Ana içeriğe geç
Sözlük

duruyor ile cümle

duruyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi; Duruyor çölün ortasında dikili.Den har två klart markerade stävstenar och i mitten finns en stor liggande sten.
Güçlükle ayakta duruyordu.Svårt att stå.
Bunun için, "Tanrı'nın tahtı önünde duruyor, Tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar.Och att densamma gudinnan under nämnda nätter befallit dem till sin tjänst".
Diz çökmüş rahibe de alt tarafta yine duruyordu.Den aktiva partnern sitter på knä framför henne.
Tramvay durağı hala bu güne kadar var, ama eski binalardan sadece biri hala duruyor.Den ligger vid Gamlestadsvägen, men idag finns bara någon enstaka gravsten kvar.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."Storlabben häckar som tidigast vid fyra års ålder.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.Få vi mötas bortom floden, Dit ej några stormar nå?
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Тримають та розводять у неволі.
Müzik grubu burada duruyordu.Там музикантів арештували.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.Покровитель — Святий Антоній.
Bunun için sorumluluk alması gerektiğini söylese de, bunu yapmakta tereddütlü duruyor.Якщо він вважає, що воно повинно бути важким — воно стає важким.
İş teklifi hâlâ duruyor.Пропозиція роботи ще в силі.
Tom platformda duruyor.Том стоїть на платформі.
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”Avšak vy pravíte: V čem jsme tě oklamali?
Nom, stoldun kırında çıdır = Kitap, masa(nın) üstünde duruyor.Odpočívej v pokoji (nápis na hrobě) - přání ve formě rozkazu.
O dönemde bütün avanaklıklarımız da ortada duruyordu.Hodně jsme tehdy plakali, dokonce při utkáních.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Loď zůstala na šest měsíců zakotvená na stanici jako záchranný člun.
Hemen yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.Před srubem stála malá dívenka.
Dikkatli bir şekilde bir süre takip ettikten sonra duruyor ve elbisesinin altında kıstırıyor.Udělají to, ale po chvíli se zase obléknou a cítí se trapně.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."Celălalt ochi arăta ca și cum el ar fi mirosit lipici încontinuu de când era mic.”
Bende oturup ağlamaya başlamıştım kız da bana ağlamamı söyleyip duruyordu.Deși stătea cu spatele la mine, știam că plânge.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Femeile din acest spectacol au putere specifică asupra lor, parcă ar spune: "Vino aici!
İki ev yan yana duruyor.Cele două case sunt una lângă cealaltă.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Ezek a munkák, mint sok más is az alapító időszakból, azóta is érvényesek és széles körben használják őket.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Zaklatott állapotban távozik.
Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun?Gúnyosan annyit fűzött hozzá: „Ejnye, fiacskáim, mit csináltok?”
Tablo 1930'lardan beri Cizvitlere ait bir evde yemek odasında asılı duruyordu.A Jatatát az 1930-as években szobabérlők házává alakították át.
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.Lisäksi massa on edelleen mysteeri standardimallissa.
Heykel bu güne kadar bulunamadı ama kaidesi yerinde duruyor.Patsas ei ole säilynyt nykyaikaan, eikä sen sijaintipaikkaa tunneta.
Işıklardan biri odanın solunda öteki de sağında duruyordu.Autossa oli vain yksi lamppu oikealla.
O, tepede duruyor.Hän seisoo mäellä.
Hemen yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.Δίπλα σε αυτόν ήταν μιας νεαρής πριγκίπισσας.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Κάνει ανοησίες και μπλέκει σε μπελάδες.
Arka planda, duvarda gölge yüzünden karanlık görünen bir adamın portresi asılı duruyor.Η πρώτη διακρίνεται σε ένα πορτρέτο που κρέμεται στον τοίχο πίσω από τις ανθρώπινες μορφές.
Yine de bu düşüncedeki en kararlı kişi gibi duruyor." dedi."Διαφορετικά είναι η πιο χαζή ιδέα."
Sankt-Peterburg, Rusya İmparatorluğunun zirvesi olarak ayakta duruyordu.Κατόπιν εγκαταστάθηκε στην Αγία Πετρούπολη της Ρωσικής Αυτοκρατορίας.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Τους πρώτους έξι μήνες υπηρέτησε στο πλοίο “Ντβίνα”.
Artık Irak iç siyasetine uzak duruyordu.Έχει πάψει να είναι πολίτης της Ινδίας.
Gölgede duruyorum.Στέκομαι στη σκιά.
Otobüs nerede duruyor?Πού κάνει στάση το λεωφορείο;
Şarap kadehleri sıklıkla uzun bir ayağa sahipti ki bulaşık kabı biçimli sehpa üzerinde duruyordu.Vinbægre havde ofte høj stilk som hvilede på en tallerkenformet fod.
Şarap kadehleri sıklıkla uzun bir ayağa sahipti ki bulaşık kabı biçimli sehpa üzerinde duruyordu.Vinbegre hadde ofte høy stett som hvilte på en tallerkenformet fot.
Dolayısıyla tarihsel anlatılardan bilinçli olarak uzak duruyor.Deretter bare forsvinner han fra de historiske opptegnelsene.
En bilinen repliklerinden birisi "Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?" sorusudur.Den er best kjent for uttrykket «Why's everybody always pickin' on me?»
Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor.Tiap bagian diberi subjudul Shou (承), Ten (転), dan Ketsu (結).
Bende oturup ağlamaya başlamıştım kız da bana ağlamamı söyleyip duruyordu.Aku lalu teringat pada ayahku, itu sebabnya aku menangis.
Artık Irak iç siyasetine uzak duruyordu.Ia kembali ikut politik Irak.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Sepuluh panakawan lainnya beramah tamah bersama para opsir di atas dek kapal.
1914-1945 Yılları Arasında Batı Dünyası, esasen iki dünya savaşı ve bunlar arasındaki dönem üzerinde duruyor.Pertama, periode antara tahun 1949–1950 ketika ada dua konstitusi yang berlaku secara bersamaan.
Üzeyir Garih orada duruyordu.Ia bertemu Hidjo di sana.
Yine de bu düşüncedeki en kararlı kişi gibi duruyor." dedi.Namun, merekalah yang memutuskan siapa orang paling berkuasa di dunia".
Biraların yerinde ise ketçap kutuları duruyordu.Dalam perkelahian itu Pranajaya keteter.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."Con mắt kia thì trông như thể ông ấy đã hít keo dán từ khi lên bốn tuổi."
Kimler duruyor yerinde, güller kuruyor elimde." sözlerinden oluşur.Tôi có thể đeo chiếc mũi đỏ nếu bất kể ai trả tiền cho tôi."
Nietzsche en üretken döneminin eşiğinde duruyordu.Nietzsche đang ở giai đoạn ban đầu của thời ông viết khỏe nhất.
Onlar karşıda duvar gibi duruyordu. Sivil halkın önünde silahlarını teslim etmek istemiyorlardı.Lính bảo vệ Phủ đã hạ vũ khí mà không có bất kỳ hành động kháng cự nào trước sức mạnh của nhân dân Hà thành.
Oluşan iktidar boşluğunda hükümdarlar, birbirleri üzerindeki hâkimiyeti elde etmek için çarpışıp duruyorlardı.それは王の対抗者の一人をそしる争いに巻き困ることを恐れてのことであった。
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.加えて、質量問題は標準模型で謎のままである。
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”一人称は「We(俺たち)」である。
On binlerce on binler hemen önünde ayakta duruyorlardı.いるはずのない上杉勢1万3000が彼らの眼前に展開していたのである。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod