 잘 알고 있다고 생각하죠.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Nampaknya ini adalah pertanyaan yang banyak dibahas oleh orang dan kita memahaminya dengan benar.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Parece o tipo de pergunta no qual as pessoas perderiam muito tempo, e que compreenderíamos bastante bem.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Parece ser el tipo de pregunta que la gente debería hacerse con frecuencia, y que entenderíamos muy bien.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Sembra il tipo di questione su cui le persone spendono volentieri molto tempo, lo capivamo bene.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Zdá se, že ide o otázku, nad ktorou ľudia strávia veľa času a ktorej rozumieme veľmi dobre.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Zdá se, že jde o otázku, které bychom měli velice dobře porozumět, pokud nad ní lidé stráví hodně času.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Μοιάζει με το είδος της ερώτησης που οι άνθρωποι θα ξόδευαν πολύ χρόνο, και καταλαβαίνουμε πολύ καλά γιατί.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Кажется, что над этим вопросом люди уже много думали, и мы понимаем его очень хорошо.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.Това изглежда като тип въпроси на които хората отделят значително време, и които бихме разбрали много добре.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.זו נראית שאלה מהסוג שמעניין אנשים רבים, ושאנו מבינים היטב.
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.ويبدو أنه من الأسئلة التي ينبغي على الناس بذل المزيد من الوقت فيها لكي نفهمها جيداً
Aslında bu soru birçok insanın üstüne çokca zaman harcamış olup, anlayacağı bir soru gibi duruyor.皆、よく理解していると思われがちですが 実は、全くそうではありません。
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Chodzi mi o to, czy możesz sobie wyobrazić, że jakiś polityk w Wielkiej Brytanii wstanie i powie:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Es decir, puedes imaginarte a un político en Gran Bretaña ponerse de pie y decir:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Ich meine, könnten Sie sich vorstellen, ein Politiker, der in Großbritanien sagt:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Ik bedoel, kan je je voorstellen dat hier in Brittannië een politicus het lef heeft om te zeggen:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Intendo, riesci a immaginare un politico in Gran Bretagna che si alza e dice:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Jag menar, kan du se framför dig en politiker stå upp i Storbritannien och säga,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Je veux dire, est-ce que vous vous imaginez un homme politique en Grande-Bretagne se lever et dire,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Myslím tým, viete si predstaviť, že sa britský politik postaví a povie,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Quero dizer, consegue imaginar um político a levantar-se na Grã-Bretanha e dizer:
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Vreau sa spun, poti descrie cum ar arata un politician ridicandu-se in picioare in Marea Britanie si spunand,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Ý tôi là, ông có thể hình dung một nhà chính trị gia ở Anh đứng lên và nói,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Θέλω να πω, μπορείτε να φανταστείτε ένα πολιτικό να σηκώνεται στη Βρετανία και να λέει,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Искам да кажа, може ли да си представите политик да се изправи във Великобритания и да каже,
Aslında, edebilirim, İngiltere'de bir politikacı ayakta duruyor ve diyor ki,Представьте, английский политический деятель встанет и скажет:
Aslında grafikleri çok hoş duruyor.사실 그들이 그들의 그래픽을 매우 잘 유지하고 있다고 생각합니다.
Aslında grafikleri çok hoş duruyor.יש להם עיצובים גרפיים די נחמדים
Aslında grafikleri çok hoş duruyor.فإن رسوماتهم جميلة جدا
Aslında grafikleri çok hoş duruyor.私は最初の会議で ナプキンに
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Co więcej, trzyma go tak dobrze, że mogę nawet pomachać ręką, a nóż nie odpada.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.De facto, está tão bem segura que posso sacudi-la, e a faca não sai.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.De fapt este atât de bine înţepenit încât pot scutura mâna, şi cuţitul nu cade.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Drží tam vlastne tak silno, že ním môžem aj triasť, a ten nôž nespadne.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.En fait, il tient si bien que je peux le secouer et que le couteau ne tombe pas.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Es sitzt tatsächlich so fest an seinem Platz, dass ich es schütteln kann, ohne dass das Messer herunterfällt.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Faktisk, bliver den holdt så kraftigt på plads at jeg kan ryste den, og kniven falder ikke af.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Het mes wordt zelfs zo stevig vastgehouden, dat ik het kan schudden en dat het mes niet op de grond valt.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.In effetti rimane così saldo al suo posto che posso scuoterlo, e il coltello non cade.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.사실상 손바닥에 아주 단단하게 고정되었습니다 손을 흔들 수 있죠, 칼은 떨어지지 않습니다.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Menahannya dengan kuat pada tempatnya sehingga saya dapat menggoyangkan tangan saya dan pisau ini tidak jatuh.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Thực ra, nó được giữ chặt ở nơi tôi có thể lắc nó, và con dao không rơi ra.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Tulajdonképpen annyira szorosan áll a helyén, hogy megrázhatom, és a kés nem jön le.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Vlastně je držen tak pevně na místě, že jím mohu třást, a nůž neodpadne.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.На самом деле, он так прочно держится, что я могу потрясти рукой, и нож не упадет.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.Насправді, він тримається так міцно на місці, що я можу трясти ним, і ніж не вийде.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.في الحقيقة لقد قبضت على السكين باحكام لدرجة يمكنني أن أهزها, ومع ذلك فالسكيـن لن تسقط أبداً.
Aslında orada o kadar sağlam duruyor ki elimi sallayabilirimde ve bıçak düşmez.固定されていてこの様に ゆすっても離れませんね 袖もとからは何も出ていません トリックはなしです
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Declare guerra à Áustria parecia uma win-win para o rei.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Dichiarare guerra all'Austria sembrava un vantaggio per il re.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.오스트리아에게 선포한 전쟁은 왕에게 윈-윈 인 것처럼 보였습니다
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Öserreich den Krieg zu erklären schien eine win-win Situation zu sein für den König.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Sa declare razboi Austriei parea avantajos in orice situatie pentru rege
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Wypowiedzenie wojny Austrii, wyglądało jak korzystna sytuacja dla króla, bez względu na wynik.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.На краля му се струва, че да обяви война на Австрия е абсолютно печеливш ход.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Оголошення війни Австрії здавалась безпрограшним варінтом для Короля.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.أعلن الحرب على النمسا بدى قرار ناجح في كل الأحوال بالنسبة للملك
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.革命家たちも、革命の拡大と