Böylelikle istenilen biçimde ve istenilen yerde kullanılacak duruma getirilmiş olur.Ainsi, toute personne peut s'adresser à Lui dans un esprit de prière et de reconnaissance.
İlk duruma göre bu grafik DC gerilime daha yakındır.Pour DC on est plus près de l’épaisseur du trait.
Peyton ise biyolojik annesinin ortaya çıkmasının verdiği zor duruma kendini alıştırmaya çalışmaktadır.Sutton avance néanmoins beaucoup dans la recherche de sa mère biologique.
Transeksüellik kavramı, çok eskilere dayanan bir olgusal duruma işaret eder.La toponymie de certains d'entre eux évoque une origine probablement très ancienne.
Ağaç serçesi yumurtadan çıktıktan bir yıl sonra üreyebilecek duruma gelir.Il faut environ un an pour passer d'un œuf à un adulte.
Victor onun hayatını bile kurtaracak duruma gelir.Cela lui sauvera peut-être aussi la vie.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Dieu de la Force, il est réputé le Dieu le plus puissant des divinités nordiques.
Bu sorunun işe yarama nedeni 8 olası duruma bakıldığında görülebilir.La razón por la cual funciona es posible analizarla si se observan los ocho casos posibles.
Bu durum, terminalin yenilenmesi işini çok zor duruma getirdi.Lo que hace que la remodelación de la terminal muy difícil.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Los machos incuban durante el día y las hembras durante la noche y en la mañana.
Işıktan dolayı Aurora Nisan ve Ağustos arası görünmez duruma gelir.A causa de la luz, no es posible ver la aurora entre abril y mediados de agosto.
Ferdinand Porsche duruma bizzat müdahale etti.Porsche se lo tomó en serio.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.El Partido Comunista decidió detener la situación antes de que fuera más lejos.
Rahel bu duruma çok seviniyordu.Y odiaba a Raiden por esto.
Bu duruma rağmen film başarılı olmuştur.A pesar de estas críticas, la película fue un éxito.
150 katılımcı üç farklı duruma rastgele atandı.150 preguntas sobre el nuevo desorden.
Büyükbaba ile torun arasında imzalana bu anlaşma Syrgiannes'u zor duruma soktu.Este acuerdo entre abuelo y nieto, dejó a Sirgiano en una posición incómoda.
Bu ceviz ile filadorlar deste duruma getirilir.Es obligatorio a partir de este Nivel el casco y el chaleco salvavidas.
Özellikle ciddi sonuçlara sebep olacaksa bu duruma şüpheyle yaklaşılmalıdır.Así, dada una causa concreta, el efecto debe necesariamente seguirse de ella.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Esta situación es similar a la que se está produciendo en otros países.
Yakalayamazlarsa cezalı duruma düşerler.Si no la llevasen pueden ser multados.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Como heredero oficial a la jefatura de la casa Honinbō, Shūsaku mantenía una posición eminente.
Düştüğüm bu duruma onun sebep olduğuna inanıyordum' demiştir.¡Mira que te lo dije, que iba a haber problemas!.
Kraliçe İsabel bu karmaşık duruma da son verir.La reina Isabel persiguió vivamente esta secta.
Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti.Si el enemigo penetra en tu territorio tus tropas atacaran.
Peyton ise biyolojik annesinin ortaya çıkmasının verdiği zor duruma kendini alıştırmaya çalışmaktadır.Dixon se reencuentra con su madre biológica.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esto pondría a Betty en una situación comprometida.
Bu duruma ‘’su hamileliği’’ de denilmektedir.Su nombre quiere decir "aquí hay agua".
947 bu duruma özgü özel bir düzenlemedir.Es la variante del 429 regular.
Yansıyan ağrı örneği olan bu duruma Kehr belirtisi denir.Llama la atención la expresión del rostro, que refleja dolor.
Yaşlı hahamlar bir hayli sinirlenerek duruma tepki gösterdiler.El envés es densamente velloso con unos nervios muy prominentes.
Bu anlamda yaşanan olaylar tarihte çok özgün bir duruma işaret eder.De acuerdo con este punto de vista, cada una de estas épocas constituye un hito en la historia.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Otro objectivo del proyecto es el de enseñarle a los niños a ser responsables.
İncu Han 4 defa Göktürkleri mağlup ederek kağanı zor duruma soktu.Suele perder quien llega a los 4 porotos, tras perder dichas manos.
Böylelikle her ikisinin de mazeretleri olacak ve şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Ambos, con una tristeza evidente, se confiesan que se echarán de menos.
Böylece sadece kendi birliklerini hazır bir duruma getirmişti.Esto, con toda seguridad, incluía a sus propias tropas.
Arazi kaybı ile birlikte yiyecek kaynaklarının da yok edilmesi yerli yaşamını tehdit eder duruma gelmiştir.La destrucción de su hábitat para tierras de cultivo de arroz también amenaza su existencia.
Kendimi farklı, dışlanmış ya da suçlu hissedecek bir duruma düşeceğime inanmıyorum.No sé si estoy suficientemente sano o comprometido para seguir otro año...
Bu rakamlar, sosyoekonomik duruma bağlı olarak değişkenlik gösterir.La evidencia disponible sugiere variaciones en la incidencia según el entorno sociocultural.
Sonuç olarak Kızıl Ordu sınır birlikleri hiçbir zaman teyakkuz duruma getirilmedi.B.- Las líneas de campo eléctrico jamás pueden cruzarse.
Silahları olmayan halk, kendilerini savunamaz duruma gelir.Encontraréis grandes fortalezas sin defensa.
O, yeni duruma kademeli olarak alışıyor.Si sta abituando gradualmente alla nuova situazione.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.O, mio Paese, che Dio ti protegga Possano i tuoi vicini ammirare i tuoi figli.
Johnny bu duruma anlam veremez.Johnny, a stento ti ho riconosciuto.
Beyaz, duruma göre bazen ölümü bazen de yaşamı simgeler.Il bianco simbolizza anche la morte, ma in certi casi può simbolizzare la vita.
MLE artık dinamik PCR'lere ek ölçümler yapabilir duruma gelir.MLE può ora eseguire ulteriori misure dei PCR dinamici.
Fransızlar bu duruma tepki gösterdiler.Dunque, gli Olandesi reagirono.
Belirli bir varlığa ve duruma bağlanamayan fobiler de vardır.Rimasero poi alcuni malati e vecchi che non avevano forza e coraggio per ramingare.
Roma, bu duruma seyirci kalamazdı.Roma non poteva tollerare un simile atteggiamento.
Süvari duruma göre değişik şekillerde dizilebilirdi.La cavalleria poteva essere disposta in parecchi modi, secondo la situazione.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Essi cercano di capire da che cosa questo mondo si originasse.
Duruma göre g, ng, ngh olarak okunabilir.Ng può venire trascritto come ŋ.
Ancak ben buraya geldiğimde hayatım boyunca ilk defa gördüğüm bir duruma şahitlik ettim."Stasera ho baciato una ragazza per la prima volta in vita mia.
O da savaş için asker gitmiştir ama gayet kötü duruma düşmüştür.S'è trasferito lì per motivi di salute, ma è molto timoroso.
Ancak bazen iki kardeş birbirleri ile zıt duruma düşmüşlerdir.I due uomini sono legati tra loro: sono fratelli.
Zayn duruma öfkelenir ve son bir şans daha ister.Al Capone è infuriato ma gli concede un'ultima possibilità.
Bu duruma "beyaz geceler" adı verilmiştir.Quest'evento fu chiamato "la notte rossa".
Eş kutuplu jeneratör (yukarıda solda), bu duruma bir örnektir.I collegamenti magnetici (magnet links) ne costituisce un altro esempio.
Kongrede bu duruma da değinilmiştir.Non ne parlate anche alla Convenzione.
Ayaz ise bu duruma sinirlidir.La sua decisione innervosisce Horo Horo.