Bu durumda komünistler stratejilerini değiştirdi.Hence the UAC changed its tactics.
Çevresi yüksek duvarlarla çevrilmiş durumdadır.It is surrounded by high walls.
Martin Luther de bu durumdan fazlasıyla yararlanmıştır.Martin Luther himself was alarmed at this.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.The race was put under immediate red flag.
İkinci bir pist (17/35) kapatılmış durumdadır.A former turf runway 17/35 is closed.
Bu durumda Pireneler'i geçtiği sırada Hannibal'in ordusunda 59 bin askeri vardı.Hannibal’s army numbered 59,000 soldiers when he crossed the Pyrenees.
Bu durumda F=ma eşitliği de bozulacaktır.If he does, then the A.I. will be destroyed also.
Nehrin doğu kıyılarındaki Sovyet tahkimatları ve siperleri büyük ölçüde yerleşilmemiş durumdaydı.Important works and pits in the Eastern Valley were at a competitive disadvantage.
İkinci rekatın ikinci secdesinden sonra ise oturur durumda iken Et-Tehiyâtü okunur.He is in second place behind his mentor Dan Magill on the all-time SEC wins list.
2005 itibarıyla dünyada 1100 civarında nükleer reaktör çalışır durumdadır.As of June 2013 there are 131 nuclear reactors in the European Union.
Yani Cassie her durumda ölecektir.Casseas also apparently dies.
Proje 2006'nın sonlarından beri pasif durumdadır.The project has been inactive since late 2006.
Bu durumda 600 triremenin asker taşıma kapasitesi 18 -26 bin arasında bir rakam olmalıdır.Thus, 600 triremes could easily have carried 18,000–26,000 infantry.
Her iki durumda da bulmaca çözülmüş olur.Thus both may be solved for directly.
Bu durumda, her topun, tek tek vurulup imha edilmesi gerekmektedir.Each base only takes one shot to destroy.
Arka taraflar ise hafif yukarıya kıvrılmış durumdadır.After that period they are reborn in a lower realm.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Only wealthy families could afford a teacher.
Bu ise o zamanki ağır durumda çok kişinin arzusu idi.This was said to sum up the mood of many at the time.
Çoğu durumda sunucular tam kapasite çalışmazlar.Some committee members do not currently serve full-time.
Bu durumda sezgi, kendini sürece dahil etmeyle başlar.Intuition therefore begins with placing oneself within the Duration.
Bu, durumdan rahatsız olan samurayların bir dizi isyanına neden olmuştur.This led to a series of riots from disgruntled samurai.
Böyle bir durumda ise bir yığılma diski şekillenir.In a disk, a low level format will occur.
Bu durumda, bu adın doğruluğu şüphelidir.As a result, the validity of such a designation may be dubious.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.It is now empty and redundant.
Çünkü hukuk yasaların her durumda aynı biçimde uygulanmasını gerektirir.We must follow the law in every particular.
Bu durumda en sağdaki en anlamsız bit (least significant bit) dışarıya atılır ve kaybolur.Again, the least significant bit (rightmost in this table) is sent first.
İkisi de kullanılmaz durumdadır.Two are not in use.
Çoğu durumda ise bu sistemler kaotik davranışlar gösterir.For humans, this process can appear extremely chaotic.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.He put Clark in charge of it.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.In this spirit each of us will do his duty.
Günümüzde bu mahsenlerin sadece 2 tanesi ayakta kalmış durumdadır.Today only two of these residences survive.
Eskiden harap durumda olan yapı 20. yüzyılın sonlarında restore edilmiştir.This was imaginatively restored in the late 20th century.
Her iki durumda da ortaya çıkan yangın şehri yok etti.Either way, the resulting fire destroyed the city.
Sistem güvensiz durumdayken çalışamaz.Fail-safe systems become safe when they cannot operate.
Kristal öyle şekilde kesilmiştir ki o- ve e-ışınları dik doğrusal polarize durumdadırlar.The crystal is cut such that the o- and e-rays are in orthogonal linear polarization states.
Bu durumda x, S nin bir öğesi değildir.So Γ→X will not be a tautology.
Bu durumda madeni paradan tamamen ayrılınmış kâğıt para sistemine geçilmiş olur.In theory, it is available under any money purchase pension scheme.
Bu yayla Kamp için elverişli durumdadır.Everyone is very excited to go for the camp.
KPRF, Sibirya ve Urallar'daki bazı büyük şehirlerde de güçlü durumdadır.The CPRF is also strong in the far east of Russia, in Siberia and the Urals.
Çevresindekiler de, bu durumdan rahatsız olur.The people surrounding the patient often feel upset by this.
Gezici şarkıcılar Avrupa'nın her yerine yayılmış durumdaydılar.Traveling performers existed throughout Europe.
Bugün Dublin'deki Trinity College kütüphanesinde halka açılmış durumdadır.Currently it is housed in the Trinity College Library in Dublin.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ve şu an kulanılır durumdadır.The school house is still standing and is currently on private land.
Bu durumda nasıl bir yol izleneceği net olarak mevzuatta belirtilmemiştir.Unfortunately there is no clear answer to what the grid will look like.
Rihanna'nın yüzü berbat durumdaydı.Rihanna's appearance was criticized.
Babasının bu durumdaki etkisi sadece manevî değildi.This uncertainty about his paternity was not without consequences.
İki durumda da genellikle çeviri diğer dilde bir anlam ifade etmez.Children in this stage will never have a translation equivalent for a word in the other language.
Bu durumdaki hastalar hasta olduklarını düşünmezler.In my view, these patients are mentally ill.
Bu çabalara rağmen donanma kötü durumda kaldı.Despite these efforts, the fleet remained in a poor state.
Jackson'ın erkek kardeşleri, sahne karşısındaki sırada dizilmiş durumdaydılar.Martin's girlfriend was among those at the scene at the time of the shooting.
En genel durumda, indüktans Maxwell denklemlerinden hesaplanabilir.In the most general case, inductance can be calculated from Maxwell's equations.
Bu durumdan korkan Windu öldürücü darbeyi indirmek için hamle yaptı.The Deceiver has brought us here to kill The Summoner.
Ocak 1918'de Filistin Cephesi çok zor durumdaydı.The strategic situation in Europe had altered considerably by January 1805.
Bu sanat dalında ise iki tarz dünya çapında üne kavuşmuş durumdadır.In doing so, they set two additional world records in the Arctic.
Bu durumda, Washington kendisini Hamilton’a daha yakın görüyordu.As a result, his cabinet answered more to Hamilton than to himself.
Bu durumda y noktasına f nin bir kritik değeri denir.The image of a critical point under f is a called a critical value.
Buradan çıkacağım ve bu durumda altınımı geri alacağım."I'll have to recover from that and get my head out of ."
Pan ve satir arkadaşları bu durumdan çok şaşırmışlardır.Al and Uncle Hen are happy about this.
Bu durumda, yeni 65.000 kişilik stadyum 2016 yılında hazır olacaktı.A new 50-seat stand was installed in 2016.
Bu durumda, konuşmadan konuşanın söylediğinin aksini söylemek mümkün olmaz.As such, she allows absence to do the talking.