"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."«Очевидно, там настолько весело, что никто и никогда оттуда не уходит».
Bucky durur.Боу остался стоять.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.К нему подходит Мария.
Eğer öyle bir girdi bulamaz ise, durur.وإذا لم يكن الفوهرر موجودًا ، فعندئذ يرعاه الله. "
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.واستعلى وعلا، واستسخر وسخر، ومنه قوله تعالى : وإذا رؤوا آية يستسخرون 1.
Habire kurabiye yiyip durur.وبالتالي يأتي تقطيع الكيك.
Orfe yedi ay boyunca bir mağarada kederinden ağlar durur.يبدو ايبمينديس أخلد إلى النوم في كهف لسبعة وخمسين عاما.
Bazı uçaklarda ise kanatlarda asılı durur.في منشئات كطائرات، يُستخدم الشداد في أجنحة الطائرة.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.يتشتت ذهنه غالبا بسهولة.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.إذا توقف فستعلم أنه يتوقف.
Başlangıçta büyüme üsteldir fakat daha sonra, doyma başladıkça, büyüme yavaşlar ve olgunluğa ulaşınca durur.إذا بدأ قبل سن البلوغ، فأن النمو يتأخر أو يقف.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?"لماذا يعاني رواد الفضاء من دوار الفضاء؟".
"Ben iki hasretlinin arasında dururum. Onları konuştururum." "Telefon."انا اقف بين شوق اثنين واجعلهم يتكلمون فمن اكون ؟ . "الهاتف "
İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.Esse, porém, tirou-lhes o dia do retorno.
Şarkı iki defa telefonun çalmasıyla durur.A música é parada duas vezes pelo toque do telefone.
Peçe yine durur ve Doktor kaçar.O Véu mais uma vez pára e o Doutor escapa.
Eğer öyle bir girdi bulamaz ise, durur.Se ele não risse O Tao não seria o Tao (o Caminho).
Soğuyarak etrafını çevreleyen hava ile aynı sıcaklığa ulaştığında yükselmesi durur.Para de elevar-se quando se tenha esfriado à mesma temperatura que o ar circundante.
Arkasında ise gözleri tülbentlerle bağlanmış, elinde sopa tutan üç erkek ve üç kadın dansçı durur.E levantou os seus olhos, e olhou, e eis três homens em pé junto a ele.
Utangaç bir türdür ve insanlar uzak durur.É uma vergonha e parece que o mundo nos despreza.
Bu yüzden, her zaman kıskançlık içinde kıvranır durur.Mas ele sempre teve ciúmes de nós.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Desta vez, você deve escapar Manhattan.
Yazortası arifesinde, Cerin Amroth'da dururlarken birbirlerine evlilik sözü verdiler.Retribuiu o amor de Aragorn, e no monte de Cerin Amroth comprometeram-se a casar com o outro.
Reynolds, her zaman Lightman'ın yöntemlerine katılmasa da çoğunlukla onların arkasında durur.Reynolds nem sempre concorda com os métodos de Lightman.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Todos os dias ele fazia assim.
Sonunda helyum oranı baskın hâle gelir ve çekirdekteki erke üretimi durur.Finalmente, o teor de hélio se torna predominante e a produção de energia cessa no núcleo.
Bir buzul boyut olarak kritik noktaya ulaştığında akışı durur ve buz sabit hale geçer.Quando uma geleira diminui o seu tamanho até chegar a um ponto crítico, o fluxo detém-se e o gelo para.
İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ancak ölünce durur.Não há outra vida; a realização do homem está apenas nesta vida.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pelo contrário, às vezes até se atrapalha muito.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Bianca está determinada a permanecer com ele.
Nefes bu aşamada geçici olarak durur.A respiração continua normalmente durante o episódio.
Balık yaşam ile ölüm arasında durur.Johnny esteve entre a vida e a morte.
İnce işçilikle yapılan oyalar kolalanmış gibi durur.Sua utilidade enquanto animal de trabalho é versátil.
Ama ne tabelalar, durur ve onu izlersiniz."A maior parte das suas obras não se veem, espreitam-se".
10 dakika sonra araba durur.A ambulância foi chamada após dez minutos.
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.A "moça" retorna para o quarto e o filme acaba.
Bu sırada askerî üniforma giymekte olan kişiler gerekli olduğu şekilde selam dururlar.Aqueles presentes com os uniformes devem prestar a devida vénia.
Çoğu türler yalnız yaşar ve üreme zamanı haricinde diğerlerinden uzak durur.Muitas espécies são solitárias, encontrando-se somente na época reprodutiva.
Bucky durur.Corti suspendeu-os.
Eğer öyle bir girdi bulamaz ise, durur.Als de schuldenaar dan niet binnen die termijn heeft gepresteerd dan is hij in verzuim.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Ze komt vaak erg verlegen over.
Liam ve Franklin aynı zamanda Rahip John'ın otoritesinin de karşısında dururlar.Mercier en Franklin dagen het gezag van broeder John uit.
Göç, Güneş bulutumsusu zamânında başlar ve tipik olarak yıldız T-Tauri aşamasına girince durur.Een ster als de zon begint zijn leven als een T Tauri-ster.
Bu yüzde iki ibik bulunur;enine durur ve üst üst üstedirler.Er bestaan twee ondersoorten, Ailurus fulgens fulgens en Ailurus fulgens styani.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Het is gelegen in Manhattan.
Habire kurabiye yiyip durur.Samen eten ze de taart.
4 ayak üzerinde durur.Hij liep op vier poten.
Bir gece 3 zenci, Vinyard'ların evinde durur ve Derek'in arabasını çalmaya çalışır.Op een nacht betrapt Dereks jongere broer Danny 3 zwarte Crips die de auto van Derek proberen te stelen.
Uzunca Ali, anası Meryemce'yle birlikte ovaya nasıl ineceğini düşünür durur.Ze zijn helemaal gelukkig samen, totdat zijn moeder Maria terugkomt naar Meerdijk.
Gezegende bir başına kalan Vol-İ yüzyıllar boyunca gezinir durur.De gedachte was dat die in een wereld zonder wind eeuwenlang zou blijven staan.
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Toen haar zijn afgehouwen hoofd gebracht werd, was haar wrok nog zo hevig, dat zij hem de ogen uitstak.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.Zijn ze in de sluitpositie aangekomen, dan worden ze afgezonken.
Böylece yanma olayı durur.De verbranding stopt dan.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Doucett haast zich naar Marie.
Şarkı iki defa telefonun çalmasıyla durur.Het lied werd tweemaal op muziek gezet.
Daha küçük olan 1. ve 4. parmaklar daha yüksekte durur ve yere değmezler.Het eerste en vierde middenhandsbeen zijn niet alleen kleiner maar ook minder robuust.
Küçük koalalar ağaç dalının ucuna daha çok yaklaşabilirken büyük koalalar ağaç gövdesine daha yakın dururlar.Een gevelde boom wordt in stukken geknaagd, hoe dikker de boom hoe korter de stukken.
Bucky durur.Brock blijft achter.
Araba Andy'e tam çarpacakken durur.Net voordat Andy zou worden geplet, komt de auto tot stilstand.
Peçe yine durur ve Doktor kaçar.Even later vervaagt Doc en verdwijnt hij.