Devrim ve inşa süreçleri ülkenin içinde bulunduğu duruma uygun olmalıdır.إن طريقة الثورة والبناء يجب أن تكون متناسبة مع حالة البلاد.
Ancak vasiyetname öylesine kötü ve hatalı yazılmıştır ki geçersiz duruma düşmüştür.وكان حليمًا، إلا إنه عند الشدة كانت قسوته شديدة ولا ترحم أحد.
Böylece Hankendi ve Şuşa'da bulunan askeri garnizonlar zor duruma düşüyor.بعد ذلك الحاميات العسكرية الموجودة في خانكاندي وشوشا أصبحت في وضع صعب جدا.
Buradaki gerçek yüzde, duruma bağlı olarak değişebilir.على الأرجح أن النسبة الفعلية تختلف بحسب الموضوع.
947 bu duruma özgü özel bir düzenlemedir.رقم 99 في حد ذاته تمثيل رمزي لهذا الوضع.
Bu olaydan çok etkilenen Picasso, yalnız ve depresif bir duruma düştü.كان بيكاسو متأثرًا جدًا بهذا الحدث وسرعان ما كان مكتئباً ومهزولًا.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.وينطبق نفس الشيء على الثياب.
Bu duruma kurucu prensibi (İng: Founder principle) denir.يطلق على هذا الوضع اسم"الحالة العابرة البدائية "(initialization transient).
İctihadların hükmü yerine ve duruma göre değişir.من آثاره: تعليقة في الفقه والخلاف.
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.وقد تضاف أيضاً العدوى البكتيرية المزمنة إلى هذه الحالة الالتهابية.
Bu duruma adlaşma denir.وتسمى هذه الحالة التفقّع.
Bu duruma tepki olarak 1973'te ABD ve 1976'da İngiltere Uganda'daki temsilciliklerini kapattılar.إلا أنه أنهى هذا التدخل الأمريكي في فيتنام عام 1973.
Böylelikle şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.ولا يشكون في أنهم في أيديهم .
Bu duruma "beyaz geceler" adı verilmiştir.وأطلق على هذه الأحداث "ليلة البلور".
Elinde olmadan yanlış anlaşıldığı ya da zor duruma düştüğü durumlar oluyor.تكون مواقف يساء فهمها دون ادراكها، أو تقع في مأزق صعب.
Tikler yere ve duruma göre şekillenebilir.هذا ما يصنع بالأرض وما عليها.
Böylelikle Osmanlı cephesi tehlikeli bir duruma girmişti.وذلك في الوقت الذي كان فيه الغزاة في وضع خطير.
Bu duruma örnek olarak da California Channel Adalarında bulunan deniz mağaralarını örnek verilebilir.من أمثلة ذلك تصوير قنوات المريخ .
Problem çözme ya da karar verme gibi bir amaca hizmet edebilecek duruma gelmektedir.حدّد ما إذا وافق الحلُّ أهدافَه أم لا.
Bu duruma evlilik denir.كان هذا ادعاء الزواج.
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Birleşik Krallık, Dünya'nın en güçlü donanmasına sahip duruma gelmişti.خلال الحرب العالمية الأولى كانت البحرية الألمانية أكبر قوة بحرية في العالم بعد بريطانيا.
Bu duruma Sanskritçede rastlanır.وهذا خلاف ما يحصل في الدورة الدموية الكبرى.
Bu sorunun işe yarama nedeni 8 olası duruma bakıldığında görülebilir.A razão porque funciona pode ser vista olhando-se para os oito casos possíveis.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Também vos está vedado fazer adivinhações com setas, porque isso é uma profanação.").
Galica bir kez daha kaçak (kachak) duruma düştü ve silahlı mücadelesine devam etti.Porém, novamente Corassani se retirou da luta com uma lesão.
Bu duruma Avatara denir.Tal encarnação é chamada de avatar.
Wertheimer bu duruma Phi Fenomeni adını vermiştir.A este fenômeno chamou de fenômeno phi.
Çoğu kez birlikler tek bir çatışmada imha oldular ya da muharebe edemez duruma geldiler.Muitas vezes, após um único combate, as unidades eram destruídas ou tornadas ineficazes.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.O Partido Comunista decidiu deter a situação, antes que fossem mais longe.
Dört renk teoreminin günümüzde bilinen en kısa tanıtı dahi 600'ü aşkın duruma sahiptir.A menor prova conhecida do teorema das quatro cores ainda tem 600 casos.
Sezar bu duruma göre tedbirlerini almıştı.César tomou-se de precauções.
Fırtınanın gözü bir süre sonra belirgin duruma gelmiş ve 25 km (15 mil) çapına ulaşmıştır.O olho da tempestade rapidamente solidificou-se, alcançando um diâmetro de 15 milhas (25 kilômetros).
Heşlenmek :Bir şeyin atılacak duruma gelmesi.Dormente: Precisa aguardar algo para ser executado.
Büyükbaba ile torun arasında imzalana bu anlaşma Syrgiannes'u zor duruma soktu.Este acordo entre avô e neto deixou Sirgianes numa situação delicada.
Rahel bu duruma çok seviniyordu.Turid ficou muito feliz pelo acontecido.
Bu 1997 yılında etkin duruma geçmiştir.Este modelo sofreu uma leve reestilização no ano de 1997.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Como herdeiro oficial do líder da Escola Honinbo, Shusaku tinha uma posição eminente.
14 yaşına geldiğinde Eric Clapton'un Cream grubunda attığı soloları notası notasına çalabilir duruma gelmişti.Aos 13 anos, ele já tocava, nota por nota, as músicas de Eric Clapton.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.Seus trajes também são lindos."
Yakalayamazlarsa cezalı duruma düşerler.Quem não reagir será preso.
Moore makinası SDM sadece giriş eylemlerini kullanır, çıkış duruma bağlıdır.Máquina de Moore A FSM utiliza apenas ações de entrada, i.e. a saída depende somente do estado.
Mealy makinası SDM sadece girdi eylemlerini kullanır, çıktı girdi ve duruma bağlıdır.Máquina de Mealy A FSM utiliza apenas input actions, i.e. a saída depende da entrada e do estado.
Bu durum, radyasyon kuşağı konusunda tam kanıta sahip olamadığı için Sovyetleri zor duruma düşürdü.Pode-se compreender o porquê da cidade não ter sofrido tanto com a radioatividade.
Kızının evlenemeyeceğini düşünen baba bu duruma oldukça sevinmiştir.A filha se diz satisfeita, pois não lhe agradaria casar com tal moço.
Böyle bir duruma 'düşüncesizliğin' işlevi denir.É o que se chama "sentimento de insegurança".
3 Christopher, Taylor'ı devam edemeyecek duruma getirdikten sonra Kane de Taylor'a chokeslam yaptı.3 Christopher venceu por desistência após Kane atacou Taylor.
Bu duruma sistiserkoz denir.Por isso chama-se tais problemas de sistêmicos.
Eğer çevremizi kontrol altında tutamazsak, bu bizim için ilerde pişman olunacak bir duruma gelir.E se nós ignorarmos isso, fazemo-lo sob nosso próprio risco.
Tikler yere ve duruma göre şekillenebilir.Substantivos são marcados por aspecto e caso.
Bu duruma 2005 yılında referandumla kabul edilen bir anayasa değişikliği ile son verildi.Essas mudanças foram incorporadas na Constituição aprovada em um referendo de 1956.
Bu duruma daha birçok örnek verilebilir.Muitos mais exemplos poderiam ser citados.
Johnny bu duruma anlam veremez.Para Amy nada disso importa.
Deney öngörülen sınırların dışına çıkıp tehlikeli ve psikolojik olarak hasar veren bir duruma geldi.Esta utilização sem informação prévia aumenta o risco de danos físicos e psicológicos.
Ancak bu merak bazıları için tehlikeli bir duruma dönüşecektir.Esta característica pode ser muito irritante para algumas pessoas.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Numéria dá à criança a capacidade de contar.
Eş kutuplu jeneratör (yukarıda solda), bu duruma bir örnektir.O corpo sustentante é um exemplo deste tipo de aeronave.
Buradaki gerçek yüzde, duruma bağlı olarak değişebilir.O papel pode variar de acordo com a disposição.
Bu kişilerin oyunda gözükme zamanları, oyuncunun oyuna müdahele ettiği duruma göre değişebilir.Na parte de cima você pode alterar a aparência de qualquer personagem do jogo.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esta notícia deixa Ricardo muito insegura.
Michael bu duruma çok sinirlendi."Brian estava muito preocupado.