Hiçbir şey durup dururken olmaz.Tidak ada yang terjadi diluarnya.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.Τίποτε δεν συμβαίνει ποτέ στα καλά καθούμενα.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.Ничто и никогда не рождается из пустоты.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.Ніщо не виникає з повітря.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.שום דבר אינו קורה סתם כך.
Hiçbir şey durup dururken olmaz.لا شيء يأتي عبثا
Hiçbir şey durup dururken olmaz.この因果関係はまた、
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hilel se puso a la para coja y dijo: "Lo que te sea odioso, no lo hagas a tu vecino.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel apoiou-se numa só perna e disse: " 'O que é odioso para ti, não o faças ao teu próximo'.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel a stat într-un picior și a spus, "Ce ție nu-ți place, nu-i face vecinului tău.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel ging op een been staan en zei, "Wat jij als verfoeilijk beschouwt, doe dat je buurman niet aan.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel se tint sur une jambe et dit : " Ce qui t'est détestable, ne le fait pas à ton voisin.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel, si mise su una gamba e disse: "Ciò che è odioso a te, non farlo al tuo prossimo.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel stál na jednej nohe a povedal: "To čo je odporné pre teba, nerob svojmu susedovi.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Hillel stanął na jednej nodze i powiedział: "Tego co tobie jest nienawistne nie czyń sąsiadowi. Oto Tora.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.힐렐은 한 쪽 다리로 서서 이야기 했습니다. "네가 싫어하는 것을
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Hillel berdiri dengan satu kaki dan berkata, "Apa yang kamu benci, jangan lakukan ke tetanggamu.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Hillel stellte sich auf ein Bein und sagte, "Das was dir verhasst ist das tu Deinem Nachbarn nicht an.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat budur.Ο Χιλλέλ στάθηκε στο ένα πόδι και είπε, "Αυτό που μισείς, μη το κάνεις στο γείτονά σου.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Хилел встал на одну ногу и сказал: "Не делай соседу того, от чего тебе самому было бы неприятно. Это - Тора.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.Хилел застанал на един крак и казал: "Това, което е противно за теб, не го прави на съседа си.
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.הלל עמד על רגל אחת ואמר, "מה ששנוא עליך,
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.فوقف هيليل على ساق واحدة وقال "ما تكرهه،
Hillel tek ayağı üzerinde dururken, dedi ki, "Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma.それが教えのすべてだ それ以外は解説にすぎぬ
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Je nemyslitelné koupit si to za dvojnásobek, když jednou cestou přes město získají poloviční slevu.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Je nemysliteľné kúpiť si to za dvojnásobok, keď jednou cestou cez mesto získajú polovičnú zľavu.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.도시의 반대쪽으로 가기만 하면 반값에 살 수 있는데 두배의 가격을 주고 살 수는 없죠.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Nem tudják elképzelni, hogy dupla áron vennék meg, amikor egyetlen úttal megkaphatják a feléért is.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Δεν πρόκειται να πληρώσουν τα διπλά όταν, με μια βόλτα στην πόλη, μπορούν να το πάρουν για τα μισά.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.Не могат да си представят да платят двойно, когато едно пътуване ще им спести половината пари.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.הם לא יכולים לדמיין שהם יקנו במחיר כפול כשאפשר לקבל 50% הנחה אחרי נסיעה קצרה בעיר.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.لا يتخيلون أنهم يشترونه بضعف السعر بينما، عبر مشوار عبر المدينة، يمكنهم شراؤه بنصف السعر.
İki katı fiyata almayı hayal bile edemezler, şehrin diğer tarafına giderek yarı fiyatına almak dururken.その倍の値段を払う事など考えられないのです では代わりにステレオ付きの車を探しているとします
"İlaç firmaları hepimize düşman, doğal maddeler dururken bizi ilaçlara bağımlı hale getiriyorlar."Pharmafirmen sind der Feind Sie fördern die Medikamentensucht Auf Kosten natürlicher Heilmittel
"İlaç firmaları hepimize düşman, doğal maddeler dururken bizi ilaçlara bağımlı hale getiriyorlar."חברות התרופות הן האויב הן מקדמות התמכרות לסמים על חשבון מוצרים מן הטבע
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Als ze stoppen, zullen er levens worden gered."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Če bi se ljudje ustavili, bi rešili življenja."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Dacă oamenii s-ar opri, s-ar salva vieţi."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Ha az emberek szünetet tartanak, életeket fogunk megmenteni."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Ils peuvent se mettre ensemble. Si les gens arrêtaient, des vies seraient sauvées. "
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Kalau orang-orang berhenti, nyawa akan diselamatkan."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Liv kunde räddas om människor skulle sluta föra krig."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Nếu người ta có thể dừng lại, cuộc sống sẽ được cứu rỗi."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Se as pessoam pararem, vidas serão salvas."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Se tutti si fermano, si possono salvare vite.
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Si las personas pararan, se salvarían vidas".
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Wenn die Menschen aufhören, können Leben gerettet werden.
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Αν οι άνθρωποι σταματούσαν, θα σώζονταν ζωές."
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Ако хората могат да спрат, животи ще бъдат спасени".
İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Если люди остановятся, столько жизней будет спасено".
İsrailliler ancak bulut çadırın üzerinden kalkınca göçer, bulut nerede durursa orada konaklarlardı.구름이 성막에서 떠오르는 때에는 이스라엘 자손이 곧 진행하였고 구름이 머무는 곳에 이스라엘 자손이 진을 쳤으니
İsrailliler ancak bulut çadırın üzerinden kalkınca göçer, bulut nerede durursa orada konaklarlardı.ולפי העלת הענן מעל האהל ואחרי כן יסעו בני ישראל ובמקום אשר ישכן שם הענן שם יחנו בני ישראל׃
İsrailliler ancak bulut çadırın üzerinden kalkınca göçer, bulut nerede durursa orada konaklarlardı.雲 彩 幾 時 從 帳 幕 收 上 去 、 以 色 列 人 就 幾 時 起 行 、 雲 彩 在 哪 裡 停 住 、 以 色 列 人 就 在 那 裡 安 營
İsrailliler ancak bulut çadırın üzerinden kalkınca göçer, bulut nerede durursa orada konaklarlardı.雲彩幾時從帳 幕 收 上去 、 以色列人 就 幾時 起行 、 雲彩 在 哪裡 停住 、 以色列人 就 在 那 裡安營
İşte şimdi karşınızda dururken bu tutkum그리고 저는 지금 여러분 앞에
İşte şimdi karşınızda dururken bu tutkumממש עד רגע זה בו אני עומד בפניכם,
İşte şimdi karşınızda dururken bu tutkum.الان أنا أقف أمامكم
İşte şimdi karşınızda dururken bu tutkum植物と野生生物の保護をしています
Jüri danışmanlar ayna arkasındaki bir odada durur.Je kunt door die eenrichtingsspiegel heen jury-adviseurs in de ruimte erachter zien staan.
Jüri danışmanlar ayna arkasındaki bir odada durur.Jury-Berater, die in einem Raum hinter dem Spiegel stehen.