Ana içeriğe geç
Sözlük

duruş ile cümle

duruş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda.نظرت مرة أخرى ، والصدق اضطرني إلى أن أكون صريحا.
Ben tekrar baktı ve dürüstlük bana samimi olmak zorunda."私は古いやつ、それがされている可能性がどのように表示されません。"
Ben temel olarak dürüstüm.Así es que debe ser honesto.
Ben temel olarak dürüstüm.En ik ben in feite eerlijk.
Ben temel olarak dürüstüm.Et je suis foncièrement honnête.
Ben temel olarak dürüstüm.Ja z zasady jestem uczciwy.
Ben temel olarak dürüstüm.전 정직한 사람입니다.
Ben temel olarak dürüstüm.Și eu în principiu sunt onest.
Ben temel olarak dürüstüm.Und ich bin im Grunde ehrlich.
Ben temel olarak dürüstüm.А аз по същество съм честен.
Ben temel olarak dürüstüm.И я в основном честен.
Ben temel olarak dürüstüm.וביסודי, אני אדם ישר.
Ben temel olarak dürüstüm.وأنا أساسا صادق.
Ben temel olarak dürüstüm.僕は記憶力が悪くて 嘘をつくと必ずトラブルになる
Besleyici öğeler ve kalori ile ilgili değildir. Paylaşma ile ilgili. Dürüstlükle ilgili.Non e' una questione di nutrizione e calorie ci fa condividere, essere onesti, ci da' un' identita'
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikGdyby był pan ze mną szczery od samego początku... mogliśmy tego uniknąć.
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikNebylo to marné, ale kdybyste mi od začátku řekl vąechno, mohli jsme se větąině komplikací vyhnout.
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikNon per dire, ma se lei fosse stato chiaro con me sin dall'inizio... in parte avremmo potuto evitarlo.
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikΌχι άσκοπα, αλλά αν ήσουν ειλικρινής μαζί μου εξαρχής... θα μπορούσαμε να τα είχαμε αποφύγει όλα αυτά.
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikСейчас не важно, но вот если бы вы с самого начала всё сказали... мы могли бы избежать таких последствий.
Bilgin olsun, eğer başından bana karşı dürüst olsaydın bütün bunları önleyebilirdikこんなことを全部さけたのに。 >私も信じられなかったから。
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Ani vlastně nevím, jak jsem se dostal do téhle pozice.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Da -- nu ştiu cum am ajuns în această poziţie.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Et oui -- Je ne sais pas comment je me suis retrouvé dans cette position.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Ich weiß nicht, wie wir in diese Position gekommen sind.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Ik heb geen idee hoe ik in deze positie ben geraakt.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Jag vet -- jag vet inte hur vi hamnade i den här ställningen.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Jeg ved ikke rigtig, hvordan jeg endte i denne position.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.저도 제가 왜 이런 자세로 왔는지 몰라요.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Lo sé -- No sé cómo llegamos a esta posición.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Lo so -- non so come siamo finiti in questa posizione.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Não sei como chegámos a esta posição.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Neviem, ako som sa dostal do tejto pozície.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Nie wiem, jak znalazłem się w tej pozycji.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Saya tidak tahu bagaimana posisi saya sampai jadi begini.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Tôi không tại hiểu sao chúng ta lại phải uốn người như thế này.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Tudom, fogalmam sincs hogyan kerültünk ebbe a pozícióba.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Ξέρω -- Δεν ξέρω πώς ήρθαμε σε αυτήν τη θέση.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Знам - не знам как стигнахме до това положение.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Навіть не знаю, як я опинився у цьому положенні.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.Я не знаю, почему это происходит.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.אין לי מושג איך הגעתי לתנוחה הזו.
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.أعلم , أنا لاأعلم كيف وصلنا الى هذا الشيء .
Biliyorum -- bu duruşu nasıl aldığımı bilmiyorum.(笑)
Biraz daha, Evet. Şimdi duruşunu alçalt..קצת יותר, כן. תנמיכי את העמידה שלך
Biraz daha, Evet. Şimdi duruşunu alçalt.قليلاً أكثر , نعم الأن أنزلي مستواكِ
Biraz daha, Evet. Şimdi duruşunu alçalt.俺について
Bir dakika bekle. Bu kez, dürüstçe söylüyorum, evimi terketmem gerekse bile,Bersabarlah sebentar lagi. kali ini, aku jujur, meskipun aku harus pergi meninggalkan rumahku
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıEn dag kom min fru hem från jobbet och samlade modet, genom många tårar, att ha en väldigt ärlig konversation.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıJednoho dne přišla z práce a sebrala odvahu a přes spoustu slz jsme si upřímně promluvili.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı어느날, 제 아내는 일터에서 돌아와서 많은 눈물을 흘리다가 용기를 내어 아주 솔직한 대화를 하자고 했습니다.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMoja żona przyszła kiedyś z pracy i przez łzy zebrała się na odwagę, żeby przeprowadzić szczerą rozmowę.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMột hôm vợ tôi đi về nhà và lấy hết can đảm, với rất nhiều nước mắt, để có một cuộc trò chuyện trung thực.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıЕдин ден жена ми се върна от работа и събра куража през много сълзи да проведем един открит разговор.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıיום אחד אישתי באה הביתה מהעבודה אזרה אומץ, דרך הרבה דמעות, לדבר שיחה כנה.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıحتى عادت ذات يوم زوجتي من عملها وتشجعت وقالت لي الحقيقة .. بين كثير من الدموع حيث كانت صريحة للغاية
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı涙を流しながら思い切って 正直な気持ちを打ち明けてくれました 「貴方のことをもう愛してないの」と
Biri her zaman dürüst.Eén is altijd eerlijk.
Biri her zaman dürüst.Een van de twee vertelt de waarheid.
Biri her zaman dürüst.Einer ist immer ehrlich.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
duruş ile cümle - Sayfa 44 - duruş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App