Eğer öyle bir girdi bulamaz ise, durur.Dacă nu-i găsește, el va fi scutit de ispășirea prescrisă.”
Her zaman bunun üzerinde dururum.Mă întorc întotdeauna la acest lucru.
Reynolds, her zaman Lightman'ın yöntemlerine katılmasa da çoğunlukla onların arkasında durur.Reznolds nu este întotdeauna de acord cu metodele doctorului Lightman, dar îi poartă întotdeauna de grijă.
Sonra Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur.Beți dintru acesta toți, acesta este Sângele Meu...
Kafatası boşluğunun yalnızca %61'ini doldurur ve iç yüzeye beyin-omurilik sıvısı ile basılı durur.Ocupă 61% din cavitatea cranială și e presat de suprafața interioară de către lichidul cerebrospinal.
Bu esnada akım durur.Când răsuni eu stau pe loc.
Lokomotif olduğu yerde dururken de, bir örük kullanılıyordu.O problemă a fost faptul că uleiul curgea în timp ce locomotiva staționa.
Filler genellikle diğer otçullarla birlikte sakin bir şekilde yaşar ve diğer hayvanlar fillerden uzak durur.Elefanții coexistă de obicei în mod pașnic cu alte erbivore, care, de obicei, se feresc din calea lor.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Va lucra mai mulți ani în Mannheim.
10 dakika sonra araba durur.Drumul cu mașina poate fi parcurs în aproximativ 40 de minute.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Tânărul își revine după o vreme și pornește din nou la drum.
Kokuşma, 0 °C'nin altında ve 48 °C'nin üzerinde durur.Dacă este expus la temperaturi sub 20°C, moare.
Birçoğu geri dururken, bir kısmı direniş gösterdi.Din cauza vârstei, mulți dintre ei s-au retras.
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.Ei se sărută, iar filmul se termină.
Bu tren tüm istasyonlarda durur.Acest tren oprește în toate stațiile.
Émile Durkheim'ın yeğeni olan Mauss'un çalışmaları sosyoloji ile antropoloji arasında durur.Émile Durkheim unokaöccseként Mauss munkássága hidat képezett a szociológia és az antropológia között.
Şarkı iki defa telefonun çalmasıyla durur.A dalt kétszer is elénekelték.
Her zaman bunun üzerinde dururum.Mindig emlékezni fogok rá.
Bu durumda evren her zaman yavaşlar ve sonuçta bir süre sonra durur.Vagyis a tömörödés egyre lassul, és bizonyos idő elteltével megáll.
Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur.Az előadás/társalgás közbeni unalmat el kell rejteni a száj elé tett kézzel.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Nagyon szereti a vizet, általában vízközelben tartózkodik.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Fantasztikus művei mindig a modern világ nagy politikai, filozófiai és erkölcsi problémáival foglalkoznak.
Yolda giderken nakil aracının motorunda bir arıza çıkar ve bir köprünün altında dururlar.Menekülés közben lehajtanak az útról és a kocsi elakad egy híd pillérénél.
10 dakika sonra araba durur.A repülőtér mindössze 10 percnyi autóútra található.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Normál esetben a vaddisznó fél az embertől, messze elkerüli.
Carter, bir tren yolunda durur ve tren arabaya doğru geliyordur.Simon elutasítja a repülőt, vonattal akar menni.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Feláldozzák a hajukat, hogy megmentsék őt.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Ha kézbe vesszük, mozdulatlanul fog állni.
Biraz uzakta durursunuz.Távolról mégis követi.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Azóta ilyen a hangom.. .
Bu sırada askerî üniforma giymekte olan kişiler gerekli olduğu şekilde selam dururlar.Azok, akik egyenruhában vannak, megfelelő módon tisztelegniük kell.
Nüfus artışı dururken, ekonomik büyüme yavaşladı.Hyvinvoinnin kasvaessa väestönkasvu on hidastanut.
Garfield her sene özellikle Noel üstünde durur.Trifleä tarjoillaan etenkin jouluisin.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Käärmeet sen sijaan normaalisti välttelevät ihmiskontaktia.
Kavgayı sevmez ve uzak durur.Hän nauttii taistelusta eikä pysähdy neuvottelemaan.
Balık yaşam ile ölüm arasında durur.Martta Koskinen kuolema ja elämä.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se elää usein melko syvällä.
Her zaman bunun üzerinde dururum.Näin se pysyy aina piilossa.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Maria on painautunut häntä vasten.
Kuyrukları yukarı doğru dik durur ve nadiren hareketsiz kalır.Kävyt ovat yleensä latvassa ja jäävät pystyasentoon.
Postabdomen, dinlenme sırasında yana doğru kıvrık durur.Juomisen jälkeen hän lepää palmupuun alla.
Kocatarla kızları, Baygın durur can yakar.Linnut vaikenevat, Kuhala.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Uskottomat taas lähetetään suoraan kiirastuleen, jonne he jäävät ikuiseksi ajaksi.
Kate ve Sawyer, sinyali üçgenleme planının 2. noktasında dururken Sayid üçüncü noktaya doğru gider.Kate ja Sawyer pysyvät toisella kolmiointipaikalla, kun taas Sayid menee kolmannelle.
10 dakika sonra araba durur.Σε 10 λεπτά ολοκληρώνεται η αντίδραση.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Είναι αρκετά συχνά σε ενυδρεία.
Bucky durur.Ο Μπακούρα υποχωρεί.
Muhtar Sefer'i nasıl öldüreceğini düşünür durur.Θα πάω να δω αν ο Μασί έχει την ίδια διάθεση.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Διέμενε κυρίως στο Μάνχαϊμ.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Οι ιοντικοί δίαυλοι ανοίγουν για λίγο και μετά ξανακλείνουν.
Cümle alem şehir donanmasına hazır dururlar.Τα σκάφη αναψυχής μπορούν να ελλημενιστούν στη μαρίνα της πόλης.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Όταν κατάλαβε ότι είχε νικήσει, έμεινε ακίνητη.
Eğer bir bilye çekilip bırakılırsa, düşer ve diğer bilyelere vurduğunda tamamen durur.Μόλις ένα ντόμινο θα πέσει, θα χτυπήσει όλα τα υπόλοιπα ντόμινο προς τα κάτω πάρα πολύ γρήγορα.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når du ser dem vil de se ud som spredte perler."
Kate ve Sawyer, sinyali üçgenleme planının 2. noktasında dururken Sayid üçüncü noktaya doğru gider.Kate og Sawyer står ved det andet trianguleringspunkt, mens Sayid går til det tredje.
Film, insanın yaşam hakkı kadar ölüm hakkına da sahip olması gerektiği üzerinde durur.Filmen beskriver, hvordan det er at leve så tæt på døden.
Bucky durur.Jacob Holdt.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Derfor rejste Marie ind i mellem væk.
30 m boyundaki devasa heykel 8 m yükseklikteki bir kaide üzerinde durur ve 1.145 ton ağırlığındadır.Statuen er 30 meter høj, og står på en 8 meter høj sokkel og vejer 1.145 tons.
Yerel ağınızla internet arasında bir çeşit firewall gibi durur.Imellem router og lokalnet kan evt. anvendes en firewall.