Ana içeriğe geç
Sözlük

durur ile cümle

durur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak orada dururken, yanımdaki üç takım arkadaşımla birlikte tarihe geçecek fırsatla yüz yüzeydim.歴史に名を残すチャンスに 直面していた ほんの一瞬 頭をよぎったのは
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Ibu, nenek, bibi saya berulang-ulang mengingatkan manakala suami saya baru saja lewat.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.저의 엄마, 할머니, 이모들은 "방금 네 남편이 지나갔어." 라며 계속 말해줬습니다.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Mama, bunica, mătușile îmi spuneau tot timpul că soțul meu trecuse pe la noi.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Ma mère, ma grand-mère, mes tantes, me rappelaient constamment que mon mari venait de passer.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Mẹ tôi, bà tôi, cô dì tôi, họ luôn nhắc nhở tôi rằng chồng con vừa đi qua đấy.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Mia madre, mia nonna, le mie zie, mi ricordavano sempre che mio marito era appena passato da lì.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Mi madre, mi abuela, mis tías, me recordaban constantemente que mi marido acababa de pasar.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Min mor, min mormor, mina mostrar och fastrar, påminde mig konstant att din make precis gick förbi.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Moja mama, moja stará mama, moje tety, všetci mi to stále pripomínali, keď môj budúci manžel prešiel okolo.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Moja matka, babcia, moje ciocie nieustannie przypominały mi, że tamten chłopak zostanie moim mężem.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Moje matka, moje babička, moje tety, všechny mě neustále upozorňovaly: "Tvůj manžel zrovna prošel kolem."
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Моя мама, бабуся, тітки - вони постійно казали мені: "Ось пройшов твій чоловік".
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.Моя мама, моя бабушка, мои тётушки, они постоянно говорили мне: "Твой муж только что прошёл мимо".
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.אמי, סבתי, דודותי, הזכירו לי ללא הרף, "כרגע עבר פה הבעל שלך."
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.أمي، وجدتي، واعمامي، يذكّرونَني باستمرار أن زَوجَكِ مرّ من هنا.
Annem, büyükannem, teyzelerim sürekli kocamın etrafta olduğunu hatırlatır dururdu.いつも私にこう言っていました 「ほら、あれが将来の旦那さんよ!」 (笑) すごいでしょう?
Arka arkaya koyun çizer durur.Dia menggambar domba-domba.
Arka arkaya koyun çizer durur.El desenează oaie după oaie.
Arka arkaya koyun çizer durur.Él dibuja oveja tras oveja.
Arka arkaya koyun çizer durur.Ele desenha ovelha atrás de ovelha.
Arka arkaya koyun çizer durur.Er zeichnet ein Schaf nach dem anderen.
Arka arkaya koyun çizer durur.Hij tekent schaap na schaap.
Arka arkaya koyun çizer durur.Il dessine un mouton après l'autre.
Arka arkaya koyun çizer durur.왕자는 양 뒤에 양을 그립니다.
Arka arkaya koyun çizer durur.Kreslí jednoho beránka za druhým.
Arka arkaya koyun çizer durur.Lui disegna pecora dopo pecora.
Arka arkaya koyun çizer durur.Ő pedig egymás után rajzolja a bárányokat.
Arka arkaya koyun çizer durur.Rysuje on owcę za owcą.
Arka arkaya koyun çizer durur.Και εκείνος πασχίζει ξανά και ξανά.
Arka arkaya koyun çizer durur.Він малює вівцю за вівцею.
Arka arkaya koyun çizer durur.Он рисует овцу за овцой.
Arka arkaya koyun çizer durur.Той рисува овца след овца.
Arka arkaya koyun çizer durur.הוא מצייר כבשה אחרי כבשה.
Arka arkaya koyun çizer durur.الأمير رسم خروفا تلو الآخر.
Arka arkaya koyun çizer durur.王子が箱を描くと 語り手はやっと満足します
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Cháu có thể chơi khi đứng, ngồi hay đi.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Ich kann sie stehend, sitzend und laufend spielen.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Ik kan spelen terwijl ik sta, zit of loop.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Játszhatok állva, ülve, sétálás közben.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Je peux en jouer debout, assise ou en marchant.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.서서, 앉아서 또는 걸으면서 연주할 수 있습니다.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Mogę grać stojąc, siedząc lub chodząc.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Mohu hrát ve stoje, v sedě, nebo při chůzi.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Posso suonare stando in piedi, seduta o in movimento.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim."Posso tocar de pé, sentada ou a andar."
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Pot să cânt din picioare, aşezată sau mergând.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Puedo tocar parada, sentada o caminando.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Saya dapat memainkannya sambil berdiri, duduk, atau berjalan.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Voin soittaa seisaaltaan, istualtaan tai kävellessä.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Μπορώ να παίξω όρθια, καθιστή ή περπατώντας.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Мога да свиря на нея изправена, седнала или вървейки.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.Я могу играть на ней стоя, сидя или прогуливаясь.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.אני יכולה לנגן בישיבה, עמידה והליכה.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.يمكنني أن اعزف عليه وأنا أقف، أجلس أو أتمشى.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim.それに何よりいいのは
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.Berlusconi is tudja, amint fenn ül a magasban a média és televízió-birodalmában stb., stb.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.그리고 베를루스코니(Berlusconi, 이탈리아 총리)도 정권을 잡았을 때, 미디어와 텔레비전의 거대한 왕국이 그 언어라는 것을 알았죠.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.Berlusconi weet het, met zijn enorme media-imperium en noem maar op.
Bay Berlusconi medya ve televizyon gibi... ...büyük imparatorlukların üzerinde dururken bunu biliyor.Il signor Berlusconi lo sa, dall'alto del suo immenso impero mediatico, televisivo e così via.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod