Rüyasında Nil Nehri'nin kıyısında duruyordu.「夢の中で、私はナイルの岸に立っていた。
Bende oturup ağlamaya başlamıştım kız da bana ağlamamı söyleyip duruyordu.彼女のほうから私を呼んでくれて2人で泣き続けた。
Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu."破壊された漆喰やレンガのかけらがそこかしこにばら撒かれていた」。
Bu biraz negatif duruyor fakat biraz sanki kendi hislerinizi araştırmaya benziyor.彼女も剛には気がある節があるが、どちらかというと剛のことは弟のような感じで見ているようだ。
Üzeyir Garih orada duruyordu.そこにはガタラットがまっていた。
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.一時に6隻が船台に乗っていることもあった。
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.パードヴァの聖アントニオの聖遺物を保管している。
Hemen yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.ドアの外には小さな女が立っていた。
Müzik grubu burada duruyordu.場内では音楽隊が演奏した。
Bebek arabası dükkanın önünde duruyor.ベビーカーが店の前に置かれている。
Bugünlerde biz birbirimizin ayakları üzerinde duruyoruz!"我等望爾,今日予我,我日用糧。
Bina hala duruyor; Hitler'in eski odası depo için kullanılır.”这座建筑仍然存在,原来希特勒的房间用于储藏。
10 Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi.又是七位王,五位已經傾倒了、一位還在、一位還沒有來到。
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?廣告標語為「怎麼了大叔,你在發抖啊。
Kendi yadigâr-ı şebâbım eser-i makbûl-i intihâbım olarak duruyor.」 我執 無我 常 (佛教) 自我 自性
Kafasını kaldırdığında Cebrail karşısında duruyordu.她在上磅秤时在颤抖。
Bunun için, "Tanrı'nın tahtı önünde duruyor, Tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar.所以他们在神宝座前,昼夜在他殿中事奉他。
İnsanlar bizim ne kadar bakımsız olduğumuzu konuşup duruyor hatta."自余諸位為兼之,故曰並應無窮也”。
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.无论如何,直至今日,那个信封的内容仍然是个谜。
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.最终我们还发现,如果雨天还有风的话,就不会有人打了。
Dört duvarın her biri üç kapılıydı ve ana kapı Suzakumon güney duvarının ortasında duruyordu.네 방향의 벽은 각각 세 개의 문을 가지고 있었었고 남쪽 벽 중심에 있는 주작문(朱雀門)이 중심문이었다.
En bilinen repliklerinden birisi "Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?" sorusudur.“왜 울진原電만 이런일이?…가동중단 사고 최다”. 《매일신문》.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.그 자리에 오늘날의 성 대 안토니우스 수도원이 있다.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.배의 수리와 건조에 세네 달이 걸렸다.
Nietzsche en üretken döneminin eşiğinde duruyordu.요시토키는 생애 최대의 난국에 직면하였다.
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi; Duruyor çölün ortasında dikili.그가 말하길 '돌로 되어 거대하지만 몸통은 없던 두 다리 사막에 서 있었네.
Bugünlerde biz birbirimizin ayakları üzerinde duruyoruz!"The Punishment Due"와 "This Day We Fight!"를 추가로 담고 있었다.
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?채충순 등이 놀란 체하며, “태조의 후손이 어디 계시오?”
Pahalı reklamlardan da uzak duruyorlardı.하지만 다소 비싼 티켓값으로 눈총을 사기도 하였다.
Üzeyir Garih orada duruyordu.이때, 황호(黃皓)라는 자가 그곳에 있었다.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.나머지 플레이어는 일정선에서 대기하다가, "What's the time, Mr Wolf?"라고 묻는다.
Üzeyir Garih orada duruyordu.שם המשיך לשחק את גרי.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.והוא נוטה להסתבך בצרות.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.במהלך ששת החודשים ממלאים אנשי הצוות בתחנה את החללית בפסולת.
Sadece Emir Timraz kenarda duruyordu; o, Şehsüvar'ın yakalanış şeklinden utanç duyuyordu.עם זאת, מנהג יהדות אשכנז היה לערוך קידוש על הפת, חרף דברי הרמ"א.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.Тук почива праведният отец Антони. † .
Nietzsche en üretken döneminin eşiğinde duruyordu.Ницше започва най-продуктивния си период.
Bu sayede M151 hem yerden daha yüksekte duruyor aynı zamanda ağırlık merkezi yere daha yakın bulunuyordu.Новост при М151 е сниженият център на гравитацията, както и по-голямото вътрешно пространство.
Kız bu yüzden arabaya biniyor ve camdan uzaklara dalıyor, delice üzgün ve düşünceli duruyor.Тя го целува и слиза от колата, оставяйки го щастлив и объркан.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.От (i) ние не можем да разберем дали навън вали дъжд, или не.
Yalpalayıp duruyor.Borivoje Dokler.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Održava se u Požegi.
Güçlükle ayakta duruyordu.Je ťažké zostať stáť bokom.
Şarap kadehleri sıklıkla uzun bir ayağa sahipti ki bulaşık kabı biçimli sehpa üzerinde duruyordu.Vínové poháre mali často vysoké nohy, ktoré boli zakončené miskovitými podstavcami.
Dolayısıyla tarihsel anlatılardan bilinçli olarak uzak duruyor.Zavestno pa se odreka osebnim zgodbam.
Az ileride ise bedeni cansız olarak duruyordu.Kmalu po smrti so njegovo telo upepelili.
Yalpalayıp duruyor.Jis dirvonuoja.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Pardal oli ka poole aasta jagu toidu- ja joogivarusid.
Hemen yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.Poiss seisis tüdrukul ees.
Kimler duruyor yerinde, güller kuruyor elimde." sözlerinden oluşur.Mis kuradi asi see on?!" karjus Rose käsi laiutades.
12 pound kilogram cinsinden 5 buçuk gibi duruyor.12 liber na kilogramy vypadá jako 5 a půl.
12 pound kilogram cinsinden 5 buçuk gibi duruyor.12 libras em quilogramas parece 5 e meio.
12 pound kilogram cinsinden 5 buçuk gibi duruyor.12 pounds 는 보시다 시피 5.5 kg 입니다
12 pound kilogram cinsinden 5 buçuk gibi duruyor.12 фунта в килограми изглежда като 5 1/2.
12 pound kilogram cinsinden 5 buçuk gibi duruyor.12 رطل بوحدة الكيلوغرام، يبدو انه 5 1/2
13 yaşındaydım ve masamın üzerinde çerçevelenmiş halde duruyor.13 éves voltam, és be van keretezve otthon az asztalom fölött.
13 yaşındaydım ve masamın üzerinde çerçevelenmiş halde duruyor.Aveam 13 ani, şi încă îl am deasupra biroului meu acasă.
13 yaşındaydım ve masamın üzerinde çerçevelenmiş halde duruyor.Avevo 13 anni, e ora è incorniciata a casa sulla mia scrivania.
13 yaşındaydım ve masamın üzerinde çerçevelenmiş halde duruyor. Diyor kiEstá num quadro por cima da minha escrivaninha e diz:
13 yaşındaydım ve masamın üzerinde çerçevelenmiş halde duruyor. Diyor ki- 저는 그 성적표를 액자에 넣어서 제 책상 위에 놓고 있지요....