Ana içeriğe geç
Sözlük

durur ile cümle

durur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Harris bor på Manhattan.
10 dakika sonra araba durur.På ti minutter giver det 15 vogne.
4 ayak üzerinde durur.4 springer i øjnene.
İkizlere ateş etmek üzereyken durur ve dualarını dinler.Da folk dukker op, falder han på knæ og beder om nåde.
Eğer öyle bir girdi bulamaz ise, durur.But if it is without approval, whence comes it that it is truthworthy?
İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.Den gir (kan gi) slike pasientgrupper stor trygghet i hverdagen.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når noen som hadde blitt bitt festet blikket på den, forble de i live.
Tacitus'un öyküleri hem politik hem de psikolojik güdülenme üzerinde durur.Tacitus’ fortelling framhevet både politiske og psykologiske motiver.
Metin tüm bu ödemelerin Augustus'un kendi parasından ödendiği konusu üzerinde hassasiyetle durur.Teksten er omsorgsfull med å peke ut at alt dette ble betalt fra Augustus' egne midler.
İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ancak ölünce durur.Selv for et rettskaffent menneske vil vel neppe noen gå i døden.
Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur.Dersom hunden ser viltet når dette skjer, setter den gjerne i et høyt vræl (beskrik) og renner etter.
Gemi turun ortasında beklenmedik bir şekilde durur.Besetningen ombord ligger i nedfrosset tilstand.
Tanrı'nın demeci ayrıca dünyayı yaratırken ve idame ettirirkenki egemenliğinin üzerinde durur.Diktet skildrer også gudenes verden, og hvordan de udødelige våker over jorden, og forarges over urett.
Peçe yine durur ve Doktor kaçar.Hun besvimer igjen og Doktoren våkner.
Kadın çok korktuğu için kıpırdamadan durur.Han griper til vold, ettersom hun ikke lar seg skremme bort.
Balık yaşam ile ölüm arasında durur.Larven lever på grensen mellom død og levende ved.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Deretter var det bare å spe på med sprit til den gikk i oppløsning.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Men ofte forholder den seg taus.
Tüm sancaklar sadece Cumhurbaşkanına ve yabancı Devlet Başkanlarına selam durur.Øverste klasse tildeles vanligvis bare republikkens president og utenlandske statsoverhoder.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Siden da det har de holdt seg der.
Sonra Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur.I tillegg er håndleddet hans kuttet over, og det er blod overalt.
Carter, bir tren yolunda durur ve tren arabaya doğru geliyordur.Harry tar en bil og kjører etter toget mot neste stasjon.
Soğuyarak etrafını çevreleyen hava ile aynı sıcaklığa ulaştığında yükselmesi durur.Berhenti naik ketika telah mendingin hingga mencapai temperatur yang sama dengan udara sekitarnya.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Mereka juga ikut pertempuran di Manhattan.
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.Akhirnya Bumi selamat dan film tamat.
Ama ne tabelalar, durur ve onu izlersiniz."Mereka menubuatkan kepadamu penglihatan bohong, ramalan kosong dan tipu rekaan hatinya sendiri."
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Dalam sebagian besar penglihatan, beruang biasanya menghindar dan melarikan diri dari manusia.
İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ancak ölünce durur.Hal tersebut berlaku pula antara manusia yang masih hidup dengan arwah-arwah dari manusia yang sudah mati.
Bucky durur.Indy diam saja.
Gelin arabası eve yakın bi mesafede durur.Mobil sang pasangan sudah pergi jauh.
Tartışma ve riyâdan hoşlanmaz; dedikodu, gıybet ve zulümden uzak dururlar.Dapat tertawa dan bergembira secara bebas, dan mampu menghayati penderitaan dan kedudukan tanpa lupa diri.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Mereka suka tinggal di dekat air dan sering mandi dan berenang.
O da diğerleri gibi arkhe sorunu üzerinde durur ve doğa ve maddi temelde açıklar.Walaupun demikian, dia juga banyak melukis dengan tema lainnya, seperti alam dan makhluk hidup.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Dia sering membuat banyak kesalahan.
İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.Keadaan manusia pada hari kebangkitan berbeda-beda sesuai dengan amal ibadahnya di dunia.
Bu yüzden, her zaman kıskançlık içinde kıvranır durur.Hal ini sering memunculkan kecemburuan.
Âyine çocukların katıldığı da olur; bununla birlikte çocuklar âyin sırasında oturmazlar ve ayakta dururlar.Apabila tidak dikaruniai seorang anak, adipati dapat mengangkat seorang penerus (libertas affectandi).
Dünyadan ve dünya ehlinden uzak dururdu.Jelajah Bumi dan Alam semesta.
İkinci tren sinyalde geçti ve öndeki tren hareketsiz dururken ona arkadan çarptı.Kereta kedua mencapai kecepatan penuh, kemudian menghantam kereta pertama dari belakang.
Shigure sürekli favori sözünü tekrarlayıp durur: “Que será, será.Kresna tersenyum dan berkata, "Apapun yang akan terjadi sudah terjadi.
Harem'in yanında, devlet dairelerinin bulunduğu Selamlık'ta dururdu.Dia berlindung di rumah Liem yang ketika itu masih berdomisili di Kudus.
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Ketika mereka mengangkat muka, maka tampaklah kepada mereka tabut itu, lalu bersukacitalah mereka melihatnya.
Yan durumlu çiçek kurulları başak halinde dik dururlar.Những cành ngọn sắp ra hoa cũng bị chúng gây hại nặng.
Bazı uçaklarda ise kanatlarda asılı durur.Một vài máy bay cũng có đế mang bom dưới cánh.
Aşık, sürekli bir üzüntü içinde kıvranıp durur.Anh luôn ở bên cô khi cô buồn.
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”Họ hủy hoại cuộc sống của người khác".
Partnerler bu şekilde karşılıklı olarak 69 sayısındaki 6 ve 9 numaraları gibi ters çevrili olarak dururlar.Những người tham gia ở tư thế đảo ngược lẫn nhau như các con số 6 và 9 trong số 69, nên tư thế có tên này.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Từ đó họ luôn hòa đồng.
Kısa kuyruğu alçakta durur.Tai hơi rủ cúp xuống.
10 dakika sonra araba durur.Xe điện trần chạy cứ mỗi 10 phút.
Ne diye böyle uzak durursun babamdan, Ne diye yanına oturup konuşmaz, sorular sormazsın ki?Khi quan trường hỏi vì sao không ngồi, ông đáp rằng vì tên mình đứng trên tên cha nên không dám ngồi.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Nếu bị buộc phải đứng, chúng có vẻ đứng không được ổn định.
Bucky durur.Angie ở lại.
Bilgisayar kapalı iken MS-DOS diskte durur.Nếu bạn thua, máy tính sẽ bị shut down và phải cài lại MS-DOS.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.主人公が目を放した隙に姿を消してしまう。
Örümcek ağ üzerinde ters vaziyette durur.クモは網の内側に待機する。
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”「人の世の仁義に反するものに栄華はおまへん!
Dünya, domuzun uzun dişleri arasında durur.大地は猪の牙の間に握られていた。
Utangaç bir türdür ve insanlar uzak durur.気難しい性格であり、人間を敬遠している。
Aklınız canlı olması gereken yerde canlı değilse, elleriniz çalışmaz; yürüyorsanız, hemen orada durursunuz.もし人をゆるさないならば、あなたがたの父も、あなたがたのあやまちをゆるして下さらないであろう。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod