Bu duruma tam içsel yansıma denir.Denne fase betegnes som værende fuld .
Böylelikle şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Jeg håber, at De ikke bliver udsat for forfølgelse.
Kendilerini besleyebilecek duruma gelene kadar anneleri onları 2-3 ay besler.Hannen passer ungerne, indtil de kan klare sig selv efter 2-3 uger.
(Deri metal debagattan önce asidik duruma getirilir).Cassini-bilde av Iapetus]] Et skred i et krater på Iapetus.]]
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.I kjølvannet av dette oppførte MSF sine første flyktningleirer i Thailand.
Nakşa seferi başarısızlıkla sonuçlanınca Aristagoras oldukça zor bir duruma düşmüştü.Med sitt mislykkede forsøk befant Aristagoras seg i en vanskelig situasjon.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Den er del av et annet par (det andre er Skumring), som etterfulgte Dag og Natt i hans arbeid i kapellet.
Bu duruma karşı çıkan askerler Germanicus'a imparator olmasını teklif ettiler.Da de nektet å akseptere dette, krevde soldatene Germanicus som keiser.
Askeri duruma hakim olan General monck 25 Nisan günü parlamentonun toplanmasını sağlar.Monck innkalte Konvensjonsparlamentet som ble samlet 25. april.
1822 yılında, en az yirmi beş dili ve lehçeyi çok iyi bir şekilde konuşabilir duruma gelmiştir.I 1822 skal han ha kunnet minst tjuefem språk og dialekter, og ha studert mer enn det dobbelte.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.Arten er forholdsvis uvanlig hos oss og er ikke regnet som en stor skadegjører.
Sezgiler bu duruma örnek gösterilebilir.Illustrasjonen viser en slik situasjon.
Rahel bu duruma çok seviniyordu.Bosie levde nok så fornøyd på dem.
Google'ın Apps'daki adayların çalışır duruma gelmelerine yardımcı bir satıcı ekosistemi bulunuyor.Google har et økosystem av forhandlere som hjelper kundene i gang med Apps.
Kongrede bu duruma da değinilmiştir.Til slutt behandles forslaget i plenum.
Hastaların %80’i sonunda seronegatif duruma gelirler.Omtrent 80 % av pasientene vil få fullt restitusjon.
Bu duruma karşı ilk direniş 1963 yılındaki büyük grevde yaşandı.Initiativ til sterkere fellesforvaltning ble tatt i 1963.
Ancak ben buraya geldiğimde hayatım boyunca ilk defa gördüğüm bir duruma şahitlik ettim.For første gang i mitt liv hadde jeg kommet i kontakt med mine medmennesker.
Silahları olmayan halk, kendilerini savunamaz duruma gelir.Enkelte ikke-dødelige våpen er brukt av sivile å bruke for å forsvare seg.
Ayrıca tersane kullanılamaz duruma geldi.Også her unngår man bruk av stakken.
Bu durum Hindistan'ı Asya'da daha güçlü duruma getirdi.Årsaken i dette tilfellet er Indias driftbevegelse mot Asia.
Bu yapılar duruma göre aynı amaca yönelik birlik veya rakip olabilirler.Det kan være grunnforhold, økonomi eller elvetrafikk som gjør det.
Fakat bu duruma da müdahale gecikmeden geldi.De ble imidlertid stoppet før de kom så langt.
Sovyet savunma cephesi, 11 Temmuz'da kritik bir duruma gelmişti.EF-domstolen bekreftet delvis streikeretten i sin kjennelse 11. desember 2007.
Bu duruma dijital saatlerde de rastlamaktayız.Hun engasjerte seg også for privatlivets fred i den digitale era.
Buradaki toplar da kısa süre sonra aynı duruma gelmiştir.Betegnende nok skar det seg like etter.
Bu duruma faz (safha) değişikliği denir.Dengan demikian, pergantian nama itu mengandung perubahan makna.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Bakteri ini dapat hidup dalam makanan, namun hal ini sangat jarang terjadi.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.Negaraku, semoga Tuhan melindungimu, Semoga tetanggamu menghargai anak-anakmu.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.Lalu Partai Komunis memutuskan untuk menghentikan situasi itu sebelum berkembang lebih jauh.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Sabagai tanggapannya MSF membentuk misi kamp pengungsinya yang pertama di Thailand.
AlCl3 üç farklı yapıda bulunur, dereceye ve duruma göre (Katı, sıvı, gaz).AlCl3 memiliki tiga struktur yang berbeda, bergantung pada temperatur dan fasenya (padat, cair, gas).
Bu duruma hiperkinetik sınır hipertansiyon adı verilmektedir.Kondisi ini disebut sebagai hipertensi perbatasan hiperkinetik .
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.Infeksi bakteri kronis juga dapat memperparah inflamasi ini.
(Bu duruma bazen yöneticiler ve çalışanlar da katılır.)Anggota juga pengurus kadang-kadang juga diperbolehkan ikut.
Bu duruma üzülen Gaia eşinden nefret etmeye başladı, Titanları Uranüs'e karşı kışkırttı.Gaia marah atas tindakan Uranus dan mengajak para Titan untuk memberontak melawan Uranus.
Bu duruma Avatara denir.Keadaan fisik itu disebut "Keadaan Avatar."
Bu duruma erişildiğinde BOS'un ''açılma basıncı'' manometre ile ölçülür.Bila cairan ini sudah diperoleh, “tekanan pembukaan” dari CFS diukur dengan menggunakan sebuah manometer.
Duruma göre devlet adamları da bu vergiye iştirak ediyorlardı.Dalam hal ini, pemerintah kota tetap menggunakan agen-agen yang sama yakni para pemungut cukai.
Saçsızlık teoremi kara deliğin sadece bir tane mikro duruma sahip olabileceğini önerdi.Solusi ini meliputi kemungkinan bahwa lubang hitam memiliki lebih dari satu topologi.
Kısa süre içerisinde yasal olmayan viski üretimi olağan duruma gelmiştir.Kekurangan persediaan vin ordinaire jarang terjadi.
Kızının evlenemeyeceğini düşünen baba bu duruma oldukça sevinmiştir.Itulah sebabnya Ibu Sunti tidak rela jika anak-cucunya ada yang tidak menikah.
(Deri metal debagattan önce asidik duruma getirilir).Turunnya To Manurung itu mengikuti perintah Turek Akraknaatau Yang Maha Berkehendak.
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.Kaget namun terkesan dengan tontonan ini, ia memutuskan untuk tinggal disana.
Victor onun hayatını bile kurtaracak duruma gelir.Winona pun bertekad untuk dapat menyelamatkan kembali keluarganya.
Eş kutuplu jeneratör (yukarıda solda), bu duruma bir örnektir.Sumbu diucapkan visual kebun adalah contoh dari gaya ini.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Disebutkan pula bahwa Malam dan Kegelapan dapat menjadi setara dengan Khaos.
Pozitif ayrımcılık kotaları, bu duruma örnek olarak gösterilebilir.Beberapa bentuk pencacahan yang berbeda-beda dapat dijelaskan melalui contoh.
Ancak duruma çok sinirlenmiştir.Hal ini karena ia merasa gugup.
Ancak bazen iki kardeş birbirleri ile zıt duruma düşmüşlerdir.Ngoài ra bà còn 2 người em trai là Phù Chiêu Nguyện (符昭愿) và Phù Chiêu Thọ (符昭壽).
Devrim ve inşa süreçleri ülkenin içinde bulunduğu duruma uygun olmalıdır.Các biện pháp cách mạng và xây dựng phải thích hợp với tình hình đất nước.
Bu duruma "beyaz geceler" adı verilmiştir.Hiện tượng này được gọi là đêm trắng.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Là người thừa kế chính thức cho người đứng đầu của nhà Honinbo, Shusaku đã có một vị trí vô cùng nổi bật.
Duruma çok sinirlenen Batman, Joker'i oldukça hırpalar.Câu trả lời phần nhiều khiến Batman cảm thấy ghê tởm, Joker.
Dört renk teoreminin günümüzde bilinen en kısa tanıtı dahi 600'ü aşkın duruma sahiptir.Cách chứng minh đã biết tới ngắn nhất của định lý bốn màu ngày nay vẫn có tới hơn 600 trường hợp.
Fiona bu duruma karşı çıkacağı sırada güneş batar ve Fiona deve dönüşür.Nhưng trước khi Fiona có cơ hội làm điều đó, mặt trời đã lên và cô trở lại thành người.
Genellikle tedavi kesildikten sonra tedavi öncesi duruma dönülür.Tuy nhiên, bệnh thường tái phát ngay sau khi điều trị.
Nakşa seferi başarısızlıkla sonuçlanınca Aristagoras oldukça zor bir duruma düşmüştü.Ngay sau khi việc xây dựng được tiến hành, Artemisia gặp rắc rối.
Son onarımı, 1994'te yapıldı ve bugünkü duruma getirildi.Miếu đã bị phá hủy vào năm 1991 và được xây dựng lại vào năm 1994 ở vị trí hiện nay.
Yukarıdaki örnek bu duruma işaret eder: Konu bir çeyrek notada biter.Hình minh họa là một ví dụ của trường hợp này khi bảy điểm là đỉnh của một thất giác đều.