Ana içeriğe geç
Sözlük

durmam ile cümle

durmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Jeg burde ikke have slæbt dig med på de boreplatforme...
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Lẽ ra bố không nên cho con theo bố khi đi khoan dầu...Chỉ tại...
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Minun ei olisi pitänyt raahata sinua niille öljynporauslautoille.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Não devia ter-te obrigado a passar tanto tempo naquelas plataformas.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.N-ar fi trebuit să te târâi după mine, pe toate platformele. Doar că...
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Neměl jsem tě s sebou tahat po vrtech.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Nie powinienem ciągnąć cię ze sobą na te wszystkie platformy.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.No debi haberte llevado a todas esas plataformas.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Non avrei dovuto portarti in giro su tutte quelle piattaforme.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Δεν έπρεπε να σε σέρνω μαζί μου σ'όλες αυτές τις γεωτρήσεις.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Не биваше да те мъкна по тия нефтени платформи.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.Не биваше да те мъкна по тия нефтени платформи.
Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.אני עוזב במטוס סילון
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Cố gắng để không bế tắc làm đi làm lại một việc -- hay cố gắng để không bế tắc trước máy tính cả ngày.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Depois, tentar trabalhar nas coisas cujo conteúdo, para mim, é realmente importante.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.계속 똑같은 일을 하는 상황에 매이지 않도록 해보세요. 또는 온종일 컴퓨터 앞에 앉지 않도록 해보십시오. [#: 여러 도구와 기술을 사용할 것]
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Nie utknąć powtarzając tę samą czynność -- -- albo nie utknąć przy komputerze na cały dzień.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Tratar de no atorarse haciendo la misma cosa -- -- o tratar de no atorarse en la computadora todo el dia
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Да се опитвам да не забия, правейки едно и също нещо, или да не се застоявам пред компютъра по цял ден.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Чтобы не зацикливаться на одном и том же - - или чтобы не сидеть за компьютером целый день.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.לנסות לא להתקע בלעשות את אותם הדברים -- או לנסות לא להתקע מאחורי המחשב כל היום.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.وحاول بألا تعلق نفسك بفعل نفس الشيء مراراً.. أو بأن تعلق وراء جهاز الحاسب طول اليوم
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.もしくはコンピューターにかじりつかないようにする つまりスタジオの外に出ることです
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Baiklah, saya telah habiskan waktu saya, saya harus berhenti.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bene adesso, ho terminato il mio tempo quindi mi fermerò qui.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bien, maintenant je dépasse mon temps de parole, donc je dois m'arrêter.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bine acum, am ramas fara timp, incat trebuie sa ma opresc.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Giờ thì thời gian đã hết, tôi xin dừng lại tại đây.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Goed dan, mijn tijd is op, dus ik moet stoppen.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Jól van, túlléptem az időmön, meg kell hogy álljak.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.자, 시간이 다 지났네요, 여기에서 멈추도록 하겠습니다.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Mój czas właśnie dobiegł końca, więc zatrzymamy sie w tym miejscu...
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Muito bem, terminou o meu tempo, por isso, vou ter que parar por aqui.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.No niin, aika loppuu joten minun on lopetettava.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Okay, meine Zeit ist abgelaufen, ich muss Schluss machen.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Se ha terminado mi tiempo, así que tengo que parar.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Εντάξει λοιπόν, έχω ξεπεράσει το χρόνο μου πρέπει να σταματήσω.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.В общем, моё время вышло. Я вынужден заканчивать.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Добре сега, времето ми изтече, така че трябва да спра.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.בסדר עכשיו, גמרתי את הזמן שלי, אז אני חייב לעצור.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.حسنا الآن، لقد انتهى وقتي، لذا علي التوقف.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.ここで終わりにしましょう。 ありがとうございました。
Texas'ta durmam istenmişti.텍사스에 잠시 들러달라는 부탁을 받았습니다.
Texas'ta durmam istenmişti.Mi hanno chiesto di fermarmi in Texas.
Texas'ta durmam istenmişti.Y se me pidió que parara en Texas.
Texas'ta durmam istenmişti.И по пути меня попросили сделать остановку в Техасе.
Texas'ta durmam istenmişti.נתבקשתי לעצור בטקסס.
Texas'ta durmam istenmişti.طلب مني أن أذهب إلى تكساس.
Texas'ta durmam istenmişti.退役軍人が
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Ale v televizi chtěli, abych byl vestoje, aby mi bylo vidět do tváře.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Ale v TV chceli, aby som to robil vzpriamený, aby mohli vidieť moju tvár, v zásade.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Dar la TV au dorit sa ma vada in picioare ca sa imi poata vedea fata.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.De a tévében azt akarták, hogy függőlegesen legyek, hogy láthassák az arcom.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Jednak w TV chcieli bym był pionowo, by mogli widzieć moją twarz.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Maar voor televisie wilden ze me rechtop hebben, om mijn gezicht te kunnen zien.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Mais pour la TV, ils voulaient que je sois à la verticale en fait, pour qu'ils puissent voir ma figure.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Ma per lo show volevano che fossi in posizione eretta in modo che potessero riprendermi in viso.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Mas, para a TV, queriam que eu estivesse de pé de modo a poderem ver a minha cara,
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Men på tv ville de att jag skulle vara stående så de kunde se mitt ansikte.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.Men til TV ville de have mig til at stå op så de kunne se mit ansigt, dybest set.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod