Ana içeriğe geç
Sözlük

durur ile cümle

durur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.Và Berlusconi hiểu điều đó, ông trùm của đế quốc truyền thông khổng lồ và thậm chí còn hơn thế.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.Y el Sr. Berlusconi lo sabe, y se sienta en lo más alto de un inmenso imperio de medios y televisión, etc.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.І пан Берлусконі це знав, коли очолював цю величезну імперію медіа та телебачення, і так далі, і так далі.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.ומר ברלוסקוני יודע זאת, בעודו יושב במרומי אימפריה של מדיה וטלוויזיה, וכו' וכו'...
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.メディアとテレビの巨大帝国の頂点に立ったんです 広告代理店の素晴らしい創造的精神
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.아니.. 이런 분들은 바젤 이런데 막 걸려있는데 말이죠. 저는 왜 두들겨 맞고, (웃음) 그림을 입에 물고 경복궁 앞에 서 있어야 했는지.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.Takie prace wieszano w Bazylei, a ja zostałem ukarany, i stałem przed pałacem z pracą wetkniętą w usta.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.Вот это висело в Базеле, а меня за такое наказали, заставив стоять с рисунком в зубах.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.Роботи, схожі на цю, висіли в Базелі, тоді як мене покарали, і я стояв перед палацом зі своїм малюнком у роті.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.עבודות שכאלו נתלו לראווה בבאזל בזמן שאני נענשתי וניצבתי לפני הארמון עם הציור שלי בתוך הפה.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.أعمال مثل هذه كانت معلقة في بازب بينما تم عقابي أنا و إيقافي أمام القصر مع رسمتي في فمي.
Ben cezalandırılırken ve sarayın önünde çizimim ağzımda dururken, bunun gibi yapıtlar Basel'de asılıydı.この絵はバーゼルの美術館に飾られていたんだ これなんか まるで壁紙じゃないか
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Also sitze ich hier in diesem Stuhl und tue nichts."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Așa că e oribilă. Așa că o să stau aici, pe scaun, și n-o să fac nimic".
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Będę tu siedział i tyle".
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Dus ga ik hier op mijn stoel zitten en niks doen."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Entonces, me voy a sentar aquí en mi silla y no voy a hacer nada."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."J'vais rester assis là et rien faire."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."그러니 여기 의자에 앉아 아무 것도 안할 수 밖에 없지."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Nên tôi sẽ ngồi ở đây trên chiếc ghế này và không làm gì cả."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Quindi staro' qui seduto sulla mia sedia senza far niente."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum.""Takže tady budu sedět a nebudu dělat nic."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Θα κάτσω στην καρέκλα μου και δεν θα κάνω τίποτα. "
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Но не мога. Затова е. За това ще седя тук на моя си стол и няма да правя нищо"
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."Так что я буду сидеть здесь на стуле и ничего не делать."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."אז אני הולך לשבת כאן בכסא שלי ולא לעשות כלום."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."إذاً سأجلس هنا في الكرسي ولا أفعل أي شئ."
Ben de gider sandalyeme otururum ve hiç bir şey yapmadan dururum."実際には進歩しています
Ben dururum. Sigaran var mı?Έχεις κανένα τσιγάρο?
Ben dururum. Sigaran var mı?Да имате тютюн?
Benimle zıtlaşıp durursan, sana lise sınavına 100 gün hazırlık kursu veririm.Continue à rigoler et j'agirai comme ça jusqu'à ce que tu aies ton examen d'entrée.
Benimle zıtlaşıp durursan, sana lise sınavına 100 gün hazırlık kursu veririm.Ha továbbra is szórakozol, akkor úgy teszek, mintha 100 nap lenne a felvételidig.
Benimle zıtlaşıp durursan, sana lise sınavına 100 gün hazırlık kursu veririm.Αν συνεχίσεις να διαφωνείς μαζί μου, θα κάνω αυτό που κάνουν τις 100 μέρες πριν τις πανελλήνιες.
Benimle zıtlaşıp durursan, sana lise sınavına 100 gün hazırlık kursu veririm.اذا استمريتي في مجادلتي , فسأجعلها ك100 يوم قبل شهادة السات
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.Gram na koncertach rockowych, stoję bez ruchu na scenie.
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.언젠가는 락 콘서트 같은 무대에서 아무런 말없이 계속 가만히 움직이지 않고 연주만 하다보면
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.Lo suono agli spettacoli rock. Sono sul palco, completamente immobile.
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum. Ne yapıyor ?Játszom ezeken a rock koncerteken, színpadon vagyok, teljesen mozdulatlanul, és csak csinálom.
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.Вот я на каком-нибудь рок-концерте, на сцене, стою неподвижно, а люди спрашивают:
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.Я граю на цих рок-шоу, і ось я на сцені, стою абсолютно спокійно, а вони:
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.אתם יודעים, אני מנגנת בהופעות רוק, אתם יודעים, על הבמה, עומדת חסרת תנועה כאלה, אתם יודעים, רק עושה את זה.
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.أتعلمون، إني أعزف في عروض الروك هذه، وعندما أكون على المسرح، وأقف بلا حراك .. كما ترون .. فقط أقوم بهذا
Bilirsiniz, rock konserlerinde sahnede tamamen hareketsiz sadece bunu yaparak dururum.全く動かずに立っていると 観客が「あいつ何やってんだ?!」って言うの
Bill sabit dururken Al buradan buraya geçebilir. Burada da Nash eşitliği yok. Şimdi Durum IV'e gelelim.Але оскільки Ал може йти звідси сюди за незмінності Біла, значить, це не є рівновага Неша.
Bir araya gelebilirler. İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Jeśli ludzie zechcą przestać, wiele istnień będzie uratowanych."
Bir araya gelebilirler. İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Kdyby to lidé zastavili, životy by byly zachráněny."
Bir araya gelebilirler. İnsanlar durursa, hayatlar kurtarılabilir."Якби люди припинили воювати, вони б врятували багато життів".
Biraz soluklan. Ben dururum.Odpočni si, zůstanu tu.
Biraz soluklan. Ben dururum. Sigaran var mı?Glej.
Biraz soluklan. Ben dururum. Sigaran var mı?Spójrz.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.Berikutnya kalau Anda bertemu orang Arab Saudi, lihat baik-baik, mereka agak sedikit miring.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.다음에 사우디인을 만나시면, 유심히 지켜보세요, 그들의 고개는 조금 꺽여있을 겁니다.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.Następnym razem kiedy spotkacie Saudyjczyka, przyjrzyjcie się, są trochę przekrzywieni.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.בפעם הבאה שתפגשו סעודי, תתבוננו בו היטב. הם קצת נוטים הצידה.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.المرة المقبلة عندما ترون سعوديا , انظروا عن قرب , ستجدونه مائلا قليلا.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.「アブダル 大丈夫?」 「まぁ
Bir gün, durup dururken bir öğrenci beni aradı ve basit ama derin bir soru sordu.어느 날 저는 한 학생으로부터 뜻밖의 전화를 받았습니다.
Bir gün, durup dururken bir öğrenci beni aradı ve basit ama derin bir soru sordu.Într-o zi, am primit un telefon din senin de la un student, care mi-a pus o întrebare simplă dar profundă.
Bir gün, durup dururken bir öğrenci beni aradı ve basit ama derin bir soru sordu.Nos, egy napon, váratlanul felhívott egy diák, és feltett egy nagyon egyszerű, de mély értelmű kérdést:
Bir gün, durup dururken bir öğrenci beni aradı ve basit ama derin bir soru sordu.Op een dag kreeg ik plots een telefoontje van een student, die een simpele maar belangrijke vraag stelde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod