Ana içeriğe geç
Sözlük

durur ile cümle

durur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
4 ayak üzerinde durur.היא ניצבת על 4 רגליים.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.לאחר כמה פרקים חוזרים וממשיכים לצאת בסתר.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.היא ויזהר רבים לעיתים קרובות.
İspanya iç savaşı başladığında, Dali savaşmaktan ve bir grubun yanında yer almaktan uzak durur.עם פרוץ מלחמת האזרחים בספרד ברח דאלי מהלחימה וסירב להזדהות עם קבוצה כלשהי.
Araba Andy'e tam çarpacakken durur.המכונית עצרה לרגע קט.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?למה לא נהגו אחרים כך ?"
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.תמיד חשבתי כך, עכשיו אני יודע.
Hava girişinin kesilmesiyle birlikte sıvı akışı da durur.המצוף המונע כניסת מים חוסם גם את כניסת האוויר.
O da diğerleri gibi arkhe sorunu üzerinde durur ve doğa ve maddi temelde açıklar.כמו כן, אספקתו מתחילה להיגמר, והוא מבין שהטבע הוא קשה ואדיש מצד שני.
Otobüs burada durur mu?האם האוטובוס עוצר כאן?
Otobüs burada durur mu?האם האוטובוס עוצר פה?
Otobüs burada durur mu?האוטובוס עוצר כאן?
Fazla ağaçlı ormanlardan ve çöllerden uzak durur.Те избягват гъсти гори и пустини.
Aşık, sürekli bir üzüntü içinde kıvranıp durur.Винаги е готов да спаси някой от неприятност.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Sjedi dok Marie sve radi za njega.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Zašto su zemljoradnici bili zainteresirani za zvijezde?
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Ako išta osjeti, trenutno napada.
Tacitus'un öyküleri hem politik hem de psikolojik güdülenme üzerinde durur.Ciceronovi govori dijele se na političke i sudske.
Bu yüzde iki ibik bulunur;enine durur ve üst üst üstedirler.Njegov dugačak, tanak rep račva se na dva dijela pri vrhu (značajka nekomate).
Kıvrık kuyruğu dik durur.Rep mu je uvijek uspravan.
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."Nikad ništa nije toliko lako u seriji kao što je Na putu prema dolje".
Kısa kuyruğu alçakta durur.Imaju kratak, prema dolje obješen rep.
Daha küçük olan 1. ve 4. parmaklar daha yüksekte durur ve yere değmezler.Znanstvenici pretpostavljaju da su četvrti i peti prst bili previše maleni da bi ikako služili u lovu.
Çoğu türler yalnız yaşar ve üreme zamanı haricinde diğerlerinden uzak durur.Većina vrsta žive samotnjački i izbjegavaju, osim u razdoblju parenja, susrete s pripadnicima iste vrste.
Reynolds, her zaman Lightman'ın yöntemlerine katılmasa da çoğunlukla onların arkasında durur.Reynolds nie vždy súhlasí so spôsobmi Lightmana, ale stojí za nimi väčšinu času.
Etkinsizleşme sinyalinin ardından protein defosforile olur ve çalışması durur.Po deaktivačnom signále je proteín opäť defosforylovaný a prestane fungovať.
Bir süre sonra tekrar yavaşlayarak durur ve doğudan batıya alışılmış hareketine döner.Potom by Slnko postupne zastavilo a začalo sa pohybovať opačne, zo západu na východ.
1 emme supabı hareketsiz dururken, diğeri açılmaktadır.Pri preraďovaní sa len prvá spojka vypne a druhá pripojí.
4 ayak üzerinde durur.Poteka v štirih korakih.
Fazla ağaçlı ormanlardan ve çöllerden uzak durur.Izogiba se obsežnih gozdov in močvirij.
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.Mama steče za avtom in film se konča.
Rinzai Zen ise nefes meditasyonu ve koan pratiği üzerinde durur.Rinzai zen pa poudarja pozornost na dihanje in vadbo koanov.
Çoğu siyasi görüş ikisi arasında bir yerde durur.Večina stvarnih satelitov je nekje med obema primeroma.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pri tem ga imajo velikokrat za neumnega.
Boş uçak gökyüzünde yakıtı bitinceye kadar döner durur (film bu sahneyle başlamıştır).Zaradi tega je potrebno odstraniti prisotnost žvepla iz goriva predno gre na trg).
Biraz uzakta durursunuz.Odpelje te daleč stran.
Tüm karıncalar geceler boyunca toprağı kazıp dururlar.Ponoči je vsaka krava črna.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Sąrėmiai trumpam išnyksta, bet paskui vėl prasideda.
Kalan çocuklar ise sırayla dururlar.Vaikai meta vienas paskui kitą eilės tvarka.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Jų kūnai bus atgaivinti amžinam tobulumui, sielos apvalytos ir vėl suvienytos su Dievu.
Bunların hepsi, altın bir nakış üzerinde durur.Igaüks neist saab endale väärtuse tämbrite reas.
Biraz uzakta durursunuz.Põikame korraks kõrvale.
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona.""Kes püüab kahte teed korraga käia, ei jõua mitte kuskile."
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Am auzit pe cineva vorbindu-mi din Casă, şi un om stătea lîngă mine.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Då hörde jag en röst tala till mig från huset, under det att en man stod bredvid mig.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Então ouvi uma voz que me foi direita de dentro do templo; e um homem se achava de pé junto de mim.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Entonces oí a alguien que me hablaba desde el templo, mientras un hombre estaba de pie junto a mí
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.És hallám, hogy valaki beszélget hozzám a házból, holott ama férfiú mellettem áll vala.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.In slišal sem nekoga govoriti k meni iz hiše, mož mi je pa stal ob strani.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.I slyšel jsem, an mluví ke mně z domu, a muž stál podlé mne.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.I usłyszałem, a oto mówiono do mnie z domu, a on mąż stał podle mnie,
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Ja minä kuulin jonkun puhuttelevan minua temppelistä; mutta mies seisoi minun vieressäni.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.J`entendis quelqu`un qui me parlait depuis la maison, et un homme se tenait près de moi.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.들은즉 누구인지 전에서 내게 말하더니 사람이 내 곁에 서서
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Mentre quell'uomo stava in piedi accanto a me, sentii che qualcuno entro il tempio mi parlav
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Og jeg hørte en som talte til mig ut fra huset, mens en mann stod ved siden av mig.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Og jeg hørte en tale til mig ud fra Templet, medens Manden stod ved Siden af mig,
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Ta nghe có ai nói với ta từ trong nhà ; có một người đứng gần bên ta .
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Ta nghe có ai nói với ta từ trong nhà; có một người đứng gần bên ta.
Adam orada yanımda dururken, tapınaktan birinin bana seslendiğini duydum.Und ich hörte einen mit mir reden vom Hause heraus, und ein Mann stand neben mir.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod