Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Nhưng điều đó chắc không xảy ra đâu.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Tapi itu terlihat kalau persoalan itu tidak disukai.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Όμως φαίνεται ότι αυτές οι περιπτώσεις είναι απίθανες.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Но, похоже, такие обстоятельства маловероятны.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor..ولكن يبدو أن هذه الظروف بعيدة الإحتمال
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.そのことなんだけど
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Aber seltsamer Weise,wenn ich Hae Ra nur angucke,habe ich einen Black out.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Ale keď som sa na ňu pozrel, moja myseľ bola prázdna.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Ale kiedy spojrzałem na Hae Ra, mój umysł był pusty.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Dar foarte ciudat, cand ma uit la ea , mintea mea ramane goala. doar prostii ies din gura mea.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Maar vreemd genoeg als ik gewoon naar Hae Ra kijk dan kan ik niet meer denken.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Mais bizarrement, dès que je regarde Hae Ra, mon esprit se vide.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Ma stranamente, appena guardo Hae Rae, non so più cosa dire.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Men konstigt när jag tittar på Hae Ra, min hjärna blir blank.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Namun anehnya, ketika aku melihat Hae Ra, pikiranku menjadi kosong.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Nhưng kì lạ là chỉ nhìn thấy Hae Ra, đầu óc anh hoàn toàn trống rỗng.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Αλλά περιέργως όταν κοιτώ την Χε Ρα, το μυαλό μου εξαφανίζεται.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Но странно, когда я смотрю на Хе Ра, все просто вылетает из головы.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.Обаче като погледнах към Хера, невероятно но умът ми се изпразни.
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.אבל באופן מוזר, המוח שלי הופך להיות ריק כשאני מסתכל על הא רה
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.لكن بغرابة, عندما أنظر لهاي را, مخي يصبح فارغاً
Ama garip ki Hae Ra'ya baktığım zaman aklım duruyor.くだらないことが口から出てきた
Ama ısrarcı. Tekrar geri gelip duruyor.Mais il est persistent. il revient tout le temps.
Ama karşında bir büyüğün duruyor... ...ve sen araban bile çıkmıyorsun.Azonban... Hagyja hogy egy idősebb ember így álljon itt. Maga meg ki sem száll a kocsiból?
Ama karşında bir büyüğün duruyor... ...ve sen araban bile çıkmıyorsun.Mais... Tu forces une aînée à rester debout, comme ça. Et tu ne sors même pas de la voiture ?
Ama karşında bir büyüğün duruyor... ...ve sen araban bile çıkmıyorsun.Αλλά κάποιος μεγαλύτερος στέκεται έξω. και εσύ δεν βγήκες καν από το αμάξι.
Ama karşında bir büyüğün duruyor... ...ve sen araban bile çıkmıyorsun.لكن شخص مسن يقف هنا وانت حتى لم تخرج
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Aber wir nutzen sie nicht. Die Zahlen liegen nur so herum.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Ale nie są wykorzystywane, tylko tam tkwią.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Dar nu îl folosim; doar stă acolo.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.De nem használjuk, csak ott hever.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor. Kayboluyor.Но мы не пользуемся ей, она просто остаётся там, она потеряна.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.하지만 우리는 그걸 활용하지 않고 방치해 두고 있습니다.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Maar we maken geen gebruik van.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Mais nous en l'utilisons pas; elle reste là paisiblement.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Ma non le stiamo usando; stanno lì da una parte.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Mas, nós não a estamos a usar; está aí parada.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.My je však nepoužíváme, prostě tu leží ladem.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Nhưng chúng ta không dùng, chúng ta vẫn dậm chân tại chỗ.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Pero no lo usamos; solo esta sentado ahi.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Αλλά δεν τον αξιοποιούμε. Απλώς κάθεται εκεί.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.Но ние не я използваме; тя просто си стои там някъде.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.אבל איננו משתמשים בו; הוא פשוט יושב שם.
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.ونحن لا نستخدمها انها موجودة
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.佢近在咫尺,但係我哋一直冇去將佢善用。
Ama onu kullanmıyoruz, orada duruyor.失われました。
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Aber "Der Zauberer von Oz" war anders.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.A "Čarovnik iz Oza" je bil edinstven.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Ale Čarodejník z krajiny Oz bol výnimočný.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Ale "Čaroděj ze země Oz" je jiný.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor."Czarnoksiężnik z Oz" się wyróżnia.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.De az "Óz, a csodák csodája" külön áll.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor."Ihmemaa Oz" pärjäsi omillaan.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.하지만 "오즈의 마법사"는 혼자 동떨어져 있죠.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Maar 'De tovenaar van Oz' stond op zichzelf.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Ma "Il Mago di Oz" era un caso a sé.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Mais "Le Magicien d'Oz" a fait figure d'exception.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Mas "O Feiticeiro de Oz" era único.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Men "Troldmanden fra Oz" stod alene.
Ama "Oz Büyücüsü" tek başına duruyor.Men "Trollkarlen från Oz" var enastående.