Ana içeriğe geç
Sözlük

durur ile cümle

durur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Los niños se orinan encima de ella para salvarla.
Bu hat metro güzergahını takip ederek, sadece metro istasyonlarında durur.A falta de cuatro carreras espera seguir en esta línea ascendente.
Kadın çok korktuğu için kıpırdamadan durur.Se mantuvo muy quieta porque estaba muy asustada.
Soğuyarak etrafını çevreleyen hava ile aynı sıcaklığa ulaştığında yükselmesi durur.El aumento se detiene cuando se ha enfriado a la misma temperatura que el aire circundante.
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.La mujer adopta la misma postura del cuadro, y termina la película.
Büyüsü bozulan çocuk ise yaşamı boyunca masalını arayan bir dev gibi savrulup durur." diye açıklıyor.Es todo un honor hablar con una leyenda viva como usted.”
Carter, bir tren yolunda durur ve tren arabaya doğru geliyordur.4.-Viajarás en tren y saltarás para agarrar monedas.
Balık yaşam ile ölüm arasında durur.Josh está entre la vida y la muerte.
Bu karışık duygular içerisinde dönüp dururken, kendisini ailesinin evine kapatır.Cuando ella se desmaya, él la lleva al hogar de su familia.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se siente intimidado con frecuencia.
Ordu kurup namımızı artırırsak gruba katılırlar ve isyanın sonuna kadar yanınızda dururlar.Si matan a tu soldado vuelves a revivir hasta que se acabe la partida.
Tüm karıncalar geceler boyunca toprağı kazıp dururlar.Tontos del culo irrumpían en casa a todas horas de la noche.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.Fino a che mi parli va bene, ma non appena ti fermi mi viene fame.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.E quando saranno cotte prendi (versa) del formaggio grattugiato.»
Bucky durur.Bruce aspetta.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Spesso tende a preoccuparsi.
Giğılı ve haberci birlikte kalenin yanında dururlar.Paperone e sorelle prendono possesso del Forte.
Alt koridor ile durur.Qualcuno si avvicina dal corridoio.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Sarà la lampada a salvarlo.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes si era consacrato alla pace, Petty scelse di dare priorità alla prosperità.
Günün birinde tren durur ve bir yabancı iner.È notte e lo straniero si è messo in cammino.
10 dakika sonra araba durur.La vettura si ritirò dopo sei ore.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Se forzati ad alzarsi, sono instabili.
4 ayak üzerinde durur.Camminare a 4 zampe.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Da allora ha sempre continuato a farne parte.
Mayın üç ayağı bulunan bir kasnak üzerinde durur.La base è montata su un supporto d'oro con tre piedini.
Sürekli içer durur.Saltuariamente beve alcolici.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Le sue opere esplorano la morale ambivalente e le questioni politiche del mondo moderno.
Kavgayı sevmez ve uzak durur.Non ama il silenzio e annoiarsi.
Sonra Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur.Strappa il cuore delle vittime con degli artigli e poi ne succhia tutto il sangue.
Fazla ağaçlı ormanlardan ve çöllerden uzak durur.Evita le foreste fitte e i deserti.
Jack Coleman Sylar'ın hücresinin önünde dururken kamera arkası görüntüsü.Lo si può individuare dietro la cabina telefonica dove c'è Jack Favell.
Habire kurabiye yiyip durur."L'uomo mangia la torta".
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."«Sempre nell'identico luogo permane senza muoversi per nulla, né gli si addice recarsi or qui or là.».
Arabasıyla otoyolda seyahat eden bir tefeci, yol kenarındaki küçük bir restoranda durur.Costretto a fermarsi, la fa salire in auto su una strada di campagna solitaria.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Vive fra il Connecticut e Manhattan.
Allah allah, neye dellendi bu şimdi durup dururken?Чего это он так бесится, интересно?
Sabah sabah durup dururken bir sıkıntı içimi kapladı.С самого утра меня стала мучить какая-то удивительная тоска.
Otobüs burada durur mu?Останавливается ли здесь автобус?
Pim ile: Anlatıcı Pim tarafından terk edilene kadar karanlık çamurda hareketsiz durur.«С Пим» — рассказчик неподвижен в темноте, до тех пор, пока он не будет оставлен Пим.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Но когда воочию увидел — обалдел!
Sürekli içer durur.Он постоянно пил.
İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.Благовещение — народная обрядность дня у славян.
Bu yüzde iki ibik bulunur;enine durur ve üst üst üstedirler.Состоит из двух частей — неповоротной (нижней) части и поворотной (верхней) секции.
Onun tepesinde baş melek Gabriel Cebrail (melek) durur.Ангел Исрафил — ему поручено дуть в Рог в Судный день.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Проживает в Манхэттене.
İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ancak ölünce durur.Лишь тогда его душа станет целой и готовой для смертной жизни.
Program bizim Varsayım (X) koşulumuz sağlanınca durur.Эта программа останавливается по Предположению (X).
Kısa kuyruğu alçakta durur.Нижняя часть хвоста полосатая.
Peçe yine durur ve Doktor kaçar.Прилив спадает и Доктор со спутниками улетают.
Bazı uçaklarda ise kanatlarda asılı durur.При полёте самолёты машут крыльями.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Эму любит сидеть в воде, а также умеет плавать.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Её планам мешают внутренние интриги и сложная политическая ситуация на планете.
Tutucu (H) Genelde oyun çizgisinden 7-8 yarda uzaklıkta durur ve vurucunun vurması için topu yerde tutar.Обычно холдер размещается в 7-8 ярдах от линии, на которой стоит мяч.
Bir zaman bir uçurumun kenarında dururken Sid adlı bir miskin onun ayağına çarpar.В этот момент кто-то посторонний выбивает стул у неё из-под ног.
Vurucular, vuruş alanı içinde durur.Ударник останется на боевом взводе.
Genellikle Kondorun başında durur.Иногда можно встретить кондора.
Carter, bir tren yolunda durur ve tren arabaya doğru geliyordur.Стоун на автомобиле догоняет поезд проникает внутрь.
Fazla ağaçlı ormanlardan ve çöllerden uzak durur.Избегает сомкнутых лесов и пустынь.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Отчего исполнители главных ролей так переигрывают?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod