Adam oraya girdiğinde, Keruvlar tapınağın güney tarafında duruyordu. Bulut tapınağın iç avlusunu doldurdu.那 人 進 去 的 時 候 、 惹 韁 皎 站 在 殿 的 右 邊 . 雲 彩 充 滿 了 內 院
Adam oraya girdiğinde, Keruvlar tapınağın güney tarafında duruyordu. Bulut tapınağın iç avlusunu doldurdu.那 人 進去 的 時候 、 惹韁皎 站在 殿 的 右邊.雲彩 充滿 了 內院
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?De ce ma tot strigi? Asa galagioasa!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Do cholery jasnej dlaczego, do na mnie krzyczysz? Za głośno!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Kenapa kamu terus-terusan memanggilku? Bising sekali!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Perchè diavolo continui a chiamarmi? Sei così rumorosa!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Pourquoi continues-tu à m'appeller ? Si bruyante !
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Warum zum Teufel rufst du mich die ganze Zeit? So laut!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Γιατί στο καλό συνεχίζεις να με φωνάζεις; Πόσο ενοχλητική!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?Так какого чета ты зовешь меня? Не шуми!
Allah'ın cesası ne ikide bir bana bağırıp duruyorsun?لماذا تستمرين في مناداتي ؟ صاخبة جدا
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.제가 6살이었을 때, 어느 날 집에 왔더니 집 앞 현관에 맛있는 단 것들이 손수레 가득 수북히 쌓여 있었어요.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.Jako sześciolatek znalazłem na progu domu wózek wypełniony słodyczami.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.llegué a casa un día y me encontré un carro repleto de los dulces más deliciosos en nuestra puerta.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.Toen ik zes jaar was, kwam ik op een dag thuis en vond een korf met de heerlijkste snoepjes voor onze deur.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.אני זוכר שכשהייתי בן 6, הגעתי יום אחד הביתה ומצאתי עגלה מלאת ממתקים טעימים על מפתן הדלת.
Altı yaşındayken bir gün eve geldim, kapımızın önünde içi lezzetli şekerlemelerle dolu bir araba duruyordu.ある日 学校から帰ると 玄関の前に 最高においしいお菓子で いっぱいのカートがありました 兄弟でむさぼるように食べていると
Ama annem her geliţinde kötü oluyordu. Ađlýyordu oralarda. Bir yandan babam söylenip duruyordu.И тя всеки път се преструва, че не ме помни.
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --하지만 식사를 하면서 암스트롱이 이 곳에서는 삶의 질을 중요시한다고 했던 말과는
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --"Mas estava em contraste dissonante
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --אבל הוא עמד בניגוד עצום למשהו שארמסטרונג אמר כשאכלנו --
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --ولكنْ على النقيض تماماً من ما ذكره ارمسترونغ أثناء تناولنا للطعام-
Ama Armstrong'un yemek yerken söylediği şeyin tam tersinde duruyordu --「俺はここの暮らしが気に入っているぜ」 という話とはかなり食い違っています
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Aber was geschieht dabei mit den Beinen, Mama?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Ale ako si tá mačka dá teda tie nohy, mami?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Ale mami, kam by daly nohy?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Ale mamo, co z nogami?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Como é que é com as pernas, mãe?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Dar ce fac cu picioarele, Mami.
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"De hogy rakják a lábaikat, anyu?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Hoe moeten de benen dan?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Ma mamma, come fanno con le gambe.
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Pero, ¿Cómo irían las piernas, mamá?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Αλλά πως βάζουν τα πόδια, μαμά,
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"А куда же деваются ноги, мам?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Але як вони ставлять ноги, мам?
"Ama bacaklar ne oluyor, nasıl duruyor, anne?"Ами краката, как се местят краката, мамо.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Aber auf verschiedene Art und Weise klebt die Vorstellung von Verschwörung immernoch an uns.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Ale pod wieloma względami wizje spisku wciąż się nas trzymają.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Dar în multe privinţe, imaginea conspiraţiei ne urmăreşte.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.하지만 많은 것에 있어서, 이 음모론에 관한 이미지가 저희를 옭아매고 있습니다.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.la leyes antimonopólicas. Pero en muchos sentidos, aún permanece la imagen de la conspiración.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Mais à bien des égards, cette image de conspiration est toujours avec nous.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Ma per molti aspetti, l'immagine della cospirazione ci rimane ancora attaccata.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Men på mange måder følger billedet af sammensværgelse stadig med os.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Nhưng bằng nhiều cách, hình ảnh của một âm mưu vẫn còn lảng vảng đâu đó trong chúng ta.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Sok szempontból azonban az összeesküvés érzése továbbra is itt van bennünk.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Με πολλούς, όμως, τρόπους, αυτή η εικόνα της συνωμοσίας μας ακολουθεί ακόμα.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Все пак усещането за конспирация си остава с нас и досега.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.Но во многом аура конспиративности по-прежнему висит над нефтяной отраслью.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.אבל בהרבה דרכים, אותה תדמית של תאוריית קשר עדיין נשארת אצלינו.
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.لكن في أغلب الأحوال ما زالت صورة المؤامرة عالقة بنا
Ama birçok açıdan, bu komplo resmi hala aramızda duruyor.陰謀のイメージが まだ払拭されていません アイダ ターベルが書いたものの
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Ale myslím, že nič také sa nestane.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Dar se pare ca aceste circumstante sunt putin probabile.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Jednak to się wydaje mało prawdopodobne.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Maar het lijkt erop dat die omstandigheden onwaarschijnlijk zullen zijn.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Mais il semblerait que cela soit peu probable.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Ma sembra che quelle circostanze siano improbabili.
Ama bu şartlarda imkansız gibi duruyor.Men det ser ut som att sånna omständigheter är osannolikt.