Mahkeme ilk duruşma tarihini de 16 Aralık 2010 olarak belirledi.16 грудня суд продовжив арешт до 13 лютого 2014 року.
Tehliryan'ın duruşması o dönemin sansasyonel bir olayı idi.Смерть Ростислава була резонансною подією того часу.
Genel olarak hukuk dilinde davalının duruşmalara katılmasa bile gıyabında yargılanmasını ifade eder.Ще гірше, коли в суді рідну мову втрачають адвокати.
Korolenko dürüsttü.Ярослав Олесницький.
1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor.У січні 1966 року почалися судові процеси.
4), "dürüst ve çok namusluydu".«Чесний, але дурний».
Bu grubun siyasi duruşu aşırı sağcı olarak bilinir.Правильність цієї політики Доміціана показали подальші події.
Tutuklananlar göstermelik bir duruşmada yargılandı ve 14'ü suçlu bulundu.Суд визнав його винним у викраданні і вбивстві 14 осіб.
Sanıklar, duruşmada bulunmayan avukatlarına danışamadı.Але він відмовився йти туди без адвоката.
Çevirmen; Çiğdem Dürüşken.Перекладач Горького.
CTU'da çalışan dürüst, güvenilir bir bilgisayar uzmanıdır.ЦБС є спеціально уповноваженим центральним органом виконавчої влади у галузі статистики.
Nêsren veya Nêsren-jak'e (Несрэн-жак1э); doğruluğu, adaleti ve dürüstlüğü simgeler.צדק, цадик), що означає справедливість, чесність.
O çok dürüst.Він дуже чесний.
O fakir, ama dürüsttür.Він бідний, але чесний.
Tom o kadar çok dürüst değil.Том не такий вже й чесний.
Fakirdi ama dürüsttü.Вона була бідною, але чесною.
Fakirdi ama dürüsttü.Він був бідним, але чесним.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Pokud získají nějaké nové důkazy, vrátí věc k dalšímu projednání.
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Před závodem se také držela minuta ticha.
Bu anti-bilimsel ve anti-pozitivist duruş, Benedetto Croce'nin etkisi nedeniyleydi.Toto „antivědecké“ a antipositivistické stanovisko odkazovalo u Gramsciho k vlivu Benedetta Croce.
Ekim'de Del Rey, albümü için "İnsanlar bana sorduğunda, dürüst olmam gerekirse-neler olacağını bilmiyorum.V říjnu řekla, jaké jsou vyhlídky na album: "Když se mě lidé ptají, abych byla upřímná, tak vážně nevím.
O ilişkinin içinde, Steph'le bir duruş belirlemek zorundadır.Se Stephenem nicméně naváže vztah.
George'un duruşması Anne'inkinden hemen önce 15 Mayıs 1536'da gerçekleşti.Soud s ním se konal dne 15. května 1536 několik hodin po soudu Anny.
Demokratik bir duruş yok.A pak existuje nedemokratická cesta.
Protestanların çoğunun duruşu buydu.V této republice měli většinu protestanté.
1985 yılında İsrail tarafından Uluslararası Dürüstler unvanı verilmiştir.V roce 1985 jej Izrael za jeho činy ocenil titulem Spravedlivý mezi národy.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Instinktivně jsem mu chtěl pomoci.
Gerçekten duruşumun ne olduğundan emin değilim.Uprímně jsem nevěděla, co od tohoto procesu očekávat.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Ve své době byl velmi ceněn, dnes není příliš známý.
Oyunu olabildiği kadar dürüst oynarım.Co nejvíc hraček.
Film bir anlamda Woody Allen'ın kendi Amarcord'udur, sevgili şehri New York'a bir saygı duruşudur.Manhattan je vlastně osobním vyznáním lásky Woody Allena městu New York.
Net uluslararası yatırım duruşu: 266,223 \ milyar (1.)Dostupné online. (anglicky) Autoritní data: ISNI: 0000 0001 2667 3762
Ayrıca Stan çok dürüsttür.Také je ale velmi čestný.
Daha sonra yapılan duruşmalar, 2004 yılında Yargıtay'ın beraat kararı ile sonuçlandı.Zpráva komise byla v roce 1999 zrušena rozhodnutím Nejvyššího soudu.
Ceza davalarında, yasayla belirlenen özel durumlarda sanık bulunmadan da duruşma yapılabilir.(3) Obviněného nebo podezřelého z trestného činu je možno zadržet jen v případech stanovených v zákoně.
Kefalet duruşması sırasında Plessy v.Soudní spor Downes v.
Bu halde rassal değişken X= ibre duruş açısı olur.Zbývá ukázat, že x {\displaystyle x\,} je jediným pevným bodem.
Duruşmalar sonunda mahkeme, beraatına karar verdi.Nakonec se ale, pod příslibem spravedlivého soudu, vzdali.
Asana hoş, gevşemiş ve rahat bir halde duruş anlamına gelir.Koupel je příjemně relaxační a uklidňující.
Buna göre tam anlamıyla hareket ve sabit duruş söz konusu değildir.Podívej se, nic se nedá dělat, než čekat, zcela klidně.
LaRouche’un anti-Soros duruşu 1990'lı yıllara dayanır.Dokáže futurismus opustit 90. léta? .
Birçok statta saygı duruşu yerine bir dakikalık alkış ile onurlandırıldı.Památka obětí byla uctěna minutou ticha.
Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Velmi čestný a dobře vychovaný muž.
Bu ilişkide önemli olan tek şey dürüstlüktü.Jeho hlavní charakteristikou je spravedlivost.
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.Proti obvinění držel svoji první hladovku.
Ayrıca Almanya'nın sergileyeceği duruştan da çok emin değildi.Zejména nevěděl, jaké je stanovisko Německa.
Duruşmalara bakan iki mahkeme, 29 kişiyi suçlu bulmuş ve cadılıktan ölüme mahkûm etmiştir.Cele două curți au condamnat douăzeci și nouă de oameni pentru crima de vrăjitorie.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula a percepute taxe pe procese, căsătorie și prostituție.
Bu mahkemeden önceki duruşmalarda dinlenen yirmi altı kişi bu mahkemede suçlu kabul edilmiştir.Cei douăzeci și șase de oameni care au fost judecați în fața acelei curți au fost condamnați cu toții.
En bilindik duruşmalar 1692'de Salem kentinde Oyer ve Terminer Mahkemesinde yapılmıştır.Cele mai cunoscute procese au fost conduse de Curtea lui Oyer și Terminer în anul 1692 în orașul Salem.
Kefalet duruşması sırasında Plessy v.În cazul Plessy v.
Duruş teorisi ve bilimin çoklu kültürel çalışmasına katkıda bulunmuştur.A contribuit la teoria obiectivă și la studiul multicultural al științei.
Flashback (Türkçe: Geriye Dönüş) Orijinal Jazz Jackrabbit oyununa bir saygı duruşu.Este continuarea jocului Jazz Jackrabbit.
Akıllı ve dürüst bir öğrencidir ve arkadaşlarına bağlıdır.Este transparent, onest și este dispus să facă orice pentru prieteni.
Bütün sevgimiz ve dayanışma ile duruş sergiliyoruz.".Prin forța și răbdarea noastră, înainte!”
Duruş mesafesini kısaltır.Scurtează durata de boală.
"'Gündeme karşı serin duruş'".Măcar o să stăm la căldură”.
Bir sonraki duruşmada bu tutuklama emrinin çıkarılmasını istiyorum.În perioada următoare, se preconizează că se va finaliza cu trimiterea lor în judecată.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Îmi iau răspunderea în mod formal și spun că nu există lege...
Bugünkü duruşu, mamafih, 1902 yılındaki çökmesinden sonra 1912 yılında yeniden inşa edildi ve tamamlandı.Turnul a fost reconstruit în forma sa actuală în 1912, după ce se prăbușise în 1902.