durmuş ile cümle
durmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maria stála u hrobu vně, plačici. A když plakala, naklonila se do hrobu.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Mária stála vonku pri hrobe a plakala. A jako tak plakala, nahla sa do hrobu
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maryja stała u grobu, na dworze płacząc; a gdy płakała, nachyliła się w grób.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Dar Maria şedea afară lîngă mormînt, şi plîngea. Pe cînd plîngea s'a plecat să se uite în mormînt.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.마리아는 무덤 밖에 서서 울고 있더니 울면서 구푸려 무덤 속을 들여다보니
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria aber stand vor dem Grabe und weinte draußen. Als sie nun weinte, guckte sie ins Grab
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria invece stava all'esterno vicino al sepolcro e piangeva. Mentre piangeva, si chinò verso il sepolcr
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria Magdalena berdiri di depan kuburan sambil menangis. Sementara menangis, ia menjenguk ke dalam kuburan
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mária pedig künn áll vala a sírnál sírva. A míg azonban siránkozék, behajol vala a sírba;
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria van Magdala bleef echter bij het graf achter.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Marija pa stoji zunaj pri grobu in joka. Ko pa joka, se skloni v grob
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod och grät utanför graven. Och under det hon grät, lutade hon sig in i graven
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod udenfor ved Graven og græd. Som hun nu græd, kiggede hun ind i Graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod utenfor ved graven og gråt. Som hun nu gråt, bøide hun sig og så inn i graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mutta Maria seisoi haudan edessä ulkopuolella ja itki. Kun hän näin itki, kurkisti hän hautaan
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Song Ma-ri đứng bên ngoài, gần mộ, mà khóc. Người vừa khóc, vừa cúi xuống dòm trong mộ,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Song_Ma - ri đứng bên ngoài , gần mộ , mà khóc . Người vừa khóc , vừa cúi xuống dòm trong mộ ,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Η δε Μαρια ιστατο πλησιον του μνημειου κλαιουσα εξω. Ενω λοιπον εκλαιεν, εκυψεν εις το μνημειον
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.А Мария стояла у гроба и плакала. И, когда плакала, наклонилась во гроб,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Мария ж стояла перед гробом, плачучи, знадвору; як же плакала, нахилилась у гріб,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Тоя е хлябът, който слиза от небето, за да яде някой от него и да не умре.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.ומרים עמדה בוכיה מחוץ לקבר ויהי בבכותה ותשקף אל תוך הקבר׃
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.اما مريم فكانت واقفة عند القبر خارجا تبكي. وفيما هي تبكي انحنت الى القبر
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.馬 利 亞 卻 站 在 墳 墓 外 面 哭 . 哭 的 時 候 、 低 頭 往 墳 墓 裡 看
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.馬利亞 卻站 在 墳墓 外面 哭 . 哭 的 時候 、 低頭往墳 墓 裡看
Meryem iyi bir etkisi vardı sağlam yolu. O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.메리에 좋은 영향을 미쳤다 견고한 방법입니다. 그녀는 점차 우는을 거부했고되었습니다
Meryem iyi bir etkisi vardı sağlam yolu. O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.דרך חסון אשר היתה השפעה טובה על מרי. היא הפסיקה לבכות בהדרגה והפך
Meryem iyi bir etkisi vardı sağlam yolu. O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.طريقة قوي الذي كان له أثر جيد على مريم. انها توقفت عن البكاء ، وأصبحت تدريجيا
Meryem iyi bir etkisi vardı sağlam yolu. O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.静か。
Ne diyorsun? İyi durmuş değil mi?Was denkst du?Es ist gut geworden,huh?
Ne diyorsun? İyi durmuş değil mi?Τι πιστεύεις; Δεν έγιναν ωραία, ε;
Ne diyorsun? İyi durmuş değil mi??מה את חושבת? יצא טוב, הא
Ne diyorsun? İyi durmuş değil mi?ماذا تظنين؟ جيد اليس كذلك ؟
Ne diyorsun? İyi durmuş değil mi?はい 良く似合ってますね
Oh, yağmur durmuş.Oh, hujan sudah berhenti.
Oh, yağmur durmuş.Oh, il ne pleut plus.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Így szokott voltam, hogy a változatlan siker, hogy a nagy lehetőségét, az ő nem vesztette volna be a fejembe.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.그래서 그의 불변에 내가 살 익숙해 성공의 가장 가능성 그의 실패가 내 머리에 진입하지 못하게 하는것했다.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Niin tottunut olin hänen muuttumaton menestys, että hyvin hänen mahdollisesta ei ole ollut enää tulla päähäni.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Tak jsem byl zvyklý na jeho neměnná úspěch, že samotná možnost jeho tím přestal vstoupit do mé hlavy.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Tak som bol zvyknutý na jeho nemenná úspech, že samotná možnosť jeho tým prestal vstúpiť do mojej hlavy.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.אז היה מורגל אני אל קבועה שלו הצלחה כי עצם האפשרות שלו שלא חדלה להיכנס לתוך הראש שלי.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.حتى كنت معتادا على الثوابت له ان احتمال نجاح جدا له لم تعد بعدم الدخول في رأسي.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.成功するのは非常に可能性が彼の 不合格は、私の頭の中に入力して消滅していた。 これは、ドアの前に四時に近かった
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Cô dần dần ngừng khóc và trở thành yên tĩnh.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Dia secara bertahap berhenti menangis dan menjadi tenang.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ea a încetat treptat, plângând şi a devenit liniştit.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ela gradualmente deixou de chorar e se tornou quieto.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Elle a progressivement cessé de pleurer et est devenu calme.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ha gradualmente smesso di piangere ed è diventato silenzioso.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Hän vähitellen lakannut itkemästä ja tuli hiljainen.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Hon upphörde så småningom gråta och blev tyst.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Hun gradvist ophørte gråd og blev rolige.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ő fokozatosan megszűnt sírás lett csendes.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ona postopoma prenehal jokati in postal tiho.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ona postupne prestal plakať a stal sa pokojná.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Ona postupně přestal plakat a stal se klidná.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Poco a poco dejó de llorar y se convirtió en tranquila.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Sie hörte allmählich auf zu weinen und wurde Ruhe.
O yavaş yavaş ağlamaya durmuş ve oldu sessiz.Stopniowo przestała płakać i się ciche.
İlgili Sayfalar