Ana içeriğe geç
Sözlük

duruyor ile cümle

duruyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kedi masanın altında duruyor.Кот лежит под столом.
O bunu beğenmiş gibi duruyor.Он, видимо, думает, что это хорошо.
Yakında hava açacak gibi duruyor.Похоже, скоро прояснится.
Ağacın altında, yerde bir şey duruyor.На земле под деревом что-то лежало.
Tom kararsız duruyor.Том кажется нерешительным.
Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor.Там каждое слово ложь и восхваление себя.
Senin önünde durmaya hakkımız olmadığı halde, suçlarımızın içinde önünde duruyoruz" der.Не возлагай на нас бремя, которое Ты возложил на наших предшественников.
Bugünlerde biz birbirimizin ayakları üzerinde duruyoruz!"Неужели сегодня они всё-таки нас захватили?».
Pahalı reklamlardan da uzak duruyorlardı.Но это — издания заведомо дорогие.
Tank kendi ekseninde dönüp duruyordu.Танк так и закрутился на месте!
Bunun için, "Tanrı'nın tahtı önünde duruyor, Tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar.Я складываю руки и молю Бога каждый день и ночь».
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.Изображается свинья рядом со святым Антонием Великим.
Mayının Ki.Z.43 fünyesi toprağın üzerinden dışarıya çıkmış vaziyette duruyordu.94-му погранотряду пришлось отступать на другой рубеж.
Merkezde İsa'nın 12 havarisinden biri olan Petrus duruyor.Апостол Пётр — в христианстве один из двенадцати апостолов Иисуса Христа.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.دير القديس أنطونيوس القبطي.
O dönemde bütün avanaklıklarımız da ortada duruyordu.وقد اكتشفت في عصرنا هذا هذه المعالم كلها.
Kendi yadigâr-ı şebâbım eser-i makbûl-i intihâbım olarak duruyor.عَصَاكَ وَعُكَّازُكَ هُمَا مَعِي يُشَدِّدَانِ عَزِيمَتِي.
Ayrıca Chomsky İran ve Türkiye'de Kürt ayrılıkçılığını destekliyor ve üzerinde duruyor.تشومسكي أيضاً أيد وركز على قضية الانفصال الكردي في كل من إيران وتركيا.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."O outro olho fazia parecer que ele cheirava cola desde os quatro anos".
Meydanın merkezinde, tanrı Helios'un heykelinin olduğu bir sütun duruyordu.No centro da praça havia uma coluna com uma estátua do deus Hélio.
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.Adicionalmente, a massa permanece um mistério no Modelo padrão.
Şarkının teması mutlu görünüyor ve sözler çok ilgi çekici duruyor.Soa tão feliz e as letras são intensas, obviamente.
Bunun için sorumluluk alması gerektiğini söylese de, bunu yapmakta tereddütlü duruyor.Ela canta que precisa de tomar responsabilidade sobre isso, se bem que pareça hesitante em o fazer.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Vive se metendo em confusão.
Müzik grubu burada duruyordu.O bichinho da música ficou lá , no entanto.
Stallone film hakkında: "Farklı fikirler üzerinde duruyoruz.Stallone disse: "Estamos pensando em diferentes conceitos do terceiro filme, e isso é difícil.
Dikkatli bir şekilde bir süre takip ettikten sonra duruyor ve elbisesinin altında kıstırıyor.Aguarda que durma profundamente e, então, a possui, repetindo o fato, durante muitas noites.
Bende oturup ağlamaya başlamıştım kız da bana ağlamamı söyleyip duruyordu.Quando ele disse que ela era toda minha, chorei mais ainda.
Nom, stoldun kırında çıdır = Kitap, masa(nın) üstünde duruyor.La libro estas sur la tablo: O livro está em cima da mesa.
Tank kendi ekseninde dönüp duruyordu.A banda parecia estar de volta.
Hailee, kendi yaşının ötesinde duruyor fakat hala o masumluğa sahip." dedi.Astafiev, mesmo que apenas à velice dos seus anos, apresentou-nos verdade respectiva."
Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor.Ook wordt het voornaamwoord he (hij) en alle vormen en afleidingen daarvan vermeden.
Bugünlerde biz birbirimizin ayakları üzerinde duruyoruz!"O wat zijn wij heden blij, er is een jarige in onze rij!”
Güçlükle ayakta duruyordu.Hij hield zich met moeite staande.
Senin önünde durmaya hakkımız olmadığı halde, suçlarımızın içinde önünde duruyoruz" der.En voorspelt bij gelegenheid de ondergang van onze corrupte Geestelijkheid, dan op hun hoogtepunt.")
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”(West-Fries voor; "Wat wij?!").
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Er was een voedselvoorraad aan boord voor drie jaar.
"Aşk çok güçlüyse kişinin beyni duruyor".“De kracht van het lot is te sterk voor het individu om te weerstaan.”
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.
Muallim Mehmet Rıza Bey, Göktürk ismi üzerinde duruyordu.Er bestond jegens Mussert al wantrouwen vanwege zijn achternaam.
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi; Duruyor çölün ortasında dikili.Hij noemde verder een grote, brede, platte steen die richting het midden van de steencirkel lag.
Biraların yerinde ise ketçap kutuları duruyordu.Voor een deel van het proces waren de kapucijnen aanwezig.
O dönemde bütün avanaklıklarımız da ortada duruyordu.Juist in die tijd waren de verveningen nog in volle gang.
Ne duruyorsun?Wat denk je?
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Van ontzetting valt hij in zwijm.
Odada bir piyano duruyordu, ama onu çalan kimse yoktu.In de kamer stond een piano, maar er was niemand die erop speelde.
Otel bir tepe üzerinde duruyor.Het hotel staat op een berg.
Garajında iki araba duruyor.In zijn garage staan twee auto's.
O kravat sende gerçekten iyi duruyor.Die das zit je echt goed.
Para masanın üzerinde duruyor.Het geld ligt op de tafel.
Kapıda duruyordu.Hij stond aan de deur.
Kısa saç ona daha iyi duruyor.Kort haar staat hem beter.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Deze stoelen staan in de weg.
Komşuların arabası kapımızın önünde duruyor.De auto van de buren staat bij ons voor de deur.
İnsanlar seni şaşırtıp duruyor.Mensen blijven je verrassen.
Seni düşünüp duruyorum.Ik blijf aan je te denken.
Bu asansör ne birinci ne de ikinci katta duruyor.Deze lift stopt niet op de eerste en tweede verdieping.
LFS projesi kara saldırı kapasitesi ürezinde duruyordu.Podczas bombardowań niewielkim uszkodzeniom uległa fabryka WFG.
Kendi yadigâr-ı şebâbım eser-i makbûl-i intihâbım olarak duruyor.Na mniej prywatnej stopie, czuję, że to coś w rodzaju mojego obowiązku.
O kravat sende gerçekten iyi duruyor.Ten krawat naprawdę ci pasuje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod