Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.Oi, maani, varjelkoon Jumala sinua, jotta naapurisi ihailisivat lapsiasi.
Tam işler duruma 2013 yılı içinde geçmesi beklenmektedir.Menestys vaatii oikeat olosuhteet 2011.
Genellikle tedavi kesildikten sonra tedavi öncesi duruma dönülür.Ne yleensä lievittyvät hoidon alkuvaiheen jälkeen.
Bu duruma hipomorfizm denir.Tilaa sanotaan hypoplasiaksi.
Motivasyon hem duruma hem de kişiye bağlı olarak değişmektedir.Motivaatio vaihtelee yksilöllisesti ja tilannesidonnaisesti.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Jennie joutuu vaikeaan tilanteeseen.
Kendilerini besleyebilecek duruma gelene kadar anneleri onları 2-3 ay besler.Vanhemmat ruokkivat niitä vielä 2–3 viikkoa tämän jälkeenkin.
Ancak zamanla zemini doldu ve liman kullanılmaz duruma geldi.Mutta ajan kuluessa kanava liettyi ja muuttui läpipääsemättömäksi metsäksi.
14 yaşına geldiğinde Eric Clapton'un Cream grubunda attığı soloları notası notasına çalabilir duruma gelmişti.Noin 14-vuotiaana hän osasi kaikki Cream-yhtyeen kitaristin Eric Claptonin soolot ”nuotilleen”.
Bu duruma benzer bir örnek olarak NGC 2818 gösterilebilir.Tapaus on yksi esimerkki päällekkäisistä pareista, kuten NGC 2818.
Ardından, ikisi birlikte su yüzeyinde yatay duruma geçerler.Sen molemmat rannat laskevat jyrkkinä rinteinä veteen.
Böylelikle Osmanlı cephesi tehlikeli bir duruma girmişti.Tällöin miehitetty kuunkierto oli liian vaarallinen tehtäväksi.
Data (ya da veri ) bilgisayar için işlenebilir duruma getirilmiş sayısal ya da sayısal olmayan nicelikler.Mahdolliset liian suuret/pienet luvut tietokoneen käsiteltäväksi.
Bu 1997 yılında etkin duruma geçmiştir.Vuonna 1997 tapahtui kuitenkin väistämätön.
Hangisinin yapılacağı filo komutanının taktik duruma göre vereceği bir karardı.Joukkueen pitää valita, kuka tehtävän suorittaa.
Sebebi ise 4. duruma hiçbir şekilde varılamamaktadır.Itoin mukaan sarjalle ei ole tulossa neljättä osaa.
947 bu duruma özgü özel bir düzenlemedir.397 Tämä henkilöön liittyvä artikkeli on tynkä.
Kongrede bu duruma da değinilmiştir.Vastaava käsitys vallitsi myös senaatissa.
Böylelikle her ikisinin de mazeretleri olacak ve şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Huonoimmassa tapauksessa molemmat huijaavat ja kärsivät vähän.
Kocasının ölümüyle tamámen yoksul duruma düştü.Kuolleenasyntyneen sisarensa kaima.
Duruma göre tıpkı bukalemun gibi renk değiştirir.Jauheena sen väri vaihtelee hiukkaskoon mukaan.
Bunu öğrenen şirket ortakları bu duruma engel olmaya çalışırlar.Yhteiskuntien on tehtävä kaikkensa estääkseen sitä tapahtumasta.
Bu duruma daha birçok örnek verilebilir.Jäljempänä tässä artikkelissa esitetään lisää esimerkkejä.
Sovyet 1. Beyaz Rusya Cephesi kuvvetlerinin taarruzu başlangıçta birçok zor bir duruma düştü.Ensimmäinen 1. Valko-Venäjän rintaman yritys muuttui katastrofiksi.
150 katılımcı üç farklı duruma rastgele atandı.Σε 150 συμμετέχοντες ανατέθηκαν 3 διαφορετικά τεστ.
Yakalayamazlarsa cezalı duruma düşerler.Αν όμως χάσουν, θα εκτελεστούν.
AlCl3 üç farklı yapıda bulunur, dereceye ve duruma göre (Katı, sıvı, gaz).Το AlCl3 λαμβάνει τρεις διαφορετικές δομές ανάλογα με τη θερμοκρασία και την κατάσταση (στερεό ή υγρό).
Dört renk teoreminin günümüzde bilinen en kısa tanıtı dahi 600'ü aşkın duruma sahiptir.Η μικρότερη γνωστή απόδειξη για το θεώρημα τεσσάρων χρωμάτων έχει και σήμερα πάνω από 600 περιπτώσεις.
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Αυτά τα βακτήρια επιζούν στις τροφές, ωστόσο αυτό είναι μάλλον ασυνήθιστο.
Böylelikle her ikisinin de mazeretleri olacak ve şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Οι δύο δολοφόνοι έτσι καταφέρνουν να μην πέσουν υποψίες πάνω τους.
Nakşa seferi başarısızlıkla sonuçlanınca Aristagoras oldukça zor bir duruma düşmüştü.Εξαιτίας της ήττας στη Νάξο, ο Αρισταγόρας βρέθηκε σε εξαιρετικά δύσκολη θέση.
Bu duruma "WWE Brand Extension" adı verildi.Αυτό έγινε γνωστό ως Brand Extension (Διαχωρισμός των σόου).
Fransızlar bu duruma tepki gösterdiler.Η Γεωργία κώφευσε σε αυτά τα γεγονότα.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Οι θεοί της Ελλάδας, ακόμη και στο ηρωικό έπος είναι αρκετά εξευγενισμένοι.
Bu duruma erişildiğinde BOS'un ''açılma basıncı'' manometre ile ölçülür.Αφού επιτευχθεί αυτό μετράται η πίεση διάνοιξης του ΕΝΥ με ένα μανόμετρο.
"Yetmiş orta sınıf tankınız olduğunda duruma hakim olursunuz."Για να παίζεις με επτά αμυντικούς εντός έδρας, θα πρέπει να είσαι πολύ φοβισμένος."
Protesto, göreceli olarak bir olaya ve duruma karşı aksi yönde tepki göstermektir.Αντίσταση γενικά λέγεται η εφαρμογή αντίθετης δράσης σε ένα γεγονός ή φαινόμενο.
Artık Grek deniz gücü Ege Denizi'nde duruma hakimdi.Έτσι το μόνο στήριγμα της ελληνικής παράταξης ήταν η θάλασσα στα νώτα τους.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Φωνάζουμε στον κόσμο πως είμαστε έτοιμοι εδώ.
Bunların bir bölümü bu süre bitiminde kullanılamaz duruma gelir.Ούτε χρησιμοποιούταν στο τέλος ενός αριθμού.
Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi.Ο Αλεξέι είναι στενοχωρημένος με αυτήν την κατάσταση.
Fakat kilise bu duruma çözüm bulamadı.Οι επίσημες εκκλησιαστικές αποφάσεις δεν έδωσαν τελικά λύση στο θέμα.
Halk, duruma alıştıktan sonra Delhi’ye yerleşti.Μετά το γάμο του εγκαταστάθηκε στο Δελχί.
Bu duruma sevinen köylü bayram eder.Αυτό εξαγριώνει τους χωρικούς, οι οποίοι εξεγείρονται.
Bu bir yanıyla Antik Yunanistan'daki duruma benzer.Το σύστημα αυτό συναντάται και στην αρχαία Ελλάδα.
Bu duruma Karşıyakalılar sessiz kalmazlar ve Biz İzmirli değiliz Karşıyakalıyız diyerek bağları koparırlar.Ελπίζω αυτές τουλάχιστον να είναι καλύτερα και να μην περνάνε αυτά που περνάμε εμείς..
Bu doktorlar, Nijerya Hükümeti'ni ve Kızıl Haç'ı bu duruma açıkça tepkisiz kalması nedeniyle eleştirdiler.Doktorerne kritiserede offentligt Nigerias regering og Røde Kors for deres tilsyneladende eftergivende adfærd.
Bu duruma karşılık, MSF, Tayland'da ilk mülteci kampı görevine başladı.Som svar herpå etblerede MSF sine første flygtningelejrmissioner i Thailand.
Hercule Poirot ise duruma el koyar.Hercule Poirot går til værks!
Bu duruma "WWE Brand Extension" adı verildi.Denne opdeling blev kaldt WWE Brand Extension.
Yavaşlamayla sağlanan zaman, stratejinin yeni duruma uyarlanması için kullanılacaktı.Forsinkelsen skulle bruges til at tilpasse strategien til den nye situation.
Böylece Sofya duruma tamamen hâkim olmuştur.Hele Bithynien var således under hans kontrol.
Google'ın Apps'daki adayların çalışır duruma gelmelerine yardımcı bir satıcı ekosistemi bulunuyor.Google har et økosystem af forhandlere, der hjælper kundeemner med at komme i gang med Apps.
Fakat kilise bu duruma çözüm bulamadı.Kommissionens arbejde førte derfor ikke til nogen løsning på spørgsmålet.
Bölgede oluşan güçlü rüzgar makasından dolayı kasırga zayıf kaldı ve daha fazla şiddetli duruma gelmedi.På grund af kraftige regnskyl i denne udendørskamp forblev niveauet ret beskedent.
Ancak ben buraya geldiğimde hayatım boyunca ilk defa gördüğüm bir duruma şahitlik ettim.Jeg har prøvet at slippe væk fra ham, lige fra den første gang jeg så ham...
Duruma hâkim olmak için ise kolluk kuvvetleri çağrılır.For at blive livvagt kræves det at man tager en livvagtsuddannelse.
Duruma göre şaka yüzlü dünür geleceklerini söyler.For livet i jordbunden betyder det nedslæmmede ler, at afdræningen bliver dårlig.
Ulahça Makedonya'da bir tür resmî duruma sahiptir.Kijev har en speciel administrativ status i Ukraine.
Duruma isyan eden ustalar işten çıkarılır.De ansatte nedlægger arbejdet i protest.