durumları ile cümle

durumları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Modal kavramı İngilizce mood (zihnin durumları, duygu) sözcüğünden gelir.馬名は英語のbelieve(信じる)に由来する。
Yani yaşlanarak ölme gibi durumları yoktur.どうやっているのか、大して老化が進んでいないように見える。
Bazı yaralanma durumlarında sonradan gelen acı hissi.受傷直後に発症する事が多い。
Çeşitli potansiyel çekirdek panik durumları giderir.時々パニック発作を起こす。
Kartacalılar bir süre durumlarını korudular ve hatta bir Roma lejyonunu püskürtmeyi de başardılar.カルタゴ軍はしばらくの間この攻撃に耐え、また片方のローマ軍団を押し返した。
Bu bana ciddi durumların bile kendi kendine düzelebildiğini düşündürüyor."今では、私が大事だと思うことを実行できる柔軟さがある」と述べた。
"Opened" ve "Closed" durumları herhangi bir eylem gerçekleştirmez.状态“Opened”和“Closed”不进行任何动作。
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.所有FSM的状态被称为要么接受要么不接受。
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.既齊召民之秀良者曹試而教誨之,俾各有所成就。
İlk olarak Alman birlikleri, Moskova yönündeki ileri durumlarından nihai olarak geri sürüldüler.首先,德軍最終從莫斯科地區被擊退。
İşçilik maliyetlerinden dolayı HAA genellikle sadece çok ciddi istenmeyen durumların analizinde kullanılır.因為人力成本的考量,一般只會對不想要事件中最嚴重的進行故障樹分析。
Doğrusal olmayan Programlama: Objektif fonksiyon ya da kısıtların doğrusal olmadığı genel durumları inceler.非线性规划:研究的是目标函数或是限制函数中含有非线性函数的问题。
Ardından sırasıyla veritiplerindeki artırımlar yarış durumlarından kaçınmak için gerçekleştirilir.事實上瑠花是因為羽羽的離去才逐漸變得不正常。
Kedigillerin gözlerine bakılarak keyif durumları anlaşılabilir.把找貓貓們麻煩當作樂趣。
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.“훈민정음은 백성(百姓) 가르치시는 정(正)한 소리라”(현대어 표기로 옮김), 〈세종어제훈민정음〉, 《월인석보》.
Yukarıdaki örneğimiz sadece VEYA durumlarını ele almaktadır; ancak, VE durumları da tanımlanabilir.현상에 상즉(相卽)하는 현상 그 자체의 자기 원인이나 나(我) 속에 있다.
İkincisi, "Tüm kuğular beyazdır." gibi, bir şeyin tüm durumlarını kategorize eden ifadelerdir.반면 "모든 백조는 하얗다"는 문장은 종합 명제다.
Hiçbir yasanın tüm durumları kapsayamayacağını söylüyordu.보살은 모든 법이 공하여 얻을 바 없음에 머무른다.
Örnek olarak da, yukarıda bahsetmiş olduğumuz durumları gösterebiliriz.모든 것은 위에 있다고 하는데, 아마 꼭대기 층을 말하는 듯.
Liste durumları her Cumartesi radyolarda 12:00 ilâ 14:00 saatleri arasında açıklanmaktadır.차트는 토요일마다 12:00부터 14:00시까지 라디오를 통해 알려진다.
Tüm nesneler verili olsa, bununla işlerin olanaklı tüm durumları da verilmiş olur.한 가지라도 잘못되는 상황이 벌어지면 작전 전체에 파급될 가능성이 매우 높았던 것이었다.
Bu sağlık bilgisi, yukarıda bahsedilen sağlık durumlarını içerir.위장병(胃臟病)은 위에서 발생하는 병을 말한다.
Bu durumları onları ordudan da güçlü yapmıştı.그러자 청조에서는 군대까지 동원하여 이를 강경진압하였다.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.휴일이 되면 자주 낮잠을 잔다.
Boşanma fazla görülmez, ancak çocuk sahibi olamama durumlarında düşünülür.자식이 많지만 남편이 누군지는 전혀 언급되지 않는다.
Yani yaşlanarak ölme gibi durumları yoktur.죽은 해는 알 수 없으며, 죽었을 때의 나이가 많지 않았다.
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.유한 오토마타의 모든 상태는 받아들여지는지 또는 받아들여지지 않는지에 대한 값을 가지고 있다.
"Bor ilçesi yerleşim yerleri okuma yazma durumları 2008".연합뉴스. 2008 전설의 고향 다시보기
Bu gibi durumların gerçekleşmesi için gereken gelme açısına Brewster açısı denir.이러한 현상을 당시 브래들리 후보의 이름을 따서 브래들리 효과라고 부르게 되었다.
Fakat tüm ölülerin mezarlarına, sosyal durumları ne olursa olsun bir şeyler kondu.각 마을에는 그들만의 묘지가 따로 있어 자연사로 죽은 사람들에게만 안장을 허용한다.
Antik dönemdeki tam durumları tartışmalıdır.시대의 조류에 초연하여 고아한 정적의 경지를 지켰다.
"Bu, şundan daha küçüktür" veya "bu, şundan daha öncedir" gibi durumları inceler.לדוגמה: "זה אדום", או "זה מוקדם יותר ממנו".
2000lerde birden çok tetrakuark adayı bulunmuştur ama durumları hala tartışılmaktadır.כיום חיים באי כ-2000 עזים, ומצבם עדיין מוגדר כפגיע.
Kuruluk bir hastalık değil, çeşitli hastalık veya durumların bir sonucudur.פריחה אינה מהווה מחלה בפני עצמה, אלא תסמין לעשרות רבות של מחלות ומצבים רפואיים.
Bilimlerin kuralları sabittir ve bu da belirli durumları ortaya çıkarır.עקרונות המדע מאומצים על ידי החשיבה האנושית, והופכים להיות הכללים המגדירים את תפיסתו.
Geçici pasaport - Bu pasaport türü acil seyahat durumlarında verilir.דרכון פנימי – דרכון לצורכי מסע בתחומי מדינה ריבונית.
Her bir enerji bandı elektronların çok sayıda farklı kuantum durumlarına karşılık gelir.לכל רמת אנרגיה של האלקטרונים מתאים משטח פוטנציאל אחר.
Ailelerinin çocuklarının gerçek durumlarını öğrenmesi üzerine olaylar gelişir.שם מתגלה לילדים האמת על הוריהם.
Birleşik Devletler ve Kanada’daki hastaların 5–50% kadarı durumlarından haberdardır.Едва 5 – 50% от инфектираните в САЩ и Канада знаят за състоянието си.
Veritabanı, "apaçık çoğaltılması durumları hariç" bir girdiyi asla kaldırmaz.Той не описва и не разказва: фабулата у него е едва набелязана.
Bir atomun elektronlarının enerji durumlarıyla ilgili olan dört nicem sayısı seti: n, ℓ, mℓ, and ms.Четири квантови числа са свързани с енергетичните нива на електроните: n, ℓ, mℓ, and ms.
Kedigillerin gözlerine bakılarak keyif durumları anlaşılabilir.Убедете се, че гледате клиентите си в очите.
Sonuçta Bulgarlar savunma durumlarını korudular.Те са вярвали че българската армия е на път да ги защити.
Okulların web sitelerden çevrim içi görüşmelerle öğrenci durumları değerlendirilebiliyor.За училищата без статии са дадени препратки към техните уебсайтове.
İdeal gaz yasası, sadece teoride olan ideal gazların durumları hakkında denklemler sağlayan bir yasadır.Реалните газове не могат да се опишат с голяма точност със законите за идеалните газове.
Gökyüzü veya Bulut Peyzajları: Bulutları, hava veya atmosfer durumlarını betimleyen resimlerdir.Небесните и облачните пейзажи изобразяват облаци, климатични явления и атмосферни условия.
Bu bölümde mekan, zaman, kahramanlar ve onların durumları sergilenir.Те са предназначени да определят мястото, времето и силата на тези събития.
Özellikle savaş yıllarında kadın, yaşlı ve çocukların durumlarını ele aldı.Като журналист често повдигна въпросите за правата на жените и на децата.
Dışarı çıkaramama ya da ıska geçme durumlarında oyun sırası diğer oyuncuya geçer.Ако ходът или вземането са невъзможни, играчът може да направи всеки друг ход.
Bir atomun elektronlarının enerji durumlarıyla ilgili olan dört nicem sayısı seti: n, ℓ, mℓ, and ms.Četiri kvantna broja su povezana s energetskim stanjima elektrona u atomu: n, ℓ, mℓ i ms.
Modern Times (Türkçe: Asri Zamanlar) filminde işçilerin ve fakir halkın kötü durumlarına dikkat çekmiştir.Moderna vremena opisuje radnike i siromahe u strašnim uvjetima.
Karakterler kendileri bile durumları ile alay ederler.Članovi sastava su ismijavali ovakvo karakteriziranje.
Her bir enerji bandı elektronların çok sayıda farklı kuantum durumlarına karşılık gelir.Svako energijsko stanje elektrona karakterizirano je četirima kvantnim brojevima.
Özgürlükleri ve ekonomik durumları zamandan zamana ve yerden yere farklılıklar gösterdi.Status "sloboda" se je mijenjao vremenom i ozemljem.
Test uçuşu süresine yaşam destek sistemlerinin durumları izlendi.Počas celého skúšobného letu bol sledovaný aj systém podpory života.
Böylece, sistemde mevcut durumların bir sayısı olacaktır.Potom existuje iba kvantový stav celého systému.
Protestolar nedeniyle mahkûmların durumları biraz iyileştirildi.Podmienky ostatných väzňov sa tak mierne zlepšili.
Liste durumları her Cumartesi radyolarda 12:00 ilâ 14:00 saatleri arasında açıklanmaktadır.Rebríček je publikovaný v rozhlasovom programe Radio Contact, v sobotu od 12:00 do 14:00.
İfadenin n=1 ve n=2 durumlarında kolayca sağlanabileceğini görmek zor değildir.Ľahko je možné overiť, že tvrdenie platí pre n = 2 a n = 3.
Bunun tüm olasılık durumları örtüktür.Majú k tomu všetky predpoklady.
İlgili Sayfalar