Çift tacı takan Mut, onun arkasında duruyor.Mut, wearing the double crown, stands behind him.
Kitaplar masada duruyor.Die Bücher liegen auf dem Tisch.
Satıcı caddede duruyor.Der Verkäufer steht auf der Strasse.
'Eee?' demiştik: Ne duruyoruz o halde?”Gleich darauf erklärt er jedoch: "Wir werden schon einen Weg finden."
Bugünlerde biz birbirimizin ayakları üzerinde duruyoruz!"Laßt uns von nun an jeden Tag feine (rote) Kleidung tragen “.
Başlangıçta Gelug okulları daha çok duru Mahayana’ya yakın duruyordu.Die Gelug-Schule war in ihren Anfängen eher dem reinen Mahayana nahestehend.
Ama yeni atanan filo komutanı bu durumu değiştirecek gibi duruyordu.Der Feldmarschalleutnant ging nun an die Aufgabe, diesen Zustand zu ändern.
Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor.Doch er sucht Ute; nimmt alle ihre Worte und Gesten begierig auf.
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.Ein Nahrungsmittel- und Wasservorrat für sechs Monate war an Bord.
Pahalı reklamlardan da uzak duruyorlardı.Geringe Miete für teure Werbung.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Die Inschrift über dem Anlaufenden lautet so viel wie: Halte dich fest, siehe, ich komme, Kamerad.
Lawler onun geçmiş yaşamındaki alkolik hayatından bahsedip duruyordu.Zeitgenossen deuteten an, dass er in den letzten Jahren seines Lebens ein Alkoholproblem hatte.
Meryem'in arkasında ise beyaz giysili Aziz Yusuf duruyor.Hinter Maria steht der dunkel gekleidete Josef.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Dieser Werksteil ist im Gegensatz zum Werk I zum größten Teil erhalten und wird weiterhin genutzt.
On binlerce on binler hemen önünde ayakta duruyorlardı.Zehntausend Schritt (Pas carrés) waren das Maß.
Akrobat dengede duruyor.L'acrobate se tient en équilibre.
Aynanın önünde ayakta duruyordu.Elle se tenait debout devant le miroir.
Bu asansör ne birinci ne de ikinci katta duruyor.Cet ascenseur ne s'arrête pas au premier ni au deuxième étage.
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.En outre, la masse reste un mystère dans le Modèle Standard.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Les maisons étaient intactes, mais les colons avaient disparu.
Oluşan iktidar boşluğunda hükümdarlar, birbirleri üzerindeki hâkimiyeti elde etmek için çarpışıp duruyorlardı.Bien qu’elles aient été infidèles, elles furent dévouées l’une à l’autre pour le restant de leurs jours.
Müzik grubu burada duruyordu.Le projet musical devait en rester là.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Ces travaux, comme d'autres de la période de fondation sont toujours valables et largement utilisés.
1914-1945 Yılları Arasında Batı Dünyası, esasen iki dünya savaşı ve bunlar arasındaki dönem üzerinde duruyor.L’histoire de la Belgique de 1914 à 1945 est principalement marquée par les deux guerres mondiales.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.Son siège est Santo António.
Güçlükle ayakta duruyordu.Il avait des difficultés pour rester debout.
Sankt-Peterburg, Rusya İmparatorluğunun zirvesi olarak ayakta duruyordu.Saint-Pétersbourg a été durant longtemps le siège du pouvoir impérial russe.
Kendi yadigâr-ı şebâbım eser-i makbûl-i intihâbım olarak duruyor.Tienne, immuablement tienne doit se réjouir d'être oui mon âme.
İnsanlar bizim ne kadar bakımsız olduğumuzu konuşup duruyor hatta."J'attends des gens qu'ils restent discrets ».
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Дивний голос мя кудись Кличе — тут-то, ген-то: «Встань, прокинься, пробудись!
Kapıda duruyordu, rüzgarda dalgalanan saçlarıyla.Ella estaba en la puerta, con su cabello ondeando al viento.
Bir kız orada ağlayarak duruyordu.Una niña estaba parada ahí llorando.
Kapıda duruyordu.Él estaba parado en la puerta.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Estas sillas están en medio.
O orada duruyor.Él está parado allá.
Daksil harika bir icat, yazının üstünü karalamaktan çok daha güzel duruyor.El típex es un gran invento, queda mucho mejor que los tachones.
Bugün eli ayağı rahat duruyor.Hoy no hace nada malo.
Donghae’nin dikkati dans provaları sırasında dağılıp duruyor.Donghae se distrae en el entrenamiento de baile.
Nietzsche en üretken döneminin eşiğinde duruyordu.Nietzsche se encontraba en el principio de su mayor período productivo.
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.Además, la masa sigue siendo un misterio en el Modelo Estándar.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Estos, como muchos otros trabajos del período fundacional aún siguen en pie, y son altamente utilizadas.
Müzik grubu burada duruyordu.El grupo musical IAM.
Mola vermek için odadan çıkıyordu ve geri geldiğinde bambaşka bir kıyafetle karşımızda duruyordu.Por ejemplo, sale de la habitación y vuelve después del descanso con un traje nuevo.
Güçlükle ayakta duruyordu.Apenas podía mantenerse en pie.
Tom misafir odası kapısının önünde duruyordu.Tom era in piedi davanti alla porta della stanza degli ospiti.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Le case erano intatte, ma i coloni erano come scomparsi.
Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu."I reggimenti parevano inchiodati al suolo".
Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu.A bordo vi erano ancora scorte di acqua e di cibo per sei mesi.
Onun yanında Aziz Padovalı Antonio duruyor.Di fronte si trova l'altare di Sant'Antonio.
10 Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi.Cinque sono già caduti, uno regna ora, e il settimo non è ancora venuto.
Müzik grubu burada duruyordu.È presente la banda musicale.
Hemen yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.Su di lei volteggia una bambina di pochi mesi.
İktisadi siyaset açısından Ruhr bölgesi çeyizi ağır bir ipotek olarak duruyordu.Com'era prevedibile, la legge di Rullo incontrò una forte ostilità.
O sahnede duruyor.Он стоит на сцене.
O, tepede duruyor.Он стоит на холме.
Biri kapıda duruyor.Кто-то стоит у двери.
Çocuk oturma odasında duruyor.Ребёнок стоит в гостиной.
Tahtada ki yüzünde arsız bir gülümseme ile duruyordu.У доски стояла девочка с дерзкой улыбкой на лице.
Tom Mary'ye bakarak sadece orada duruyordu.Фома просто стоял там и смотрел на Машу.
Anıt müzenin karşısında duruyor.Напротив музея стоит памятник.