İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.Y les apuesto que, tarde o temprano, esta particular recesión será del pasado.
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.Готов поспорить, что рано или поздно, именно этот экономический спад будет устаревшей новостью.
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.И аз се обзалагам, че рано или късно, тази рецесия конкретно ще бъде стара новина.
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.І я готовий закластись, що рано чи пізно, цей спад економіки вже буде неактуальним.
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.ואני מהמר שבמוקדם או במאוחר, המיתון הנוכחי יהיה חדשות ישנות.
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.ولكنني أُراهن .. أنه عاجلاً أو آجلاً هذا الكساد الخاص سوف يصبح خبراً قديماً
İddia ediyorum, er ya da geç bu durgunluk geçmişte kalacak.今のこの不況は過去のニュースになるでしょう ではどんなニュースが
İlginç. her neyse. Denge: durgunluğa ulaşmak için daimi hareket.Jedenfalls, Balance - eine konstante Bewegung, um die Annäherung an die Stille zu finden.
İlginç. her neyse. Denge: durgunluğa ulaşmak için daimi hareket.W każdym razie balans, ciągłe zmierzanie w kierunku bezruchu.
İvme yok, ama hızımız var En başta durgun haldeydik. Burada ise artık hızımız var.Vamos supor que estamos a trabalhar próximo à superfície da terra.
Kanıtı: Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.Dovada:acem razboi, recesiune, lacomie, saracie, foamete, boli.
Kanıtı: Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.Доказательство: у нас войны, экономический спад, недоедание, нищета, голод, болезни.
Kanıtı: Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.הוכחה? יש לנו מלחמה, מיתון, רעב, עוני, חולי.
Lira durgun halde olduğu için ilk hızı sıfırdı.처음에는 정지 상태였으니까 0의 속도로 시작했고,
Lira durgun halde olduğu için ilk hızı sıfırdı.התחלנו ממהירות 0, כי ברור שבהתחלה היה מצב
Lira durgun halde olduğu için ilk hızı sıfırdı.我们显然是从速度是0开始
Ne? Biraz garip bir kişiğili var. Her zaman sakin ve durgun.Are o personalitate putin ciudata.Intotdeauna arrogant si cu privirea in jos.
Oda temizken ya da makro düzeyde oda durağanken onlar durgundur. -그래서 방이 깨끗하면, 또는 방이 거시적 레벨에서 정지 상태이면 이들은 정지입니다
Oda temizken ya da makro düzeyde oda durağanken onlar durgundur. -La entropia no tiene sentido.
Oda temizken ya da makro düzeyde oda durağanken onlar durgundur. -Protože když je pokoj čistý nebo je neměnný na makroskopické úrovni, je neměnný (statický).
Oda temizken ya da makro düzeyde oda durağanken onlar durgundur. -כי כאשר חדר הוא נקי, או שהוא סטטי ברמת המאקרו, אז הוא סטטי.
O halde, bu onu çok durgun yapar!Allora questo lo rende... un cervo-cavaliere!
O halde, bu onu çok durgun yapar!Entschuldigung.
O halde, bu onu çok durgun yapar!Itu membuatnya... a stag-knight.
O halde, bu onu çok durgun yapar!Så det gør han ... en hjorte-ridder!
Oldukça durgun.적막하다는 것을 알 수 있어요
Oldukça durgun.ושקטה מאד.
Oldukça durgun.انها ثابتة جدا.
Oldukça durgun.では高木の上、林冠へとお連れします
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.חזה לבן שלו, את הדממה של האוויר, ואת חלקת המים היו כל נגדו.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.A fehér mell, a csend a levegőben, és a sima a víz mind ellene.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Hänen valkoinen rinta, hiljaisuudessa ilman, ja tasaisuus veden olivat kaikki häntä vastaan.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Hans hvide bryst, stilheden af luften, og glathed af vandet var alle mod ham.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Hans vita bröst, stillhet luften och jämnhet i vattnet var alla mot honom.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Jego biała pierś, bezruch powietrza, i gładkość wody były przeciwko niemu.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Jeho biely prsia, ticho vo vzduchu, a hladkosť vody boli proti nemu.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Jeho bílý prsa, ticho ve vzduchu, a hladkost vody byly proti němu.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.그의 하얀 가슴, 공기의 정적과 물의 매끄러운 모든되었습니다 그에게 불리.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Njegove bele prsi, v tišini v zraku, in gladkost vode so bili vsi proti njemu.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Payudara putihnya, keheningan udara, dan kelancaran air semua terhadap dirinya.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Peito branco, a quietude do ar, ea suavidade da água foram todos contra ele.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Petto bianco, l'immobilità dell'aria, e la scorrevolezza dell'acqua erano tutti contro di lui.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Piept alb, liniştea a aerului, şi lină a apei au fost toate împotriva lui.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Sa poitrine blanche, l'immobilité de l'air, et la douceur de l'eau ont tous été contre lui.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Seine weiße Brust, die Stille der Luft, und die Glätte des Wassers waren alle gegen ihn.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Su pecho blanco, la quietud del aire, y la suavidad del agua eran en su contra.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Vú trắng của ông, sự yên tĩnh của không khí, và êm ái của các nước đã được tất cả chống lại ông.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Zijn witte borst, de stilte van de lucht en de gladheid van het water waren allemaal tegen hem.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Λευκό στήθος του, η ακινησία του αέρα, και την ομαλότητα του νερού ήταν όλοι εναντίον του.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Бялата му гърдата, тишината на въздуха, и гладкостта на водата всички срещу него.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Его белые груди, тишина в воздухе, и гладкость воды были против него.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.Його білі груди, тиша в повітрі, і гладкість води були проти нього.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.وكان صدره الأبيض ، وسكون الهواء ، والماء نعومة جميع ضده.
Onun beyaz meme, havanın durgunluğuna ve su düzgünlüğü. ona karşı.彼に対して。 fifty棒オフを考え出すことの長さで、彼はかのように、それらの長期遠吠えのいずれかを発声
Orada 70'lerin ortalarında birazcık durgunluk görebilirsiniz.보시다시피 70년대 중반에는 저조한 성장을 볼 수 있습니다
Orada 70'lerin ortalarında birazcık durgunluk görebilirsiniz.אתם יכולים לראות קצת האטה באמצע שנות ה-70',
Orada 70'lerin ortalarında birazcık durgunluk görebilirsiniz.يمكنك أن ترى قليلاً من تباطؤ هناك في منتصف السبعينات
Orada 70'lerin ortalarında birazcık durgunluk görebilirsiniz.第二次産業革命の時にも同様の停滞がありました
Ortaya çıkıvermek gibi birşey senelerce bu medyada çok durgun bir tasarım kültürü aşıladı bana.사실상 수년간 미디어에 노출되면서 디자인에 대한 기본적인 능력이 몸에 배어 버린 거에 가까웠죠.
Ortaya çıkıvermek gibi birşey senelerce bu medyada çok durgun bir tasarım kültürü aşıladı bana.Nó giống như do làm quen với truyền thông nhiều năm qua đã tự bồi đắp kĩ năng thiết kế trong tôi